Fetullah Gülen’in güçlü olduğu 2000’li yıllarda gazetelerde yayınlanmaya başlayan yazı dizilerini mahkeme kararıyla durdurulan ve kendisini CIA’ya öldürtmek istendiği belirtilen Nurettin Veren’in gazetemize bomba gibi açıklamalarda bulundu.
Yazarımız Nurettin Veren, Pensilvanya’daki malikanesinde yaşamını sürdüren Fetullah Gülen’in İsrail ilişkisine yönelik dikkat çeken ayrıntılar veriyor. Veren, “Gülen için İsrailsiz ve MOSSAD’sız bir dünya olamaz. Gülen, sevdiğim bir işadamıyla bana ‘Amerika’ya, İsrail’e çatma ve bana vurma’ mektubunu gönderdi” dedi. Nurettin Veren ile yaptığımız söyleşiye ikinci günü davem ediyoruz...
İSRAİL İLİŞKİSİ MAVİ MARMARA İLE TESCİLLENDİ
Gülen için İsrail ve MOSSAD’ın anlamı nedir?
VEREN: Gülen, İsrail ve MOSSAD’la çok iyi geçinilmesi gerektiğini düşünür. Gülen için İsrail’siz ve MOSSAD’sız bir dünya olamaz. Gülen’in Nevval Sevindi ile yaptığı bir röportajda, ‘Amerika yeryüzü gemisinin kaptanıdır. Bunu herkesin böyle kabul edip bilmesi gerekir’ diyor. Gülen, benim kıramayacağım bir işadamını 2004-2005 yılında bana gönderdi. Bu iş adamı aracılığıyla, ‘Amerika’ya, İsrail’e çatma ve bana vurma’ mesajını içerin imzasız bir mektup gönderdi. Benden bu üç şeyi istedi ve bunun dışında her şeyi yapabileceğimi anlatmaya çalıştı. Gülen’in İsrail’e bakışı zaten Mavi Marmara olayında da net olarak ortaya çıktı. Fetullah Gülen’in Yahudilerle çok yakın ilişkisi vardır. Bir çok Yahudi Altunizade’ye Gülen’in yanına bir çok defa gelip gitmiştir. Yahudi Cemaati’nin üst düzey yetkilileri sürekli Fetullah Gülen’e gelirlerdi. Fakat hiç birisiyle yan yana çekilmiş fotoğrafı yoktur.
‘ELHAMDÜLİLLAH HRİSTİYANIM’ DİYENLER VAR
Fetullah Gülen, bütün dünyaya gerçek dinden uzak faklı bir İslam anlayışını mı yaymaya çalıştı?
VEREN: Gülen, başından beri Bahailik, Evanjelizm gibi dinlerin ortak noktalarını enjekte ederek Yahudiliğe ve Hristiyanlığa karşı bizi tepkisizleştirmek istedi. Gülen, ‘Risale-i Nur talebeleri veya bizim cemaatimiz hem İseviliği hem de Muhammediliği temsil etmesi lazım’ diyor. Bu söylem paralel yapı içinde çok yaygındır. Masum gibi görünün fakat İslami açıdan çok tehlikeli bir söylemdir. Şu anda Paralel Yapı’nın içinde, ‘Ben Elhamdülillah Hristiyanım’ diyenler var. Bu insanları Paralel Yapı, Avrupa’dan Amerika’dan kazanmış ve şimdi ‘Ben Elhamdülillah Hristiyanım’ diyor. Yani, hakiki Hristiyanlığın, Müslümanlıkla eş değer olduğunu anlatıyorlar. Evvela, 3 tane din yok ama Gülen üç dinin temsilcileriyle iftar yemekleri verdi. Bu tutumuyla, Allah katında hiçbir geçerliliği olmayan Hristiyanlığı ve Yahudiliği İslam ile eş değer konumuna getirmiş oluyor. İslam dini geldiğinde diğer bütün dinler hükmünü yitirmiştir ama İslam dininin açık bu hükmünü görmemezlikten geldi ve geliyor. Dinlerarası diyalog ya da üç dinin temsilcileriyle iftar yemeği derken ‘Canım Yahudilerde Allah’ın bir dinine mensup, Hristiyanlarda Allah’ın bir dinine mensup’ söylemi Müslümanlara yutturulmaya çalışılıyor.
DİYANET VE İLAHİYAT CAMİASINI KUŞATMIŞ
Paralel Yapı, Türkiye’de en çok hangi kurumlarda hala çok etkin sizce?
VEREN: 2004 yılında yazdığım bir kitapta, ‘Emniyet içerisinde yüzde 75, askeriyenin içerisinde yüzde 45 oranında bir Paralel Yapı, cemaat yapılanması’ var demiştim. Kitabımda yazdığım bu bilgiler sebebiyle şahsıma çok büyük tepkiler gösterildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki Paralel Yapı mensuplarının büyük bir kısmı camii imamlarından oluşuyor. Bugün Paralel Yapı’nın en güçlü olduğu İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatlarındadır. Diyanet içindeki imamları Paralel Yapı çok iyi kullanıyor. Halkla teması sağlayan herkesin bildiği gibi imamlar. Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakültelerindeki Paralel Yapı mensuplarının derhal temizlenmesi gerekir. Diyanet, Gülen’in din anlayışına karşı da gerekeni yapmalıdır. Akademisyenler ve İlahiyat Fakülteleri’ndeki uzmanlar da Paralel Yapı’nın tasfiyesi için üzerlerine düşeni yerine getirmeliler. Gülen, daha önce hazırladığı ekibiyle İlahiyat ve Diyanet camiasını kuşatmış durumdadır. Fetullah Gülen, sürekli özellikle İlahiyat Fakülteleri’ndeki hakimiyetin ele geçirilmesini tavsiye etmiştir. Bugün İlahiyat Fakülteleri’nde çok ciddi bir Paralel Yapı mensupları vardır. Gülen’in en çok tavsiye ettiği diğer meslekler ise vaizlik ve müftülüktür. Yıllardır sürekli bu kurumlarda aktif rol alıp ele geçirmişlerdir.
DİYANET TRİBÜNLERDE SEYİRCİ GİBİ BEKLİYOR
Sapık bir İslami anlayışı ortaya koymaya çalışan Gülen’in olduğunu görüyoruz. Buna dur denilmesinde Diyanet’e görev düşmüyor mu?
VEREN: Gülen’in kitapları ve takip ettiği çizgi net olarak ortada. Gülen’in yazdığı kitaplar ve söylemlerinin tümü Diyanet’in elinde mevcut. Sıradan sade bir vatandaş dahi Gülen’in İslam’ın kırmızı çizgilerinin çiğnendiğini görüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam’ın kırmızı çizgilerini çiğneyen Gülen’e karşı üzerine düşen görevi yerine getirmiyor ve sadece tribünlerden seyirci olarak yaşananları izliyor. Diyanet’in, Gülen’in İslam’ı yozlaştırdığını her platformda ve her iletişim araçlarıyla insanlara anlatma gibi bir görevi vardır.