• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Filistin dâvâsı yeni bir suikaste gebe

Yeniakit Publisher
2020-09-22 09:56:00 -
Filistin dâvâsı yeni bir suikaste gebe

İsrail'in Körfez ülkeleri nezdindeki etkinliğinin arttığına dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Gökhan Bozbaş, Fetih-Hamas cephesinde giderek derinleşen bölünmüşlüğün Filistin toplumunda bir bıkkınlık oluşturduğunu belirterek, “İsrail’in Ortadoğu’nun en karanlık ismi Dahlan’ı BAE üzerinden devreye sokması, Filistin davasına yeni bir suikast girişimidir. Bu kritik eşiği aşabilmek için Hamas ve Filistin yönetiminin ulusal birliği güçlendirecek bir noktada bulunması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Bugünlerde Ortadoğu’da önemli tarihi olaylara şahitlik ediyoruz. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşandığı gibi, Ortadoğu coğrafyasında sınırlar yeniden çizilmekte ve güç dengeleri yeniden şekillenmekte. Bunu anlamak ve algılamak herkes için mümkün olmasa da algılayanların bunu kitlelere aktarması önemli. Son günlerde en çok konuşulan husus Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi. İsrail’in özellikle Körfez ülkeleri nezdindeki etkinliğinin artmakta olduğu bir gerçek. Bu durumun Arap dünyasındaki genel etkileri bir yana, özellikle Filistin davasında çok köklü değişikliklere gebe olduğu aşikâr. Dolayısıyla BAE-İsrail ittifakının Filistin davasını önümüzdeki günlerde nasıl etkileyeceği sorusunu herkes soruyor. Filistin davası geride bıraktığı 70 yıl içinde inişli-çıkışlı dönemlerden geçti . Müslüman Arap devletlerinin kendi iç siyasetlerinde yaşadığı birtakım bölünmüşlükler, bölgesel Arap devletlerinin ihanetleri ve de küresel güçlerin Filistin meselesine yönelik sessizliği gibi unsurlar, İsrail’i bugünkü konumuna taşıdı. Bununla beraber son yıllarda yaşanan birtakım gelişmeler yeni bir dönemin habercisi. Bu yeni dönemin ne olacağını tartışmadan önce Filistin’deki mevcut siyasi yapının anlaşılması gerekiyor.

Filistin cephesindeki bölünmüşlük

İsrail’in 1979 Camp David Anlaşması ile yanına çektiği ilk Arap devleti Mısır, ikincisi ise 1994 yılındaki Vadi Arabe Anlaşması ile Ürdün olmuştu. Bu iki barış anlaşması Filistin devletini ve halkını bölgede ciddi ölçüde yalnızlaştırdı. Bununla beraber bölgesel olarak yaşanan bu gelişmelere karşın Filistin’in kendi içindeki bölünmüşlüğü Filistin davasını daha da karmaşık bir hale getirdi. İsrail bu iki Arap devleti ile yaptığı anlaşmalarla aslında o dönem Filistin davasının yegâne temsilcisi gözüken Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) marjinalleştirmeyi amaçladı. FKÖ özellikle o dönemde tüm Arap devletleri nezdinde Filistin devletinin tek temsilcisi olarak kabul görüyordu. Bununla beraber FKÖ’nün arkasında bulunan Arap devletlerinin İsrail’le yaptığı anlaşmalar Filistin toplumunun hareketlenmesine ve Hamas’ın doğmasına sebep oldu. Hamas özellikle 1987 yılında başlayan 1. İntifada ile isminden söz ettirerek İsrail’e karşı sivil ve askeri direnişin yeni sembolü haline geldi. 1996 yılında ilk defa yapılan seçimlerde Yasir Arafat seçilerek devlet başkanı sıfatını kazandı. Seçimler uzun bir süre boyunca yapılamadı ve Arafat 2004 yılında öldü. 2006 yılında yapılabilen seçimlerde ise Hamas beklenenden daha fazla oy alarak ülke siyasetinde öncü konuma geldi. Bununla beraber Hamas-FKÖ mücadelesi Filistin’in kendi ulusal mücadelesini gölgede bırakır oldu. İsrail ise bu mücadele içerisinde FKÖ tarafında saf tuttu ve Hamas’a karşı sürekli olarak el altından FKÖ’yü destekledi. Aslında İsrail’in FKÖ’ye destek veriyor görüntüsü altında yaptığı şey, Filistinliler arasındaki çatlağı daha da derinleştirmek olmuştur. Nitekim 2000’li yıllara girerken Filistin siyasetinin FKÖ ve Hamas arasında keskin bir bölünmüşlük arz ettiği herkesin malumudur.

Arap Birliği, BAE üzerinden parçalanıyor

Trump yönetiminin açıkladığı ve yaklaşık dört yıldır perde arkasındaki temaslarla yürüttüğü sözde “Yüzyılın Anlaşması” projesinin aslında Arap Birliğini ikinci kez BAE üzerinden parçalayarak Filistin topraklarını İsrail’e teslim etmek olduğu anlaşılmış durumda. Özellikle son 15 yıldır Filistin siyasetinde yaşanan iç kavgalar toplumsal ve siyasal yapıda artık bir bıkkınlık doğurmuş durumda. Bu bıkkınlık ortamından istifade planını İsrail yeni partneri BAE üstünden devreye sokacak gibi görünüyor: Muhammed Dahlan. Elbette anlaşma yapıldıktan hemen bir gün sonra ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman Netanyahu’ya yakınlığı ile bilinen Ha- Yom gazetesine verdiği mülakatta "Abbas'ı Muhammed Dahlan ile değiştirmeyi düşünmüyoruz. Filistin yönetimini şekillendirme arzumuz yok", şeklinde bir açıklama yaptı. Fakat yakından bakılacak olursa bunun tam tersi algılanabilir. Zira ateş olmayan yerden duman çıkmayacağı gibi durduk yere de böyle bir açıklama yapılmayacağı aşikardır.

Kirli işlerin adamı: Dahlan

Bilindiği gibi Dahlan 2011 yılında Filistin’den kaçtıktan sonra BAE’ye yerleştive Abu Dabi’de Veliaht Prens Muhammed bin Zayid En-Nahyan’ın siyasi danışmanlığını üstlendi. Aslında Dahlan son 10 yıldır bölgedeki bütün kirli işlerde ismi olan ve BAE’ye doğrudan taşeronluk yapan bir figür. Filistin’de sürekli olarak iç çatışmaları körüklediği bizzat Mahmud Abbas tarafından dile getirildi. Tunus’ta Nahda karşıtıekibe para ve finansman sağladığı ortaya çıkarıldı. Diğer taraftan Yemen’deki Islah Partisi’ne yönelik bir suikast timi oluşturduğu iddiaları da muhtelif haber siteleri tarafından haberleştirilmişti. “Ortadoğu’nun kiralık katili” olarak isimlendirilen Muhammed Dahlan’ın artık Körfez ülkeleri tarafından Filistin devletinin başına geçmesi için hazırlanan yegane aday olduğu görülüyor. Dahlan sürekli olarak Mısır ve Suudi televizyonlarına çıkarak Filistin ile alakalı kendi arzu ettiği istikamette bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. İsrailli eski general Moshe Elad, Dahlan’ın sürgünde olduğu son 10 yıl boyunca Filistin içinde nasıl örgütlenerek kadrolaştığını defaatle zikretti. Dahlan 2016 yılında BAE ve Mısır’ın desteğiyle Demokratik Reformcu Akım (DRA) isimli bir siyasi hareket kurdu. Önümüzdeki günlerde bu hareketin par- tileşerek muhtemel bir başkanlık seçimlerine katılması bekleniyor. Seçimleri tek başına kazanması zor görünse de Fetih ve Hamas arasındaki kavgadan dolayı seçim yarışında rakiplerinin arasından sürpriz bir şekilde sıyrılabilir. Hatta ABD ve AB’nin Dahlan lehine Mahmud Abbas’a baskı yaptıkları da biliniyor. Sonuç olarak Filistin davası kritik bir eşiğe gelmiş bulunuyor. Bu kritik eşiği aşmak için Hamas ve Filistin yönetiminin kesinlikle ulusal birliği güçlendirecek bir noktada uzlaşmaları elzem. Ancak bu şekilde Filistin davası güçlenerek mücadelesine devam edilebilir. Önümüzdeki dönemde Dahlan ismini Filistin meselesi çerçevesinde çok sık duyacağımız kesin ancak Filis tin halkı ve İslam alemi o kadar tarihi bilgi birikimi ve tecrübesine rağmen bile bile ‘Dahlan’ dememelidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ayhan Akyaman

Ben bir AK partili olarak bu olaydan çok üzülüyorum çok üzüntülüyüm
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23