Dikkat:Helalin hesabı, haramın azabı var!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Allâh’ın lutfettiği nîmetleri sarf ederken ilâhî emir ve yasak ölçülerini göz önünde bulundurmak zorundayız. Helâlin hesâbı, harâmın da azâbı olduğunu unutmamalıyız. İşte detaylar:
Yüce Allah: "O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lutuf olarak) size âmâde kılmıştır. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (el-Câsiye, 13) buyurmaktadır. Lâkin bu durum, nîmetlerin hiçbir kayıt ve şarta tâbî tutulmmadan, istenildiği gibi gelişigüzel kullanılabileceği mânâsına da gelmez. Nitekim diğer bir âyet-i kerîmede de: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!” (el-Kıyâmet, 36) buyrulmaktadır.
Haramlardan kaçınmak kadar, helâl nîmetleri kullanırken “israf” sınırlarına taşarak diğer bir harâma düşmekten de sakınmalıyız. Zîrâ nîmetleri kullanmada haddi aşarak ilâhî ölçülere hürmetsizlik demek olan israf, Cenâb-ı Hakk’ın lutuf ve ihsânına karşı büyük bir nankörlüktür.
Nitekim İyâs -rahimehullâh-:“Allâh’ın emirleri hâricine taşan her şey israftır.” demiştir.
Rabbimiz, günlük hayâtımızdaki yeme-içme, giyinme gibi ihtiyaçlarımızdan mânevî hayâtımıza âit kıymetlerimize kadar bütün hususlarda israf ve cimriliği yasaklayıp îtidâl üzere bulunmayı emretmiştir. Bu yüzden, her mü’min, bu iki zıt nokta arasında muvâzene örneği bir hayat yaşamak mecbûriyetindedir. Zîrâ maddî ve mânevî bütün nîmetlerin kullanılmasında ilâhî ölçülere riâyet edilmediği takdirde insan, israf veya cimrilik illetlerinden birine düşmekten kurtulamaz.
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Gönül Bahçesinden ÖYLE BİR RAHMET Kİ, Erkam Yayınları.