Evliler bekarlara göre daha sağlıklı bir hayat sürüyor. Bütün dünya ölçeğinde yapılan araştırmaların ortaya koyduğu bir gerçek bu.. Bu gerçeği gören nice hekimler, bekar hastalarına evlenmelerini öneriyorlar. “Size sağlık sigortası olarak hemen evlenmenizi tevsiye ederim..”
Söz konusu bulguların geçmişi de birbuçuk asra yaklaşıyor. Fransa’da 150 yıl önce William Farr yapmış araştırmayı. Evli, bekar, boşanmış üç grupta topladığı insanların ne zaman öldüklerini tesbite çalışmış. Çaba basit gibi görünebilir ama, bugün bile doğrulanan bir sonuç vermiş:
Evliler daha uzun yaşıyorlar..
Onları hiç evlenmemişler takibediyor.
Evlenip de boşananlar, yani sağlık sigortası yaptırmışken iptal edenler en bahtsızlar.. Onların hayata veda etmeleri diğerlerine oranla çok daha çabuk oluyor..
Yıllar sonra bugün yapılan araştırmalar doğrudan tıbbi sonuçlara vurgu yapıyor. Evlilerde kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, depresyon ve osteoporoz daha az görülüyor. Evlilerin daha düzenli beslenmeleri, uyku düzenlerinin dengeli olması, alkolden, sigaradan uzak kalmaları, sevgi ve şefkatin ruhi kazanımlarıyla yaşamaları hayatlarını olumlu yönde etkiliyor.
Tabii “huzurlu bir evlilik”ten söz ediyoruz. Yoksa “huzursuz, kavga dövüş” sürdürülen evlilikleri Allah kimsenin başına vermesin. Brigham Young Üniversitesi tarafından 204 evli çift ve 99 bekâr gözetilerek yapılan araştırma 'mutlu evliliklerin' kan basıncı üzerine olumlu etkileri olduğunu, ama 'stresli evliliklerin' tam tersine kan basıncının yükselmesine yol açtığını ortaya koydu.
Böylesi durumda iradesi zayıf ise bir de çiftlerin her türlü iptilaya bulaşmaları ve her türden hastalıkla boğuşmaları işten değil! İçinde bulundukları gergin ortam onları çok kötü durumlara savuracaktır. O zaman görün siz onlardaki kalp hastalıklarını, yüksek tansiyon, depresyon ve osteoporozu.. Stres, kavga-gürültü; astım ataklarından migrene, kalp krizlerinden mide ülserine kadar pek çok hastalığın bir numaralı sebebidir çünkü..
Huzurlu bir evliliği varken, eşini kaybeden adamların pek fazla yaşamadıkları düşünülüyor.
Huzursuz, “kadın dırdırı” ile ömür tüketen erkeklerin hayata veda etmeleri de çabuk olmakta.
Kadınlar için durum böyle olmuyor.
Huzurlu bir evliliği varken, eşini kaybeden kadın eğer eşinden kalan sosyal güvencesi, başını sokacağı bir evi, iyi kötü bir geliri varsa eşini hayırla yad ederek hayatını Allah’ın takdir ettiği güne kadar sürdürebiliyor. Araştırması da var bunun. 60 yaşın üstündeki 2.300 Avustralyalı üzerinde Queensland Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, boşandığı veya kocası öldüğü için dul kalmış veya hiç evlenmemiş olan kadınların, evli olanlara göre çok daha sağlıklı olduklarını ortaya koydu.
Tabii bu sonuç, kadınlar için evlilikten daha iyisi “dul kalmak” gibi sonuca götürüyor.. Bu da ilginç. Fakat açıklamasını şöyle yapıyorlar: Hanımlar evliliklerinde eşleri ve çocukları için çaba sarfetmekten kendilerine yeterli vakit ayıramıyorlar. Ne zaman ki çocuklar yetişkin olup evden uçuyorlar, koca da vefat ediyor, sosyal güvenceleri, geliri falan ile dul kalan kadın artık kendisine bakmaya yöneliyor. Bu da onun hayata daha sağlıklı tutunmasına vesile oluyor.Erkekler yalnız kaldıklarında bütün imkanlarına rağmen, hanımların bu kendilerine bakma, vakit ayırabilme becerisini göstermekte başarısız oluyorlar.