Giresun’da zor karar: Fındık mı, cevher mi? Maden aramalar şehri karıştırdı
Giresun, son haftalarda Batlama Vadisi merkezli maden arama ihaleleriyle ısınan bir tartışmanın odağında. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından 14 köyü kapsayan ruhsatların verilmesi, bölge halkı ve çevre savunucuları ile ekonomik kalkınma odaklı görüşleri karşı karşıya getirdi.
Yazar Yücel Kaya, kaleme aldığı analizde bu süreci "büyük bir hesaplaşma" olarak nitelendirerek, Giresun’un hem doğasını hem de stratejik kaynaklarını masaya yatırdı.
Rakamlar ve iddialar çarpışıyor
Tartışmanın merkezinde, maden sahalarının genişliği üzerine kurulan farklı veriler yer alıyor. Çevreci gruplar Giresun’un büyük bir bölümünün maden sahası ilan edildiğini savunurken, devlet kanadından bu iddialara yalanlama geldi.
"Çevreci gruplar ve bazı siyasi aktörler, Giresun’un yüz ölçümünün %85’inin maden sahası ilan edildiğini öne sürüyor. Ancak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu oranın gerçeği yansıtmadığını ve fiili kazı oranının yalnızca on binde 4 seviyesinde olduğunu belirtiyor."
Riskler ve ekonomik zorunluluklar
Kaya, maden karşıtlığının sadece bir "ideolojik refleks" olmadığını, bölgedeki İnişdibi doğal maden suları, fındık bahçeleri ve hayvancılık faaliyetleri için somut risklerin bulunduğunu vurguluyor. Yer altı su kaynaklarının kirlenmesi ve heyelan riskinin artması, Karadeniz’in hassas coğrafyasında en büyük korku kaynağı.
Diğer taraftan, Türkiye'nin bakır ve altın gibi madenlerde dışa bağımlı olması, yerli üretimi bir zorunluluk haline getiriyor:
"Madenlere tamamen sırt çevirmek de gerçekçi değil. Türkiye, başta bakır ve altın olmak üzere birçok stratejik madende dışa bağımlı. Bu bağımlılık, her yıl milyarlarca dolarlık döviz kaybı anlamına geliyor. Yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılması; dış ticaret açığını azaltır, yerli sanayinin ham madde ihtiyacını karşılar ve istihdam oluşturur."
Çözüm: Sorumlu madencilik
Giresun'daki bu gerilimin bir "zihniyet sorunu" olduğunu ifade eden Yücel Kaya, ne fındıktan ne de madenden vazgeçilmemesi gerektiğini savunuyor. Çıkış yolunu ise "Sorumlu Madencilik" olarak tanımlıyor.
"Peki Giresun’un bu karmaşadan çıkış yolu ne? Çözüm, ikisinin tam ortasında: Sorumlu madencilik. Yani mesele 'çıkaralım mı, çıkarmayalım mı' değil; nasıl çıkaralım meselesidir. Şeffaf ve sıkı denetim, çevreye minimum zarar ve rehabilitasyon zorunluluğu bu işin anahtarıdır."
Giresun’daki bu süreç, Türkiye’nin kalkınma modelinde doğa ile ekonomiyi aynı potada eritip eritemeyeceğinin bir sınavı olarak görülüyor. Kaya’nın da belirttiği gibi; kalkınma, "ya hep ya hiç" demek değil, bu hassas dengeyi kurabilme sanatıdır.
Yücel Kaya’nın yazısının tamamını okumak için tıklayın>>>




