Ekonomide atılım yapmanın reçetesi yerli üretim ve ihracat olarak görülüyor. Şirketleri bu reçeteye uymaya davet eden İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay, milli ürünlerin ve markalaşmanın ülkemizi 2023 hedeflerine taşıyacağını ifade etti.
Buğra Kardan
Büyümenin ve kalkınmanın formülü merak ediliyor. Şu aşamada en çok dillendirilen formül yerli üretim ve ihracat. Şirketlere bundan böyle daha çok üretmeyi ve ihraç etmeyi tembihleyen İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay, ekonomide başarının ön şartının her alanda yerlileşme olduğuna işaret etti.
Kilogram birim fiyatı artmalı
Kuralay, 2023 hedeflerinin yerli ürünlerin dünyanın her yerine yayılması ile yakalanabileceğini dile getirerek, “Büyüme ve kalkınmanın reçetesi ihracattır, ürünleri yüzlerce ülkeye satmaktır” dedi.
Şirketlerin pahada ağır ürünler üretmeleri gerektiğini kaydeden Kuralay, “Her alanda ilerleme var. Yeni ürünler üretmek kolay. Mühim olan bunların kilogram birim fiyatını arttırmak, markalaştırmaktır” ifadelerini kullandı.
Ekonomimizi hedef alan girişimlere de değinen Kuralay, şu yorumları yaptı: “Ülkemiz kur ataklarından ötürü sıkıntılı bir dönem geçirdi. Şükür ki o dönem geride kaldı. Ekonomi yönetimi bu dönemde önemli adımlar attı. Fiyat artışlarını büyük oranda önledi. Yatırım ortamını iyileştirdi. Elbette, ekonomi yönetiminin önlemleri olumlu ve yararlı ama üreticiler, tüccarlar da tedbirli olmalılar. Mümkün mertebe yerli üretip, TL ile ticaret yapma ilkesini temel almalılar. Kuşkusuz, ekonomi yönetimi de TL ile ticareti önemli görüp teşvik ediyor. İTO olarak biz de bu konuya duyarlıyız. Duyarlı olmalıyız yoksa dolar ve Euro gibi paraların tekeli ile karşı karşıya kalırız.”
Şoklara dayanıklıyız
Ülkemizin şoklara dayanıklı olduğunu vurgulayan Kuralay, şöyle devam etti: “Ekonomimiz kırılgan ve bir beyanla tarumar olacak yapıda değil. Reel ekonomimiz, üreticimiz ve tüccarımız güçlü. Onun için ‘bundan böyle şokların ardından sarsılırız ama yerle bir olmayız’ diyoruz. Bu güçlü yapıya bir de toplumumuzun iyi niyeti, kuvveti eklenince sosyal yapımızın en ufak yara almayacağını savunuyoruz.”