Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca bugüne kadar beş büyük hadise yaşadı.
Cumhuriyetle birlikte beş büyük hâdise yaşadık:
Birincisi, Türkiye, Batılılar tarafından dışardan fiilen sömürgeleştiril(e)medi ama içerden zihnen sömürgeleştirildi.
İkincisi, Batılılara, medeniyet iddialarımızı terk ettiğimizi -bir şekilde- söyledik; ama bu toprak parçasını çiğnetmedik.
Üçüncüsü, cumhuriyetin kurucu kadroları, çok partili hayata geçilmesinin önünü açmak zorunda kaldılar. Demokrat Parti iktidarı, bir yandan Türkiye’nin rotasını bulma çabası ve kalkınma hamlesiydi ama öte yandan da, toplumun ehlileştirilme, kendi aktörleri eliyle sekülerleştirilme projesiydi.
Sistem, buna bile izin vermedi; Menderes’i ipe göndermekte hiç tereddüt etmedi. Böylelikle Türkiye’ye darbelerle ayar verme süreci de başlamış oluyordu...
Dördüncü dönüm noktası, Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkarma yapma (Batı’dan toprak alma) cesareti göstermesiydi.
Küresel sistem, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra, Türkiye’yi hedef tahtasına yatırdı. Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkarma yapması, Türkiye-Batı ittifakı ilişkilerinde kırılma noktası oldu.
Beşinci önemli hâdise, rahmetli Erbakan’ın 1996’da, Erdoğan’ınsa 2003’ün başında başbakan olmalarıydı. Özal dönemi, Erbakan ve Erdoğan’ı hazırlayan ara bir dönemdir.
Sistem, Erbakan’a kan kusturdu; darbeyle uzaklaştırdı Hoca’yı. Hoca, yüzyılın en büyük projesi D-8’i kurdu ve gönderildi.