Dünden Bugüne tarihi bir hatıra: Suriyeliye trafik cezası

Prof. Haluk Dursun, Şam'da bulunduğu yıllarda yaya geçitlerinin kullanımına ilişkin başına gelen olaydan mutlaka ders çıkarmalıyız.

08 Aralık 2018 Cumartesi 15:01
Dünden Bugüne tarihi bir hatıra: Suriyeliye trafik cezası

Kültür tarihçimiz Prof. Haluk Dursun anlatıyor:

Şam’da bulunduğum yıllarda (1985–1986) şehir trafiğini düzenlemek üzere alınan bir dizi kararla yaya geçitlerinden geçmeyenlere büyük para cezaları uygulanmaya başlamıştı ve bu konuda gösterilen büyük hassasiyet çok insanın canını yakar olmuştu.

Artık, o günlerde herkes birbirini dikkatli olma ve yaya geçidi dışında başka yerden geçmeme konusunda uyarıyordu. Bu sırada görüştüğümüz bir Fransız dostum cezanın sadece Suriye vatandaşları için geçerli olduğunu, pasaport gösterildiği takdirde yabancılara ceza uygulanmadığını söyledi.

Ben de, bu duruma çok sevinerek, cebime koyduğum pasaportun rahatlığıyla artık yaya geçidi olup olmadığına bakmayarak, en kestirme yoldan karşıya geçerek gündelik hayatımı daha rahatça sürdürmeye başladım. Nihayet yine bir gün yasak olan yerden geçerken trafik polisine yakalandım.

Daha önce almış olduğum istihbarata dayanarak yabancı olduğumu belirtip polise pasaportumu gösterdim. Suriye trafik polisi pasaportumun ay-yıldızına baktı ve “Hayır, olmaz” diyerek geri verdi. Ben, şaşkınlık ve telaşla yabancılara cezanın uygulanmadığını, benim de yabancı olduğumu ve pasaportun bunu ispat ettiğini söyleyince hayatım boyunca unutamadığım bir tarih dersi yahut tarihi bir ders verdi.

Evet, yabancılara ceza vermiyoruz. Amerikalılara, Ruslara, İngilizlere, Fransızlara dokunmuyoruz. Fakat pasaportunuza baktım, siz yabancı değilsiniz” dedi.

-Nasıl?” dedim.

-Türk bizdendir, biz hepimiz Osmanlı değil miyiz?

-Evet, muhakkak ki mü’minler kardeştir” diyebildim.

Sonra   

-Size sorarım, neden bir Türk hacca gidebilmek için bizden, Ürdün’den, Suudi Arabistan’dan vize almak, pasaport göstermek zorunda kalsın? Müslümanın Müslümandan pasaport sorması, vize istemesi caiz midir? Ben Peygamberimin kutsal emanetlerini görmek için Topkapı Sarayı’na gitmek istersem, benden pasaport ve vize isteyeceksiniz. Bu yakışır mı?” şeklinde konuştu.

Allah-u a’lem sanki tarih bizden hesap soruyordu. O hadiseyi, o trafik polisini, o sözleri hiç unutamıyorum ve şimdi Suriye’den gelen her haber bana o ânı hatırlatıyor. Batı emperyalizminin Sykes-Picot’lardan, Lawrence’lardan beri yapmaya çalıştığını, yani aramızı nasıl açtığını hâlâ öğrenemeyecek miyiz? Halep, Şam, Hama, Humus, Lazkiye, Tartus, Deyr-üz Zor, Rakka ve birçok değişik bölgede birçok insanla görüştüm.

Sonuçta şu kanaate vardım: Suriye biziz, biz Suriye’yiz; rejimler, siyasi idareler geçici ayrılıklardır. Önemli olan tarihin, çoğrafyanın ümmetin birliğidir. Son söz Peygamber (s.a.v.)’den: “Va ümmeti va ümmeti”.(Ah ümmetim, ah ümmetim!)

Haber Tarihi: 08 Aralık 2018 Cumartesi 15:01

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    15 Aralık 2018