• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Gece görüş gözlüklerinde renk şifresi: Neden sadece yeşil kullanılıyor?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Gece görüş gözlüklerinde renk şifresi: Neden sadece yeşil kullanılıyor?

İnsan gözünün yeşil rengi diğer tonlara göre daha hassas algılaması, gece görüş gözlüklerinin görüntüyü yeşil tonlarda sunmasının temel nedenini oluştururken, bu tercih karanlıkta daha net ve ayrıntılı görüş sağlıyor.

İnsan gözü, doğadaki renkleri algılama konusunda benzersiz bir yetenek geliştirdi. Görünür ışık spektrumunun tam ortasında yer alan yeşil, bizim en hassas olduğumuz ve en fazla tonunu ayırt edebildiğimiz renk.

Kediler veya köpekler gibi primat olmayan birçok memeli bu rengi göremezken, bizlerin yeşile karşı bu kadar keskin bir algıya sahip olması modern teknolojinin de temellerini şekillendirdi. Savaş filmlerindeki askerlerin kasklarında ya da arama kurtarma ekiplerinde gördüğümüz gece görüş gözlüklerinin tam renkli bir palet yerine sadece yeşil tonlarda görüntü sunması işte bu biyolojik güce dayanıyor. Sistem, insanın karanlıkta en yüksek netliği yakalayabilmesi adına en rahat okuyabildiği rengi hedef seçiyor.


Bu cihazlar, ortamda bulunan ve çıplak gözle seçilemeyen çok az miktardaki cılız ışığı yakalayıp devasa oranlarda büyüterek çalışır. Sistemin kalbinde, pille çalışan ve yüksek voltaj üreten "görüntü yoğunlaştırıcı" adı verilen özel bir tüp yer alır. Mercekten sızan zayıf ışık dalgaları, ilk olarak foto katot adı verilen hassas bir plakaya çarpar. Bu plaka, gelen fotonları anında elektronlar formunda elektrik sinyallerine dönüştürür. Ardından bu elektronlar, mikro kanal plakası denilen delikli bir cam yüzeyden geçerken binlerce voltluk elektrik akımına maruz kalır. Yaşanan şok dalgasıyla birlikte elektronlar zincirleme bir reaksiyona girer ve binlerce kat çoğalır.

Tüpün en sonundaki çıkış duvarında ise fosfor kaplı özel bir ekran bulunur. İnanılmaz bir sayıya ulaşan elektron ordusu bu fosforlu yüzeye çarptığı anda, fosfor maddesi parlamaya başlar. Sistem böylece elektronları yeniden gözümüzün görebileceği ışık pencerelerine dönüştürür. Gözlüğün içinden bakıldığında görülen parlak yeşil ışıma, bu fosfor tabakasının elektronlarla çarpışması sonucu ortaya çıkar. Günümüzde bu kadar ağır bir teknolojiyi barındıran lenslerin her geçen gün daha da incelmesi ve hafiflemesi ise tasarım dünyasının büyük başarıları arasında yer alıyor.


ISI HARİTALARI VE NETLİK YARIŞI

Karanlıkla mücadele etmenin tek yolu elbette yeşil ekranlı fosfor teknolojisi değil. Popüler bilimkurgu filmlerinden de aşina olunan bir diğer yöntem, termal görüntüleme sistemleri. Bu cihazlar, ortamdaki ışığı büyütmek yerine canlıların ve nesnelerin etrafa yaydığı kızılötesi ısı dalgalarını algılar. Özel lensler yardımıyla ortamdaki ısı haritasını çıkaran termal cihazlar, verileri bir işlemci vasıtasıyla renkli bir ekrana yansıtır.


Ancak termal sistemler, sadece sıcaklık farklarına odaklandığı için nesnelerin kenar hatlarını ve detaylarını net bir şekilde çizemez. Bu durum ortaya daha bulanık görüntüler çıkarır. İşte bu yüzden, askeri operasyonlardan arama kurtarma faaliyetlerine kadar pek çok farklı alanda her iki teknoloji de kendine yer bulabiliyor. Yine de netliğin ve detayların hayati önem taşıdığı kritik anlarda, görüntüyü çok daha fazla keskinleştiren yeşil fosforlu ışık büyütme teknolojisi liderliğini korumaya devam ediyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23