Erkeği suçlamak şiddeti çözmez
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Kadın-erkek ilişkilerini zedeleyen ve aile kurumunu dinamitleyen İstanbul Sözleşmesi’nin, şiddet olaylarını sadece erkeğe maletmesi temelinin yanlış olduğunu gözler önüne seriyor. Akit’e konuşan STK temsilcileri, sözleşmenin içeriğine atıfta bulunarak, “Bu sözleşme dünyanın yarısını oluşturan kadınları diğer yarısını oluşturan erkeklere düşman ediyor. Şiddet olaylarında bütün suçu erkeğe yüklemek, şiddeti önlemez” dedi.
Türk aile yapısını parçalayan, Batılı değerleri temel alan, toplumun inanç, gelenek ve göreneklerini göz ardı eden, 6284 Sayılı Kanun’a temel oluşturan ve son günlerin en çok tartışılan konularından biri olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin Dağılmış Aileler ve Çocuk Hakları Derneği Başkan Yardımcısı Erol Şahin Akit’e değerlendirmelerde bulundu.
Şiddetin cinsiyeti olmaz
Erol Şahin, şunları dile getirdi: “Bu sözleşme isminden başlayarak cinsel bölücülük temelinde çarpık bir bakış açısı taşımaktadır. Şiddet görenin sadece kadın olduğuna ve tabii şiddet gösterenin ise sadece erkek olduğuna dair bir ön kabul akla ve mantığa aykırıdır. Sözleşmenin giriş kısmının 8. paragrafında imzacı devletlerin ‘Kadına karşı şiddetin ve ev içi şiddetin her türünü kınayarak’ davranacakları belirtilmiştir. Ayrımcı bu tutum; kadından erkeğe, kadından çocuğa ve kadından kadına yönelik şiddetin önemsizleştirilmesine ve görmezden gelinmesine yol açmaktadır. Oysa şiddet sebep-sonuç ilişkileriyle bir bütün ve bir döngüdür ve sadece erkek cinsiyeti üstüne yüklenerek çözülemez.
Sosyal terör argümanı
“Sözleşmenin giriş kısmının 10. paragrafında imzacı devletlerin ‘Kadına karşı şiddetin, kadınlarla erkekler arasında tarihten gelen eşit olmayan güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğunu ve bu eşit olmayan güç ilişkilerinin, erkeklerin kadınlara üstünlüğüne, kadınlara karşı ayrımcılık yapmalarına ve kadınların tam anlamıyla ilerlemelerinin engellenmesine yol açtığının bilincinde olarak’ davranacakları belirtilmiştir. Buradaki ifade tamamen toptancı ve genellemeci biçimde kategorik olarak dünyadaki bütün erkekleri suçlamaktadır. Bu son derece tehlikeli bir sosyal terör argümanıdır. Şiddetin tek sorumlusunun erkek gösterilmesine dair bu cinsiyet ayrımcısı yaklaşım, temel insan haklarına tamamen aykırıdır.”