Diyanet'i çirkin sözlerle hedef alan Fatih Altaylı, merhum Hasan Karakaya'nın yazısını akıllara getirdi
İslam'da evlat edinmenin hükmünü anlatan Diyanet'i "pornocu" olmakla itham eden 28 Şubat döneminin medyadaki aktör isimlerinden Fatih Altaylı, merhum Genel Yayın Koordinatörümüz Hasan Karakaya'nın "Kendimde değilim bugün" başlıklı yazısını akıllara getirdi.
YENİAKİT.COM.TR
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu İslam'da evlat edinmenin hükmünü anlattı.
Müslümanlara yönelik uyarıyı üstüne alına Fatih Altaylı tıpkı 28 Şubat'taki gibi küfürbazlık yaparak Diyanet'i çirkin ifadelerle hedef aldı.
28 Şubat'taki küfürlerinin hesabı sorulmayınca 2023'te de aynı cüreti gösterdi!
28 Şubat'ın küfürbaz tetikçisi Fatih Altaylı da, hesabı sorulmayan o küfürlerini 2023 yılında da sürdürdü.
Diyanet'i Twitter hesabından hedef alan Altaylı, haddini aşan şu rezil ifadeleri kullandı:
"Yahu siz gerçekten sapıksınız anladık da diyanet gibi bir kurumda ne işiniz var. Sapıklar. Gidin porno sektörüne girin. Atatürk ün millete doğru düzgün din bilgisi verilsin diye kurduğu kurumu sapık muhayyileniz ile kirletmeyin."
Diyanet'i "pornocu" olmakla itham eden 28 Şubat döneminin medyadaki aktör isimlerinden Fatih Altaylı, merhum Genel Yayın Koordinatörümüz Hasan Karakaya'nın "Kendimde değilim bugün" başlıklı yazısını akıllara getirdi.
Altaylı, başörtülülere ve özgürlük için direnen bacılarımıza 'fahişeler' diye hakaret etmiş; bununla da yetinmeyerek 'şerefsiz, satanist, aşağılık köpek' gibi alçakça ifadelere de imza atmış; Karakaya ise anladığı dilden cevap vermişti.
Karakaya 10.10.1999 tarihli yazısına, "Kendimde değilim bugün" diyerek başlamış ve özellikle hanım okurlarının o yazısını okumamasını istemişti. İşte o yazı:
Bugün yazmak gelmiyor içimden... Sövmek istiyorum - Öncelikle; böyle bir yazıyı kaleme almış olmaktan dolayı hepinizden, özellikle de hanımlardan özür diliyorum.
Bugün; “seviye” beklemeyin benden... Çünkü “çukur”ların seviyesine inmek ve kulaklarına bağırmak istiyorum.
Ahlâk, edep, medeniyet, hoşgörü de beklemeyin.
Zira; kendimde değilim bugün.
Son derece öfkeli, kızgın ve kendimi kaybetmiş durumdayım.
Vücut kimyam bozuk.
Ağzıma geleni, kâğıda döküyorum.
Kusura bakmayın... Özür diliyorum hepinizden...
Bugüne kadar;
Bu köşeyi hanımlar da okuyor diye, mümkün olduğu kadar “argo” kullanmamaya, mümkün olduğu kadar “sövmemeye” özen gösterdim.
Ne var ki;
Okuma hakları ellerinden alınan “Başörtülü” öğrenciler için “fahişe” diyebilecek kadar adileşen, pespayeleşen bir “o..... çocuğu”na, hakettiği dilden cevap vereceğim.
Dikkat edin;
“O.....’nun çocuğu” değil, “o..... çocuğu” diyorum.
Çünkü; “ana”sının kabahati yok.
Bilseydi, büyüyünce böyle bir “Mahlûkat” olacağını hiç doğurur muydu onu?..
Evet;
O, kafası o.....laşmış bir fahîşe!..
O, bir o..... çocuğu!..
O, mümkün değil ki, anasının rahminde büyümüş bir “Cenin” olamaz!..
Olsa olsa; ‘9 ay 10 gün çektiği kabızlık”tan sonra makatından defettiği bir “bok”tur!..
...............
Düşünüyorum da;
Bir “insan”dan, mümkün değil, böyle bir “yaratık” çıkamaz!..
Bir kadın, böyle bir “enik” doğuramaz!
Aklım, havsalam almıyor.
Hiçbir ana-baba, böylesine bir “pislik”, böylesine bir “mikrop” üretemez!.. Hele hele; 9 ay boyunca taşıyamaz bünyesinde!..
O halde, nereden çıktı bu mahlûk?..
“İnsan” desen, insana benzemiyor!..
“Hayvan”desen, tüm mahlûkata hakaret olur!..
Kendi dışkısını yiyen “Domuz” bile temiz kalır bu “necaset”in yanında!..
İyi de;
Kim bu alçak?..
Nereden çıktı bu şerefsiz?..
Öyle bir “necaset parçası” ki, hiçbir “ana”nın rahminden çıkması mümkün değil!..
................
Onun gözünde;
Okumak için üniversite kapısında bekleyen “başörtülü” öğrenciler birer “fahişe!..”
Hem de;
“Bellenmesi gereken bir fahişe!..”
Depremde çektikleri “acı”ların üzerine, bir de “okula girememe” baskısıyla karşılaşan bir “depremzede öğrenci”nin zulmü protesto için açtığı “7.4 yetmedi mi?” pankartına takmış kafayı.
Diyor ki;
“Size neyin yetip yetmediğini ben biliyorum da, size değmez!.. Onu yapmaya bile değmezsiniz!.. Sizi gidi alçak fahişeler sizi!..”
Ben de diyorum ki;
Hayır; böyle bir “şey”e “insanca” cevap vermek mümkün değil...
Ona neyin yetip-yetmeyeceğini ben de çok çok iyi biliyorum ama, değmez!..
Çünkü;
Yazdığı kalem bile “küçük” gelir ona!..
O ki;
(...)
Bu “necaset” var ya;
Program yaptığı “kanal-izasyon”dan aradım kendisini:
“O şimdi burada yok, denize doğru akıyor o bok!”dediler!..
(..)
Bu “kazurat takımı”nın yaptıkları asla yanlarına kâr kalmayacak.
“Adalet” önünde verecekler hesabını.
Verdirtmezsem, şerefsizim!..
Gündem
Türkiye tek yürek oldu, onların kalbi tekledi!
