Dizi ve filmlerin zararlı etkileri üzerine Vejdin Çelik dikkat çeken bir açıklamada bulundu!
Uzman Psikolojik Danışman Vejdin Çelik, dizi ve filmlerin zararlı etkileri üzerine dikkat çeken bir açıklamada bulundu.
Dizi ve Filmlerin Zararlı Etkileri Üzerine
Günümüzde dizi ve filmler özellikle gençleri olumsuz yönde etkileyebilmekte, onların yaşam biçimi ve alışkanlıkları üzerinde ciddi anlamda rol oynayabilmektedir. Özellikle 12-18 yaş arası dönem bireyin kimlik gelişimi açısından çok önemlidir. Bu dönemde genetik faktör tabii ki etkili fakat son zamanlarda çevresel ve sosyal faktörlerin etkisinin giderek arttığı gözlemlenmiştir. Yani burada bireyin ne izlediği ne okuduğu neyle vakit geçirdiği özellikle kimlik gelişimini etkileyebilmektedir. Bireyin benlik algısı 2 çeşittir gerçek benlik ve ideal benlik olmak üzere. Gerçek benlik aslında var olan fiziki ya da ruhsal özelliklerini kapsar. İdeal benlik ise ulaşmak istediği olmasını istediği kendini nasıl görmek istediği benlik yapısıdır.
Bu iki benlik yapısı arasında özellikle ergenlik döneminde fark arttıkça bireyin ruhsal yapısı bundan olumsuz yönde etkilenir. Ama gerçek benlik ile ideal benlik arasında fark azsa aslında sağlıklı bir ruhsal yapısından bahsedebiliriz. Dizilerde ve filmlerde yer alan karakterler, yaşam biçimleri, hayal alemi bireyi adeta bir simülasyonun içerisine sürüklüyor. Yani gerçek benlikten ziyade ideal benliği yüceltiyor bu da kişilik yapısında çeşitli zedelenmeleri oluşturuyor. Aynı zamanda toplumla kültürle ve inançla bağdaşmayan ters bir kimlik yapısının oluşumuna zemin hazırlıyor. Bu sistematik ve kontrollü bir biçimde yapılıyor. Bundan yıllar önce nasıl ki sinema vasıtasıyla propagandalar yapılıyorken günümüzde çok da değişen bir durum yok hatta sosyal medya ve çeşitli dijital platformlar da buna eklenmiş durumda. Sözgelimi kimlik gelişimini tamamlayamayan bir birey sosyal medyada gezinirken sıklıkla filtre kullanıyor beden algısı çarpık zamanla kendinde kusur arar bir hale gelmiş durumda. Zaman geçtikçe bedenini beğenmeyen sürekli kusur arayan birey yaşı küçük olmasına rağmen sistemsel bir biçimde estetik ameliyatlarına yönlendiriliyor. Erkek çocukları açısından özellikle dizilerde yer alan hayali mafyatik karakterler bireyleri şiddete zararlı maddelere hız merakına aşırı tüketime yönlendirebiliyor. Bu da kontrollü bir biçimde insanların bilinçaltına yerleştiriliyor. Sosyal medyanın algoritması da bu yönde bir konu belirleniyor ve bu konu üzerine içerik üreticilerine belli bir ücret ödeniyor reklam ve tanıtım yapılıyor insanlar ne aldıklarını neye yöneldiklerini niye aldıklarını bilmeden alıyor tüketiyor ve en nihayetinde tükeniyor.
Medya okur yazarlığı sağlıklı ve bilinçli dijital medya kullanımı noktasında fayda sağlayacaktır. Bu konuda eğitim öğretim müfredatlarında çeşitli düzenlemeler özellikle öğretmen ve velilerin ortak çalışmaları eğitimler seminerler kamu spotları sosyal medyada yaş sınırı içerik sınırı ve bunun gibi çalışmalar yasal olarak da insani ve vicdani olarak da etkili olacaktır. Elbette yasaklamak çözüm değil ama neyi nasıl izleyebiliriz veya nasıl kullanabiliriz bunun bilincinde olmak lazım. Her zaman için alternatifler üretmek psikolojik ve bedensel olarak insana iyi gelecektir. Alternatif olarak özellikle gençler spora müziğe çeşitli kurslara manevi gelişimi destekleyecek çalışmalara yönlendirilebilir. Platon şöyle der: boş beyin şeytanın çalışma odasıdır. Beyni faydalı şeylerle gelişimi destekleyecek çalışmalarla meşgul etmek lazım. Bu süreçte rol model olmak da çok önemli anne baba kitap okumuyorsa çocuklarına sürekli kitap oku demek de anlamsız ve manasız olur. Sürekli sosyal medya ile meşgul olan anne baba sosyal medyanın zararlarından bahsedemez. Söylemek değil yapmak her zaman için daha etkili olacaktır.