Ekmek yemezsem, zayıflarım düşüncesi hızla sağlığın bozulmasına vesile oluyor. Gerçi nerede eski ekmekler!
Ekmeğimizin genetiği ile de oynadılar.. Buna rağmen ekmeksiz hayat hayırlı bir çaba değil. Ekmek demek karbonhidrat demek. Hızlı ve sağlıklı şekilde zayıflamak için uygulanan diyetlerde, düşük karbonhidratlı beslenme tercih ediliyor. Ancak bilinçsizce uygulanan bu tarz diyetler, kilo vermek bir yana birçok sağlık problemine de yol açabiliyor.
NASIL YANİ?
Düşük karbonhidratlı beslenme; meyve, sebze, ekmek ve türevi tahıllar, şeker gibi karbonhidrattan zengin besinlerden uzak durulmasını öğütlüyor. Bunun yanı sıra et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri, yağlı tohumlar gibi protein ve yağdan zengin besinleri sık sık tüketin tavsiyesinde bulunuluyor. Bu diyetle kısa zamanda hızlı kilo kaybı hedefleniyor.
Önce listede önemli bir ayıklama yapalım. Şeker! Evet, şekerden gerçekten uzak durmak gerekiyor, tıpkı tuzdan olduğu gibi. Ama yine de bünyenin belirli bir miktarda tuza ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Fakat, doğal yollardan meyve ve benzerlerinden gelen şekerin dışında mısır şurubundan tatlılar, şekerlemeler yoluyla gelen şeker başta olmak üzere özellikle toz ve kesme şeker sağlığımızın baş düşmanı..
BU DİYETİN YARARI VAR MI, VAR! AMMA..
Uzmanlar, düşük karbonhidratlı beslenmenin birçok faydası olduğunun araştırmalarla kanıtlandığını söylüyor. Doğru uygulanan düşük karbonhidratlı diyetin epilepsi hastalığının hafiflemesinde, tip-2 diyabetli obez bireylerin glikoz ve insülin direncinin azalmasında etkili olduğu belirtiliyor. Düşük karbonhidratlı diyet, metabolik sendrom ve diyabet hastalığı ile ilgili komplikasyonları da azaltabiliyor.
Farklı bir araştırma ise bu tür diyetlerin iç organların çevresindeki yağlanmayı azaltmada, kan trigliserid değerlerini ve metabolik sendrom belirtilerini hafifletmede yardımcı olduğunu ortaya koyuyor.
FAKAT TİROİDİN ÇALIŞMASINI ETKİLİYOR
Evet, bilinçsizce yapılan çok düşük karbonhidratlı beslenmenin yarardan çok zararı olabiliyor.
Çok düşük karbonhidratlı beslenme; kan şekerinin kritik sınırlara inmesine, tiroid bezindeki hormon üretim dengesinin bozulmasına ve T3 hormonu üretimi azalırken reverse-T3 adı verilen hormonun artmasına sebep oluyor.
Yani üretimin “aktif” hormondan “inaktif” hormon olarak değişmesine sebep oluyor.
Bu da hipotiroidi adı verilen tiroit tembelliğinin oluşmasına yol açabiliyor.
“Hayatı tehdit eden bir durum”
Yanlış uygulanan diyetler stres hormonu olarak bilinen kortizol hormonunun da artmasına yol açıyor.
Hayatî ve bir numaralı enerji kaynağı olan karbonhidrat girişinin kısıtlanması, beyin tarafından “hayatı tehdit eden bir durum” olarak algılanıyor. Kortizol artınca vücut kötü gün için yağ depolamaya başlıyor, sindirim yavaşlıyor ve halsizlik ortaya çıkıyor.
Kortizole olan talebin artması hipotalamus, hipofi, böbreküstü bezleri arasındaki hormonal dengenin aşırı zorlanmasına, bu da kronik adrenal yorgunluk sendromu adı verilen tabloya yol açabiliyor.
YARARLILAR AZALIR, ZARARLILAR ARTAR
Meyve ve sebzelerin eklenmediği bilinçsizce yapılan bir diyet disbiozise yol açıyor. Yani bağırsaktaki yararlı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin artmasına sebep oluyor. Bu da protein, vitamin, mineraller gibi besin öğelerinin sindirilememesi, sindirimin yavaşlamasına yol açıyor.
Oysa belirli oranlarda sebze ve meyve ile dengelenmiş bir diyet bağırsak sağlığını koruyarak sindirime yardımcı yararlı bakterilerin yani probiyotiklerin artmasını sağlıyor.
Çok düşük karbonhidratlı diyetler zihnî fonksiyonların hafızanın zayıflamasına sebep olabiliyor.
Beyin hücrelerinin bazıları yağlardan sentezlenen keton cisimcikleri yerine sadece glikozdan enerji ihtiyaçlarını karşılıyor.
Yetersiz beslenme, glikoz kaynaklarının azalmasına yol açıp halsizlik hatta fiziksel performansta da zayıflamaya sebep olabiliyor.
HANIMLARIN HORMON DENGESİNİ BOZABİLİR
Yanlış uygulanan çok düşük karbonhidratlı diyetler kadınlarda progesteron, östrojen, LH ve FSH gibi cinsiyet hormonların salgısını azaltıp adet düzensizliğine sebep olabiliyor ve gebe kalmayı zorlaştırabiliyor.
Aynı zamanda yapılan çalışmalar düşük karbonhidratlı diyetleri kısa dönemde düşük yağlı diyetlere göre daha fazla kilo verdirdiği fakat uzun dönemde ise verilen kiloların hatta bazen fazlasıyla geri alındığını gösteriyor.