• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dünyaya açık çağrı: Gazze Manifestosu: Sessizliğe Karşı Vicdan Çığlığı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Dünyaya açık çağrı: Gazze Manifestosu: Sessizliğe Karşı Vicdan Çığlığı

Dr. Selahattin Semiz, 'Dünyaya açık çağrı: Gazze Manifestosu: Sessizliğe Karşı Vicdan Çığlığı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı;

Sağlık mensupları ve doktorları temsil eden dernekler olarak NATO liderler toplantısında Gazzeli ve Filistinli mazlumların çığlıklarını dünyaya duyurmak ve Dr. Hüssam Ebu Safiye’nin şahsında tüm Filistinli mahkumlara yönelik yapılan işkence ve zulümlerin son bulması için bir imza kampanyası başlattık.

Amacımız NATO liderler toplantısı vesilesi ile bu insanlık dışı soykırımın tüm dünyanın gündemine gelmesi idi. Fakat ulaşabildiğimiz birkaç vicdan sahibi basın mensubu dışında insanlar bu duruma karşı üç maymunu oynadı. Bizde bu açık mektubu tekrar basının ve dünyanın gündemine getiriyoruz.

‘Ankara’da devlet başkanları toplanıyor, masalarda “özgürlük, demokrasi ve hukukun üstünlüğü” konuşuluyor. Ancak kameralar karşısında savunulan bu “ortak değerler” Gazze’ye ve onun ağırlaşan insani dramına sıra gelince derin bir sessizliğe bürünüyor.

Bu zirve, Batı dünyasının savunduğu değerlerin gerçekten evrensel mi, yoksa yalnızca siyasi çıkarların izin verdiği coğrafyalarda mı geçerli olduğunu sorgulayan ahlaki bir hesaplaşma alanı olmalıdır.


 

NATO’nun salonlarında eksik olan şey, adaletin sesi, merhametin iradesi, mazlumun hakkı ve zalime dur diyecek irade yoktu. Her şeye rağmen Gazze’nin çığlığı, insanlığın vicdanında yankılanmaya devam ediyor.

Ankara’daki zirvenin aydınlık salonları ile Gazze’nin karanlık hücreleri arasındaki bu görünmez sorunun cevabını bildiriler değil, liderlerin ve medyanın bu ahlaki sınav karşısındaki duruşu verecektir.

Vicdan coğrafyaya göre yön değiştiriyorsa, onun adı vicdan değil; çıkar pusulasıdır.

Gazze’de her gün savaş ve zor şartlar nedeniyle öldürülen çocuklar, İran’da Minab’da okulu bombalanarak öldürülen çocuklar aynı vahşetin kurbanları idi.

İnsan hakları coğrafyaya, pasaporta veya ittifaklara göre değişiyorsa, ortada bir medeniyet değil, ancak bir ayrıcalık sistemi vardır. NATO’nun en büyük açığı askerî değil, işte bu seçici vicdan ve çifte standarttır.


 

Biz bu eksikliği haykırıyoruz. Biz bu sessizliği reddediyoruz.

Gazze’de çocuklar ölürken, anneler ağıt yakarken, evler yıkılırken…
Toplantı salonlarında tek bir karar, tek bir irade, tek bir vicdan sesi yükselmedi.
Basın mensupları bile bu zulmü dile getirmedi, tek bir soru sormadı.

Bu çelişkinin ve sistem sınavının en somut sembolü, Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesini ve hastalarını terk etmeyerek Aralık 2024’te gözaltına alınan Çocuk Doktoru Dr. Hussam Abu Safiya’dır.

Yaklaşık 18 aydır açık bir suçlama, kamuoyuna sunulan bir delil ve şeffaf bir yargılama süreci olmaksızın, sağlık durumunun kötüleştiği bildirilen bir hekimin “gizli dosya” bahanesiyle tutulması hukukun değil, gücün konuştuğunun kanıtıdır.


 

Mesele artık sadece bir doktorun özgürlüğü değil; doktorun beyaz önlüğünün, savaş hukukunun ve insanlığın hangi kurallarla yaşayacağının sınır çizgisidir.

Gazze’de savaşın, kuşatmanın ve insanlık dramının ortasında hastalarını terk etmeyen; çocukların, yaralıların ve mazlumların imdadına koşan sağlık çalışanları, insanlığın ortak vicdanına emanet edilmiş onurlu bir mücadelenin temsilcileridir.

Kamal Adwan Hastanesi direktörü, çocuk doktoru Dr. Hussam Abu Safiya’nın İsrail gözetiminde ağır kötü muameleye maruz kaldığı, sağlık durumunun ciddi şekilde kötüleştiği ve tıbbi bakıma erişemediği yönündeki haberler ve iddialar vicdanları derinden yaralamaktadır.

Bir hekimin, bir çocuk doktorunun, hayat kurtarmaya adanmış bir insanın suçlama ve adil yargılama olmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakılması kabul edilemez.


 

Dr. Hussam Abu Safiya başta olmak üzere haksız yere alıkonulan tüm sağlık ve insani yardım çalışanlarının özgürlüğüne kavuşmasını, başta Gazze, Sudan, Doğu Türkistan ve Arakan olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan tüm mazlumların ferahlığa ermesini, haksızlıkların sona ermesini ve yeryüzünde adaletin, merhametin ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Biz biliyoruz ki tarih sadece güçle değil, adaletle yazılır.
Biz biliyoruz ki medeniyet sadece teknolojiyle değil, merhametle ayakta kalır.
Biz biliyoruz ki diplomasi sadece çıkarla değil, vicdanla anlam kazanır.

Bu yüzden ilan ediyoruz:

• Gazze’nin çığlığı bizim çığlığımızdır.
• Mazlumun yanında durmak insanlığın en büyük görevidir.
• Sessizlik zulmün ortağıdır.


Bu noktada en büyük görev, Ankara’daki NATO Zirvesi’ni takip eden gazetecilere ve basın mensuplarına düşmektedir. Günümüzün modern sansürü artık haberi yasaklayarak değil, bilgi kalabalığı yaratarak asıl soruyu gündemden düşürerek yapılmaktadır.

Gerçek gazetecilik liderlerin hazırladığı diplomatik metinleri kaydetmek değil; “Dr. Hussam Abu Safiya nerede, neden açıkça yargılanmıyor ve onun hayatını korumak için hangi somut adımı atacaksınız?” sorusunu liderlerin yüzüne sorabilmektir.

“Bir imza ya da bir soru neyi değiştirir?” diyerek sessiz kalanlara inat, insanlık tarihi her zaman zulme “Hayır” diyen tek bir insanın küçük ama onurlu itirazıyla ilerlemiştir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Mâide, 5/32)

Rabbim yeryüzünde adaleti, merhameti ve insanlık onurunu hâkim kılsın. Zalimlerin zulmünü bertaraf eylesin; mazlumlara sabır, metanet ve selamet ihsan eylesin.

Kaynak: Habername

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23