• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Eski köye yeni parti; etiket değişerek siyaset yenilenmez

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Eski köye yeni parti; etiket değişerek siyaset yenilenmez

Örgütlü yolsuzluk iddiasıyla tutuklanarak adliye koridorlarına düşmüş Ekrem İmamoğlu güdümündeki emanetçi Özgür Özel ve şürekasının “Yeni Parti” arayışları, kamuoyuna taze bir umut, büyük bir siyasal ve politik bir çıkış yolu gibi sunulmaya çalışılıyor.

Demokratlar Platformu
Genel Sekreteri Av. Yurdal Kılıçer

Ancak Yeni Parti; CHP Kurultay’ında delegasyon iradesine gölge düşüren Ankara pavyonlarındaki pazarlıkları, Ekrem İmamoğlu ve yerel yönetimler etrafında kümelenen şaibe iddialarını, yargısal süreçler ve kurumsal yozlaşma tartışmalarını bir kenara koyduğumuzda, kendisinde olduğunu iddia ettiği ahlaki üstünlüğü de yitirmiş bir ekip tarafından kuruluyor.

CHP içi hizipleşmeden doğan krizlerden, mahkeme kararlarından, ihraç tehditlerinden veya şaibe iddialarından kaçmak amacıyla bir “B Planı” olarak kurgulanan bu yapı, doğuştan bir savunma mekanizması olmanın ötesine geçemeyecektir.


 

Peki bir tabelanın önüne “Yeni” sıfatını eklemek, tabelanın arkasındaki yapıyı gerçekten yeni kılar mı? Yoksa karşı karşıya olduğumuz tablo, vesayet odaklarının, parti içi tasfiyelerin, adliye koridorlarına sıkışmış meşruiyet krizlerinin ve kişisel ikbal hesaplarının üzerini örtmeye çalışan bir ambalaj değişiminden mi ibarettir?
Yeni bir siyasi hareketin ya da partinin isminin, logosunun ve hatta yönetim kadrolarının değişmesi tek başına siyasal yenilenme anlamına gelmez. Bir siyasi parti, sadece “eskiye itiraz edenler kulübü” değildir. Türk milleti bugüne kadar sloganlara değil, önüne konulan siyasi hikâyelere ve gelecek tasavvurlarına oy vermiştir. Millet, iktidara talip olanlardan yalnızca eleştiri değil; memleketi nasıl yöneteceklerini duymak ister.

Nitekim parti kurumsallaşması üzerine çalışan siyaset bilimciler de aynı gerçeğe işaret ediyorlar. Angelo Panebianco’nun dikkat çektiği üzere, eski kadroları ve eski siyasi refleksleri yeni bir tabela altında toplamak, seçmenin gözünde gerçek bir yenilenme anlamına gelmez; seçmen bunu çok çabuk fark eder. Çünkü seçmenin hafızası, siyasetçilerin sandığından çok daha güçlüdür.


 

Siyasi partiler, sadece seçim zamanı ortaya çıkıp oy isteyen tabelalar değildir. Toplumun neye itiraz ettiğini, neyi talep ettiğini ve geleceğe dair nasıl bir hayal kurduğunu temsil ettikleri ölçüde anlam kazanırlar. Eğer millet sizde kendisini göremiyorsa, en parlak logoların da en iddialı sloganların da bir karşılığı yoktur.
Dünyanın güç dengeleri değişiyor, devletlerin güvenlik anlayışı ve üretim modelleri dönüşüyor. Hâl böyleyken yarım asır önceki sloganlarla ve ideolojik ezberlerle siyaset yapanların milletin önüne yeni bir gelecek koyabilmesi mümkün değildir. Gerçek yenilenme, sadece tabelanın değil; zihniyetin de yenilenmesini gerektirir.
Peki Yeni Parti’nin ismi dışında neresi yeni? Her biri en az 4-5 dönemdir CHP içinde Milletvekilliği yapmış emanetçi Genel Başkan olacak Özgür Özel ve eski partilerinden istifa ederek yeni bir yapıya geçen Bülent Tezcan, Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır, Siyasi Parti Gezgini Cemal Enginyurt gibi milletvekilleri, belediye başkanları veya kurucu figürlerin; seçmen gözünde, kamuoyunda tartışmalı iddialarla, CHP içinde geçmişteki şaibeli bagajlarıyla, yeni bir yapının omurgasını oluşturması, “yeni başlangıç” iddiasını ne kadar inandırıcı kılacaktır?


 

Çağı okuyamayan, günümüz sosyo-ekonomik gerçeklerine yanıt veremeyen ve dogmatik bir “6 Ok fetişizmi” ile geçmişin kalıplarını tekrarlayan zihinsel donmuşlukların, sembollerin veya ideolojik doktrinlerin aynı şekilde ve sorgulanmaksızın Yeni Parti’ye taşınması, oluşumun kişisel hesaplar dışında fikri olarak CHP’den farklılaşmaması, ideolojisini çağa, değişen küresel ve toplumsal şartlara göre dönüştürememesi; “yenilik” iddiasının isim ve söylem dışında bir anlam ifade etmediğini göstermez mi?

Özgür Özel ve şürekası Milletin önüne ne koyuyorlar? Türkiye’nin sanayisi için ne söylüyorlar? Tarımda nasıl bir model öneriyorlar? Enflasyonu nasıl düşürecekler? Savunma sanayii konusunda ne düşünüyorlar?

Dünyanın ve özellikle bölgemizin, Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi gibi ülkemizi direkt ilgilendiren bölgesel ve küresel güvenlik ve dış politika konularındaki düşünceleri nelerdir? Bugün Gazze’den Karadeniz’e kadar güvenlik mimarisinin yeniden kurulduğu bir dünyada Türkiye’nin nerede durmasını istiyorlar?


 

Özgür Özel’in CHP’de emanetçi Genel Başkanlığı yaptığı yaklaşık 2-3 yıllık süreçte Yeni Parti’yi oluşturacak yönetici isimler bu konularda millete hangi plan, projeleri sundular?

Sadece mevcut iktidara ya da eski partiye tepki üzerinden kurulan bir siyasi dil, kalıcı ve özgün bir alternatif çözümler üretemeyen bir partinin varlığı ve devamlılığı mümkün müdür? Öfke, bir siyasi hareketi doğurabilir; fakat onu iktidara taşıyamaz. Millet meydanlarda siyasi öfkeyi alkışlayabilir; fakat iktidarı çözüm üretenlere teslim eder.

Siyaset tarihimiz bize göstermektedir ki; millet, toplumsal bir talebe dayanmayan, zamanın ruhunu bilmeyen, yalnızca mühendislik projesi veya şahsi tepki olarak doğan yapıları acımasızca sandığa gömmüştür. Türk siyasal hayatı, ana gövdelerden koparak şansını deneyen onlarca partiyle doludur.


 

Siyaset tarihinde ana gövdeden kopup iktidara yürüyen başarılı kopuşlar (1946’da CHP’den doğan Demokrat Parti ve 2001’de Milli Görüş’ten doğan AK Parti), başarılarını “eski partiye sövmeye” değil, yeni bir toplumsal sözleşme vaat etmeye borçludurlar. Çünkü başarılı siyasi partiler, belirli toplumsal kırılmaların temsilcisi olarak ortaya çıkarlar. Kalıcı partiler, yalnızca örgütsel ayrışmaların değil; toplumdaki sosyolojik taleplerin siyasal temsilcisi olabildikleri ölçüde başarıya ulaşırlar.

Çok partili siyasi hayatımızda CHP içindeki Dörtlü Takrir hareketiyle başlayan kopuş (Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan) sonucu kurulan Demokrat Parti, sadece CHP yönetimine bir tepki değildi. Sosyolojideki dip dalgayı (mülkiyet, serbest piyasa, dini ve kültürel özgürlükler, bürokratik vesayete tepki) arkasına aldı. Sadece “biz CHP’den ayrıldık” demediler; yeni bir toplumsal sözleşme ve iktidar modeli sundular.

Milli Görüş geleneği içindeki “Gelenekçiler - Yenilikçiler” çatışmasından doğan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları tarafından kurulan Ak Parti de sadece hocalarına veya eski partilerine reaksiyon göstermekle kalmadı; merkez sağ seçmeni, muhafazakârları ve reformist kesimleri kapsayacak kadar geniş kitleleri kapsayan küresel ölçekte bir vizyon, yepyeni bir merkez siyaset dili ve küreselleşmeyle entegre ekonomik program üretti.


 

Toplumsal bir sosyolojiye dayanmayan, siyasi mühendislik ile ayrıldıkları partilerden ya da başka partilerden yaptıkları transferler ile, medya, sermaye veya milletvekili transferleriyle kurdurulan “Transfer” Partilerinin sonu ise istisnasız hüsran olmuştur:

28 Şubat’ın siyasi mühendislik ürünü olarak Hüsamettin Cindoruk liderliğinde kurulan Demokrat Türkiye Partisi, REFAHYOL Hükümeti’ni düşürmek amacıyla DYP’den transfer edilen milletvekilleriyle Meclis’te grup kurmuş ve ANASOL-D hükümetinin ortağı yapılmıştı. Arkasında vesayet odaklarının ve medyanın tam desteği vardı. Ancak milletvekili pazarlıklarıyla kurulan ve halkta karşılığı olmayan bu yapı, girdiği ilk seçimde %0,58 oy alarak siyaset sahnesinden silindi.
DSP’nin 60’tan fazla milletvekilini istifa ettirerek Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem tarafından arkalarına küresel finans odaklarının, medyanın ve IMF’nin desteklediği Kemal Derviş ile kurdukları Yeni Türkiye Partisi medya “kurtarıcı” ilan edilmiş ancak 2002 seçimlerinde %1,15 alarak yok olmuştur.

Şahsi popülarite ve tepki siyaseti ile Mustafa Sarıgül’ün CHP’de kaybettiği kurultay ve yerel seçim süreçlerinin ardından kurduğu Türkiye Değişim Hareketi (TDP), kurumsal bir vizyon yerine lider şovuna dayandığı için zamanla eridi ve Sarıgül’ün CHP’ye dönmesiyle kapandı.


 

Aynı şekilde Muharrem İnce’nin 2018 Cumhurbaşkanlığı adaylığı rüzgârıyla kurduğu Memleket Partisi, CHP yönetimine duyulan kişisel öfkenin ötesine geçip bütüncül bir memleket projesi sunamadığı için sandıkta marjinalleşti.

Elitist arayışlar ve teknoloji ambalajlı kırılmalarla Cem Boyner’in 1990’larda büyük sermaye desteğiyle kurduğu (YDH)Yeni Demokrasi Hareketi (%0,48) ile yakın dönemde AK Parti’den kopan DEVA ve Gelecek Partilerinin özgün bir toplumsal dip dalga yaratamayıp CHP listelerine sığınması, aynı tarihsel kuralın tescilidir.
Tarihsel, hukuki ve sosyolojik gerçekler göstermektedir ki; siyaset köşe yazılarında, televizyon stüdyolarında, sosyal medya hesaplarında, medya manşetlerinde ya da otel odalarındaki milletvekili pazarlıklarında şekillenmez.

Bugün “Yeni Parti” iddiasıyla yola çıkanlar; Kadro olarak geçmişin şaibeli, bagajlı ve tasfiye edilmiş aktörlerini taşıyorsa, yöntem olarak milletvekili veya belediye başkanı transferleriyle meşruiyet devşirmeye çalışıyorsa, fikri olarak çağı yakalayamayan ezberlerin ve dogmaların arkasına saklanıyorsa; Ve hepsinden önemlisi; ülkenin sanayisine, ekonomisine, güvenliğine ve sosyal yapısına dair lekesiz, liyakatli ve somut bir üretim vizyonu koyamıyorsa; bu hareketin adının önüne “Yeni” yazmak, onu yeni kılmaz.


 

Millet, eski aktörleri yeni tabelalar altında önüne koyanlara değil; yeni bir söz söyleyenlere fırsat verir. Siyasette yenilik, partinin adının başına “yeni” kelimesini eklemekle başlamaz. Önce zihniyet yenilenecek, sonra kadrolar ve en nihayetinde milletin önüne yeni bir gelecek tahayyülü konulacaktır.
Çünkü siyaset; eski aktörleri yeni tabelalar altında pazarlama sanatı değil, topluma yeni bir toplumsal sözleşme ve yeni bir istikamet sunabilme sanatıdır.
Eğer bütün bunlar yoksa, geriye yalnızca eski siyasetçilerin yeni bir tabela altında yeniden pazarlanmasından başka bir şey kalmaz. Türk milleti de bugüne kadar siyasi mühendislik projelerine gereken cevabı sandıkta vermeyi gayet iyi bilmiştir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23