Cumhuriyet yazarından büyük utanmazlık! “Neyin ahlakı ve değeri?” öyle mi, pişkin herif
Yeni müfredat taslağında yer alan milli ve manevi vurgular, Cumhuriyet gazetesinin İslam karşıtı yazarı Orhan Bursalı’nın ayarlarını çok fena bozdu. Eğitimde değer ve ahlaka önem verilmemesini isteyerek nasıl bir karaktere sahip olduğunu gözler önüne seren Bursalı, “Adamın zoruna bak” dedirten yazısında özetle şunları kaydetti:
Yeni müfredat taslağında yer alan milli ve manevi vurgular, Cumhuriyet gazetesinin İslam karşıtı yazarı Orhan Bursalı’nın ayarlarını çok fena bozdu. Eğitimde değer ve ahlaka önem verilmemesini isteyerek nasıl bir karaktere sahip olduğunu gözler önüne seren Bursalı, “Adamın zoruna bak” dedirten yazısında özetle şunları kaydetti:
“Çok güldüm okuyunca, 100 yıllık bir müfredat-eğitim programı hazırlamışlar. Türkiye Cumhuriyeti 100 yılı geride bıraktı ya, girdiğimiz ikinci yüzyılın milli eğitimini belirlemişler bu programla...
Bakan bey profesör. Böyle bir şey olamayacağını bilmesi gerekir.
100 yılı bugünden dondurdu. Sular akmıyor, keçiler melemiyor, Dünya Ay üzerine yerleşmiyor. İnsanın belki de ölümsüzlüğü veya 150 yıllık yaşamı keşfedilmiyor.
Bilim durdu, teknoloji kaput. Sanki bugün evrenin, dünyanın, hayatın tüm sırları çözüldü. Yapacak bir şey yok artık.
Eh, elifbe, dön baba oku baba...
Bakan profesör, yani bilim doktorluğu almış.
Bilimle ilgisi ne derece, bilim deyince öncelikle hangi cümleleri kurar, dünyada gücün bilgi üretiminden ve bunun kullanılmasından geçtiğini bilir mi? Bilir bilir...
Çin’in gücünün bilim ve teknoloji yarışında ABD ve diğer ülkeleri geride bırakmaktan ileri geldiğini duymuş mudur, var mı yanında öyle bir danışman bunları anlatacak?
Evrim neymiş? Çıkar kitaplardan, çocuklar yanlış şeyler öğrenmesin!
Bilimsel devrimler de neymiş, Einstein neyi bulmuş, Aziz Sancar neyi keşfetmiş, dünya ülkeleri milyarlarca dolar bilimsel araştırma ve geliştirmelere neden harcıyormuş?
Boş ver bunları...
MESELE DEĞER VE AHLAKMIŞ
Neyin ahlakı ve değeri? (…)
Kendinize benzeteceğiniz nesiller olacak hülyası içindesiniz. (…)”