• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Fransa’da ilk hedef Müslüman kadınlar

Yeniakit Publisher
2020-10-06 22:11:00 -
Fransa’da ilk hedef Müslüman kadınlar

Fransa’da İslam’ın görünür hale gelişinin en öndeki müsebbibi olan başörtülü kadınlar, devletin onları yabancılaştıran toplumsal müdahalelerinin ilk kurbanı oluyorlar.

17 Eylül’de Fransa meclisinde milletvekilleri ve öğrenci sendikaları arasında yapılan görüşmeye, 2018’de Fransa’da Ulusal Öğrenci Birliği temsilciliğine seçilen ilk başörtülü öğrenci olan Meryem Pougetoux’un katılması, bulduğu her fırsatta İslamofobik tutumun dozunu artıran Fransız kamuoyunda yeniden infiale yol açtı. Kendisini feminist olarak addeden iktidar partisi milletvekili Anne-Christine Lang ile Cumhuriyetçi Parti milletvekilleri oturumu terk ederken, Pougetoux’yu ayrımcılık yaparak laiklik ilkesine aykırı davranmakla suçladı. Hem mağdur edilip hem de ortadaki suçun faili olarak damgalanan Pougetoux’nun mecliste bir istişare toplantısında görülmesi bile, İslam alerjisinin önce milletvekilleri arasında, sonra da bütün Fransa sathında yayılmasına yetti. Kendilerini “cumhuriyeti korumaya” adadığını söyleyen milletvekilleri Meryem’e bakarak şu soruyu soruyordu: “Sırada burka mı var?”

Fransa’da geçen yıl gerçekleşen İslamofobik saldırıların yüzde 70’inin Müslüman kadınlara yöneldiği göz önünde bulundurulduğunda, Maryam Pougetoux’nun uğradığı bu lincin pek de şaşırtıcı olmadığı anlaşılabilir. Fakat gerçekleşen son olay, yasal bir şekilde seçilmiş, mecliste bulunup milletvekillerine öğrencilerin sorunlarını anlatmak uhdesini kuşanan bir öğrencinin görmezden gelinmesi ve daha da ileri gidilerek onun Fransa siyasal ve toplumsal hayatı için bir tehlike arz ettiğinin altının çizilmesi, Fransa’da Müslüman olmanın ne kadar zor olduğunu gösterirken, başörtülü Müslüman kadın olmanın ise kişiyi toplumsal hayattan ve kamusal alandan tamamıyla silinmek tehlikesiyle karşı karşıya getirdiğini de gösterdi.

“İslÂm’ın varlığına karşı değiliz” ambalajı

Bir yandan, İslam’ı “cumhuriyet değerleri içinde eritmeyi”, anayasada geçen tabirle “asimile etmeyi” öngören ve bunu da “İslam’ın varlığına karşı değiliz” ambalajı içinde “Fransa İslam’ı” projesiyle duyuran Fransız hükümeti, esasında dinini gündelik hayatın en doğal ve rutin pratikleriyle yaşamaya çalışan Müslümanların varlığına dahi karşı olduğunu, tüm siyasetini ve kamuoyunu bu metotla şekillendirdiği bir kez daha açık etti. 2019 yılı, Fransa’da başörtüsü mücadelesinin başlamasının 30. yılıydı. 1989 yılında Creil’de, lisede okuyan iki başörtülü öğrenci öğretmenleri tarafından “laiklik ilkesine muhalefet” gerekçesiyle dersten atılmış ve Fransa, nihayetinde başörtülü Müslümanların da toplumlarında faal birer özne olarak yer alabileceğini görmüştü. Bu dönemde okulu haklı gören mahkeme kararı Danıştay tarafından bozulsa da geçen 30 yıl Müslüman kadınların omzundaki yükü sürekli olarak artırdı.

kıyafetlerinden dolayı hakarete maruz kaldılar

Sadece son yıllarda devlet marifetiyle sürekli manipüle edilen İslamofobik anlayışın, Müslüman kadınlara yönelik tutumlarına bakmak bile, atmosferin nereye doğru gittiğini görmek için yeterli olacaktır. 2004 yılında ilk ve orta dereceli okullarda başörtüsü takmak yasaklanırken, 2013 yılında özel sektörde çalışan başörtülü kadınların iş güvenliği gerekçesiyle işten atılmaları Yargıtay kararıyla kolaylaştırıldı. 2016 yılından itibaren, halka açık plaj ve havuzlara “burkini” (haşema) ile girmek yasaklandı, pek çok başörtülü kadın kamu hizmeti alırken kıyafetlerinden dolayı hakarete veyahut ayrımcılığa maruz bırakıldı ya da özel sektörde ayyuka çıkmış ayrımcı tutumla işsizliğe mahkûm edildi. Tüm bu sınavlardan sıyrılabilen başörtülü kadınları bekleyen şey ise 2019 yılında alınan ve akıllara durgunluk veren bir karar oldu: Başörtü takan velilerin, çocuklarının okul gezilerine, müsamerelere ve veli faaliyetlerine katılmaları, bir güven ortamı oluşturulması ve dinsel simgelerin kamusal alanda görünmemesi gerekliliği öne sürülerek yasaklandı. Yani, kamusal alandaki tüm ayrımcılıkları sindirmeyi göze alan, kendi kimliğiyle sıradan bir yaşam sürme ısrarını sessizce sürdürmeye itilen kadınların önüne yepyeni bir ayrımcılık pratiği çıkarıldı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

akit

yaşı küçük  kızların başını örterek onları adeta köleleştiriyorlar! 25 yaş üstüne türban serbest olmalı altına yasak! CHP döneminde öyle idi ne güzeldi.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23