Ezanı Türkçe’den aslına döndüren Menderes’in de asılmasında rol aldı! Hangi ezanı okudun Büyükerşen?
Mukaddes çağrının evrensel dili olan Ezan-ı Muhammedî’nin Türkiye’de Arapça olarak okunmasını yasaklayan CHP’nin günahları hafızalardaki yerini korurken, Eskişehir’de 25 yıl belediye başkanlığı yapan Yılmaz Büyükerşen’den ilginç bir ezan açıklaması geldi.
HABER MERKEZİ
İslam’la ve Müslümanların mukaddes değerleri ile kavgalı olan CHP’liler ufukta sandık görünür görünmez dindar seçmene şirinlik yapmak için takiyyenin dibine vururken, kendi kirli geçmişini unutuyor.
Mukaddes çağrının evrensel dili olan Ezan-ı Muhammedî’nin Türkiye’de Arapça olarak okunmasını yasaklayan CHP’nin günahları hafızalardaki yerini korurken, Eskişehir’de 25 yıl belediye başkanlığı yapan Yılmaz Büyükerşen’den ilginç bir ezan açıklaması geldi.
CHP’nin tek parti diktatörlüğü tarafından “dinde reform” bahanesiyle 30 Ocak 1932’de başlatılan ve Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle 16 Haziran 1950 tarihinde son verilen “Türkçe ezan” zulmü sırasında ortaokul öğrencisi olan CHP’li Büyükerşen, 1 yıl boyunca minareye çıkıp ezan okuduğunu itiraf etti. 8 Kasım 1937 doğumlu olan Büyükerşen’in, 18 yıl boyunca süren Türkçe ezan zulmü sona erdiğinde 13 yaşında bir ortaokul öğrencisi olması, CHP’li Başkan’ın “ezanı Türkçe” okuduğu ihtimalini güçlendirdi.
ATATÜRK DÖNEMİNE AİT TERCÜME TAVSİYESİ
Yandaş Sözcü gazetesinde konuşan ve “Genç kuşaklar mümkün mertebe Atatürk zamanından tercüme ettirilen Kuran-ı Kerimi okumalı” tavsiyesinde bulunan CHP’li Büyükerşen, Saygı Öztürk’le yaptığı söyleşide; “Ortaokul öğrencisiyken, bugün hâlâ var olan mahallemizdeki İhsaniye Camisi’nde sabah ezanlarını minareye çıkıp okuyordum. Şimdiki gibi hoparlörler, elektronik sistemler yoktu. Müezzin romatizmalı olduğu için minareye çıkamıyordu. Yaklaşık bir yıl ezanı ben okudum. İster sosyal demokrat, isterse başka inançlarda olsun Müslümanlığı öğrenmenin ilk emir olduğunu da caminin kapısının üstüne yazdığımız gibi Kuran-ı Kerim’den öğrenmeliyiz” ifadeleri kullandı.
ZAMANI DURDURAN REZALET
Öte yandan, çocukluğunda “ezan okumakla” övünen CHP’li Yılmaz Büyükerşen, 16 Haziran 1950 tarihinde ezanı aslına rücu ettiren merhum Adnan Menderes’e bunun bedelini canı ile ödeten 27 Mayıs 1960 darbesinde aktif rol aldı.
Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın şehit edildiği ilk kanlı darbe sırasında dönemin Sakarya Gazetesi’nin yazı işleri müdürü olan Yılmaz Büyükerşen, cuntacıların “iftiralarla dolu kara propaganda” içerikli broşürlerinin basılmasında ve dağıtımında aktif rol aldı.
Menderes ve dava arkadaşlarını itibarsızlaştırmak adına bizzat aktif rol alan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak geçen bu eylemini, kendi yazdığı “Zamanı Durduran Saat” isimli kitabının 148’nci sayfasında ballandıra ballandıra şöyle anlatıyor:
“Hava iyice aydınlanmıştı. Saat dokuza doğru, pencerenin önünde otururken, bir askeri cipin bizim evin önünde durduğunu gördüm. Bir astsubay indi içinden, sağa sola bakınırken babama doğru, ‘Yılmaz Büyükerşen’in evi burası mı?’ diye sordu. ‘Evet burası’ dedim. Hemen giyinip aşağı inerken annem ve babam endişeli gözlerle bana bakıyorlardı... Cip, Merkez Komutanlığı’nın bahçesine girerken yakinen tanıdığımız ve Güzeliş Kitabevi’ndeki kulisin müdavimlerinden, Merkez Komutanı Havacı Albay Muammer Atayurt, beni sevinçle kucakladıktan sonra, ‘Cipe tekrar bin ve matbaa mürettipleri ile makinistleri, git evlerinden al getir ve matbaanızın mühürlerini kopararak içeri girin ben size acele basacağınız bir şey getireceğim, o şeyin dağıtımını da sizin Türk Devrim Ocağı üyeleri yapacak. Onu da hemen örgütle’ dedi. Ben ‘herhalde gazete basacağız’ diyordum. Bir saat sonra herkes matbaadaydı. Gazete patronu Abdurrahman Ünügür, Güngör Onal, gazeteci Canan Barlas’ın babası Hasan Pertev Paker üst kattaki kitabevinde toplanmışlardı...”
12 UÇAK DOLU ALTIN İFTİRASINDA BÜYÜKERŞEN DAMGASI
Eskişehir Örfi İdare Kumandanlığı tarafından “tek sayfa” şeklinde hazırlanan ve tıpkı günümüzde Başkan Erdoğan ve yol arkadaşlarına atılan iftiraları hatırlatan utanç vesikasında şu rezil ifadeler yer alıyordu:
“Ankara’da bütün hükümet erkânı ve Demokrat Parti başkanları yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır. Beraberlerinde 12 uçak dolusu altın, mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandılar. Sabık Başbakan Adnan Menderes ve sabık Reisicumhur Celal Bayar, askeri kumandanlık tarafından tevkif edilmiştir. Eskişehir’de matbaası olan herkes bu havadisi basıp yayınlamalıdır. Dikkat Dikkat Dikkat! Vatanseverliğinize hitap ediyoruz. DP İl, İlçe ve Bucak başkanlarının kaçmalarına mahal vermeden tevkif edilmelerini ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salınmamalarını rica ederim.” Sözde tebliğin altındaki imza ise Eskişehir Örfi İdare Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe’ye ait.
BÜYÜKERŞEN’İN MASKESİNİ ERDOĞAN DÜŞÜRMÜŞTÜ
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart 2014 tarihinde, Eskişehir’de düzenlediği mitinginde “CHP’nin her dönemde darbecilerle el ele olduğuna işaret” ettikten sonra konuya ilişkin açıklamada bulunmuştu. Adnan Menderes ve arkadaşlarına yönelik iftira belgelerinin Eskişehir’de, CHP’li Yılmaz Büyükerşen’in onayıyla basılıp - dağıtıldığını anımsatan Erdoğan, “12 uçak dolusu altın mücevherat. Düşünebiliyor musunuz?” “Şimdiki belediye başkanını 27 Mayıs sabahı askerler evinden aldılar ve sevinçle kucaklaştılar. Gece gazetenin matbaasını kendisi açtı. Bu bildiriyi kendisi çoğalttı. Bu iftira dolu belgeyi de kendisi ve arkadaşları dağıttı. CHP’nin Türkiye siyasetindeki yeri 1950’den beri hep bu olmuştur. CHP sandıktan çıkamayacağını, milletin teveccühünü kazanamayacağını bilir, işte böyle iftiralarla, ithamlarla, yalanlarla, dolanlarla montajlarla işi idare ederler” ifadelerini kullanmıştı.
BÜYÜKERŞEN’İN PAÇAVRASI İFTİRADAN KAPATILDI
Gençliğinde yoğun şekilde CHP VE İsmet İnönü propagandası yapan Yılmaz Büyükerşen’in Sakarya Gazetesi isimli paçavrası, yalan ve iftira iddiasıyla 1 ay kapatılmıştı.

