• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Demirtaş şafak mı sayıyor?: Az kaldı!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Demirtaş şafak mı sayıyor?: Az kaldı!

Terörsüz Türkiye sürecini 10 yıldır tutuklu bulunduğu cezaevinden, CHP’deki koltuk kavgaları, Türk devlet aklı, Devlet Bahçeli’nin tabuları yıkan cesur çıkışları eşliğinde değerlendiren Selahattin Demirtaş sürecin artık somut adımlar gerektirdiğini anlattığı ve ‘Az kaldı’ başlığıyla kaleme aldığı yazısını yine ‘Az kaldı’ ifadesiyle tamamladı. Demirtaş’ın ısrarla vurguladığı ‘az kaldı’ ifadeleri, TBMM tatile girmeden çıkacak yasada kendisinin de aralarında bulunduğu isimleri özgürlüğe kavuşturacak yasalara dikkat çektiği şeklinde yorumlandı.

Kobani Davası olarak bilinen 6-8 Ekim 2014 yılında Türkiye’nin dört bir yanında estirilen terör olaylarının azmettiricisi olarak yargılanan ve "silahlı terör örgütü kurma ve yönetme", "terör örgütü propagandası ", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik " suçlarından toplam 42 yıl hapis cezasına çarptırılan eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 10 yıldır tutuklu bulunduğu cezaevinden Terörsüz Türkiye süreci hakkında bir yazı kaleme aldı.


KILIÇDAROĞLU’NU REDDETTİ

Terör suçundan yargılanması için Meclis’te yapılan dokunulmazlıklarının kaldırılması sırasında ‘evet’ oyu veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçen hafta cezaevinde kendisini ziyaret etme isteğini reddeden Demirtaş’ın kalemi aldığı ‘Az kaldı’ başlıklı yazısı özetle şöyle: 

Küresel düzeyde yaşanan ve kapitalizmin, emperyalizmin doğasına içkin olan krizlerle birlikte büyük bir hegemonya savaşı hem Ortadoğu’da hem Türkiye’de eskiye ait olan her şeyi yıkıyor ama Gramsci’nin deyimiyle “Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğmak için mücadele ediyor, şimdi canavarlar zamanı

Doğal olarak Türkiye de bu değişimden doğrudan etkilenen ülkelerin başında geliyor. Fakat Türkiye bu defa bu değişimi etkileme, yönetme ve yararlanma konusunda da kapasitesini artırmış bir ülke olarak öne çıkıyor.


TÜRK DEVLET AKLI BÖYLE ÇALIŞIYOR

Yürütülen çözüm süreci de bu yaklaşımın sonucunda ortaya çıkmış ve ana stratejiye katkı sunduğu, sunacağı açıkça belli olan önemli bir taktiktir. “Taktiktir” diyorum çünkü sürece yaklaşım konusunda yapılanlara, yapılmayanlara ve yapılacaklara bakınca sürecin devlet kanadında stratejik olarak ele alınmadığı rahatlıkla görülebiliyor. Devlet için ana strateji, küresel ve bölgesel değişim fırtınasından Türkiye’nin güçlenerek çıkmasını sağlamak. Türk devlet aklının bu şekilde çalışması normal.     

Öcalan’ın inisiyatif alması da şu ana kadar büyük katkılar sağladı. Ama burada ciddi bir eksik vardır ki o da bölgesel düzeyde Kürt-Türk ilişkilerinin stratejik düzeyde yeniden ele alınmamasıdır. Özellikle Suriye ve Irak’ta, Kürtlerle ilişkiler konusunda daha kucaklayıcı, oralardaki Kürtlerin hakkını, hukukunu gözeten yeni bir yaklaşım herkese daha çok kazandıracaktır.


DEVLET BAHÇELİ BUNU DUYSA MECLİS KAPISINA GİDERDİ

Nitekim sürecin Kürtlere, 90 milyon yurttaşın özgürlüklerine, demokratik yaşamına, temel insan haklarına ve bunlarla doğrudan bağlantılı olarak refahına, ekonomisine ne kazandırdığını, ne kazandıracağını bilmiyoruz. Ne olması gerektiğini biliyoruz ama olup olmayacağını bilmiyoruz.

İşte sürecin en zayıf noktası, en tartışmalı kısmı burası. Türkiye Cumhuriyeti devleti, son yıllardaki savaş ve yıkım kasırgasından süreç sayesinde uzak durmayı başardı ki bu en büyük kazanımımızdır. Ama aynı süreçte mesela bir Kürt anne Meclis Komisyonunda Kürtçe konuşamadı, bir Kürt gazeteci üstünde Kürtçe yazı olan çantasıyla Meclis’e sokulmadı. İncitildiler, horlandılar. Eminim ki Sayın Devlet Bahçeli’nin haberi olsaydı kendisi bizzat Meclis’in giriş kapısına giderdi ve üstünde bin yıllık kardeşlerinin ana dilinde yazı olan çantayı alır, Kürt gazetecinin de elinden tutup “Gel kardeşim, burası senin meclisindir. Kimse senin anadilini engelleyemez, yasaklayamaz.  Artık eski zihniyetleri gömdük, yeni bir kardeşlik ruhuyla el ele, gönül gönüle beraberce yürüyeceğiz” derdi. Ve eminim çok çok şey bir anda değişir, gereksiz bir sürü tabu, korku yıkılır, tuzla buz olurdu. Bu konuda geç kalınmış da sayılmaz.


ARTIK SOMUT ADIMLAR GEREKİYOR

Yani demem o ki süreç artık somut, elle tutulur, gözle görülür adımlar gerektiriyor, mecbur kılıyor. Bu adımlar da öyle taviz falan değil, hepimizin ortak yaşamı için ana sütü gibi hak ve helal olan adımlardıR.

İçinden geçtiğimiz  değişim sürecini doğru algılayıp iyi analiz edebilenler eğer ki ahlaki, cesur bir duruş sergileyerek Türkiye’de büyük bir uzlaşmanın kapısını açabilirse işte o zaman kazanımlar on değil elli olur, yüz olur. Ama “küçük olsun benim olsun” denirse on bile kazanılamayabilir, birle yetinilmek zorunda kalınır.

Burada da belirleyici olacak olan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bundan sonraki tutumu ve kararları olacaktır.”


CHP’DEKİ KOLTUK KAVGALARI

“Memlekette siyasetin bu kadar niteliksiz, seviyesiz, ahlaksız ve çürümüş hallerine katlanmak gerçekten çok zor artık. Kendime siyasetçi demeye utanır hale geldim neredeyse. Sabah erken kalkanların koltuk kapmak için birbirini ezdiği bir ortamda biz halkımızın acılarıyla, sorunlarıyla yatıp kalkıyoruz, çareler üretmeye odaklanıyoruz. Boş tartışmalar, gereksiz gündemler bizim işimiz değil, olamaz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bahçeli, Sayın Özel başta olmak üzere Yeni Yol Grubu dahil tüm siyasi liderlerin artık çok daha geniş, çok daha kapsayıcı, çok daha kazandırıcı bir iş birliği zeminini zorlaması herkesin yararına olacaktır. Artık olağanüstü uygulamaları ve olağan dışı gerilimleri bitirecek olumlu adımları karşılıklı atarak yeni bir siyaset zemini kurmanın zamanıdır. Kıyasıya siyasi rekabet ve demokratik yarış elbette olacak, şarttır ama önce sahayı, zemini birlikte düzeltelim, sağlamlaştıralım.

Eğer ki kimse buna yanaşmıyor veya cesaret edemiyorsa da umutsuzluğa gerek yok. Nasıl mı yapacağız? Cesaretle konuşarak, ezberleri bozarak  yapacağız, merak etmeyin. Ona da az kaldı.”

Demirtaş’ın yazısında ısrarla vurguladığı ‘az kaldı’ ifadeleri, TBMM tatile girmeden çıkacak yasada kendisinin de aralarında bulunduğu isimleri özgürlüğe kavuşturacak yasalara dikkat çektiği şeklinde yorumlandı.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

vatandaş

bu vatandaş sur olaylarında askere polise karşı teröristleri örgütleyip onlarca şehit vermemize neden olmadı mı ? bu devlete millete hizmet eden vatan evlatlarının kanı canı bu kadar mı ucuz ? ömür boyu hapisten çıkmaması beklenen biri 10 sene yatıp çıkacak mı ? çok yazık....

Muaviye

Pkk ve yandaşları hain terörist
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23