• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan önemli açıklamalar

Yeniakit Publisher
2016-04-11 13:48:00 - 2016-04-11 16:14:38
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, düzenlediği basın toplantısında, Suudi Arabistan Kralı Selman'ın Mısır'dan mesaj getirip getirmeyeceği ile ilgili soruya "Mısır ile ilgili tutumumuz belli" şeklinde cevap verdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul'da yapılacak İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde özellikle son dönemde Mescid-i Aksa'da ve Filistin topraklarının genelinde cereyan eden hadiselerin etraflı bir şekilde ele alınacağını belirterek, "Filistin davası ve Kudüs konulu kararda özellikle İsrail'in işgaline son vermesi, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistin'in bağımsız bir devlete kavuşması için gerekli çağrılar yapılacak" dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sel felaketi nedeniyle Pakistan'a, bir tapınakta meydana gelen patlama nedeniyle de Hindistan'a taziyelerini ileterek konuşmasına başlayan Kalın, dün açılan Vodafone Arena'nın Beşiktaş'a ve futbol dünyasına hayırlı olmasını diledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında 14-15 Nisan'da İstanbul'da yapılacağını belirten Kalın, 1969'da Kudüs'te meydana gelen olaylar neticesinde İslam ülkelerinin girişimiyle kurulan teşkilatın, 57 üyesiyle, Birleşmiş Milletlerden sonra dünyadaki en büyük uluslararası birlik olma vasfını taşıdığını hatırlattı.

Kalın, belli periyotlarla yapılan liderler zirvesinde, üye ülkelerin, İslam dünyasının temel sorunlarını ilgilendiren bütün başlıkların ele alındığını ifade ederek, teşkilatın en yetkili organının, devlet ve hükümetler başkanları zirvesi olduğunu bildirdi.

Daha önce 6-7 Şubat 2013'te yapılan son zirvede, bir sonraki zirvenin Türkiye'de yapılmasının kararlaştırıldığını anımsatan Kalın, bu çerçevede İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nin çok geniş bir katılımla İstanbul'da gerçekleşeceğini söyledi.

Kalın, bu yılki zirvenin başlığının "Adalet ve barış için birlik ve dayanışma" olduğunu, bu tema etrafında pek çok konunun ele alınacağını ifade etti.

Türkiye'nin bu toplantıda zirve dönem başkanlığını devralacağını, gelecek iki yıl boyunca da zirvenin başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yapacağını anlatan Kalın, şöyle devam etti:

"Bugüne kadar yapılan zirvelere göre en yüksek katılımın olduğu zirve diyebiliriz İstanbul'da yapılacak olan zirveye. Dün itibariyle 24 ülke devlet başkanı, 9 ülke hükümet başkanı, 6 ülke meclis başkanı ve devlet başkanı yardımcısı, 12 ülke bakan, 2 ülke müsteşar ve 3 ülke büyükelçi düzeyinde bu zirveye katılıyor. Suriye'nin üyeliği son yaşanan hadiseden sonra askıya alınmıştı, normalde 57 üyesi ve var İslam İşbirliği Teşkilatının. 56 üye ülkenin hepsinin temsilcileri farklı düzeylerde ama genel olarak üst düzeyde temsille bu zirveye katılıyorlar."

-"İSTANBUL DEKLERASYONU METNİ HAZIRLANDI"

Zirve sonunda bir nihai bildirinin kabul edildiğini belirten Kalın, "Filistin davası ve Kudüs'e ilişkin olarak bir karar tasarısı ele alındı, çalışıldı ve bu hayata geçirilecek, kabul edilecek. Aynı şekilde İslam İşbirliği Teşkilatı önümüzdeki on yılla ilgili olarak bir eylem planı hazırladı. Bu on yılda yapılan bir çalışmadır, bunun ikincisi de İslam işbirliği Teşkilatı 2025 Eylem Programı başlığı altında bu belgede, zirvede kabul edilecek. Bununla ilgili hazırlıklar devam ediyor." diye konuştu.

Bu belgelere ek olarak ev sahibi ülkenin de müstakil deklarasyon hazırladığını belirten Kalın, bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatları çerçevesinde bir İstanbul Deklarasyonu metninin hazırlandığını, bunun da zirvede ilan edileceğini vurguladı.

Kalın, zirvenin kendi bildirgesinden ayrı olarak biraz daha genel bir çerçeve çizen İstanbul Deklarasyonu'nun da kabul edilerek, kamuoyuyla paylaşılacağına işaret etti.

-"HEDEFLERLE İLGİLİ METİN"

Zirve kapsamında, üye ülkelerin siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlardaki temel konuları ile insani durum ve terörle mücadele başlıklarında kapsamlı bir nihai bildirge hazırlandığına değinen Kalın, bunun yaklaşık 200 paragraftan oluşan oldukça detaylı bir metin olduğunu söyledi.

Kalın, kıdemli memurlar düzeyinde yapılan değerlendirmelerden sonra bugün ve yarın Dışişleri Bakanları toplantısında da metnin nihai hali üzerinde çalışmaların devam edeceğini, zirve başladığında da bu bildirgenin arz edileceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bizzat başkanlığını yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) ile ilgili maddelerin de nihai bildiriye girdiğine dikkati çeken Kalın, İslam İşbirliği Teşkilatı 2025 Eylem Programı çerçevesinde gelecek 10 yıl boyunca teşkilatın ne tür hedefler etrafında çalışma yapacağına dair kapsamlı bir metin hazırlandığını, kabul edildikten sonra bunun da kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.

-"YOĞUN ÇALIŞMA TOPLANTILARI DÜZENLENECEK"

İbrahim Kalın, Filistin davası ve Kudüs Karar Tasarısı'nın önem arz ettiğini vurgulayarak, "Kudüs meselesi her zaman Zirve'nin önemli başlıklarından biri olmuştur. Bu zirvede, özellikle son dönemde Mescid-i Aksa'da ve Filistin topraklarının genelinde cereyan eden hadiseler etraflı bir şekilde ele alınacak. Filistin davası ve Kudüs konulu kararda özellikle İsrail'in işgaline son vermesi, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistin'in bağımsız bir devlete kavuşması için gerekli çağrılar yapılacak." dedi.

Zirve marjında bir dizi temas grubu toplantıları da yapılacağına işaret eden Kalın, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı Mali Temas Grubu, Cammu Keşmir Temas Grubu ve Myanmar Temas Grubu'nun toplanacağını ifade etti.

Böylece İslam Dünyası'nın tamamını ilgilendiren, üye ülkelerin ortak gündemini oluşturan ana başlıklarla ilgili liderlerin katılımıyla iki günlük yoğun bir çalışma toplantıları düzenleneceğini belirten Kalın, Zirvede ayrıca, güvenlik, terörle mücadale, radikalleşme, DAEŞ, El Kaide gibi örgütlerin neden ortaya çıktığı ve bunlara karşı nasıl daha etkin mücadele edileceği, İslam ülkeleri arasında ekonomik, kültürel, siyasi işbirliğinin artırılması, ortak girişimler yapılması konularında da müzakereler, toplantılar, çalışmalar yapılacağını bildirdi.

-"KADINLARIN LİDERLİĞİNİ ESAS ALAN ÇALIŞMA"

İbrahim Kalın, "İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerde kanserle mücadele" başlığı altında, kadınların liderliğini esas alan bir çalışma yapılacağını da vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın başkanlığında, kanserle mücadele konusunda daha fazla ne yapılabileceği konularının ele alınacağını söyledi.

Zirve kapsamında ayrıca "İslam İşbirliği Teşkilatı Genç Liderler Zirvesi" düzenleneceğini belirten Kalın, özellikle İslam dünyasındaki gençlerin temel sorunlarının ele alınacağını anlattı.

Kalın, Zirve'ye, 50'yi aşkın ülkeden devlet başkanı, meclis başkanı, başbakan, bakan düzeyinde katılım olacağını, program ve vakit elverdiği oranda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ikili görüşmelerde bulunacağını kaydetti.

SUUDİ KRAL'IN TÜRKİYE ZİYARETİ

Türkiye'ye bu hafta üç ülkeden üst düzey ziyaret gerçekleşeceğini aktaran Kalın, programın Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz'in ziyaretiyle başlayacağını, Kralın bugün Ankara'ya gelip, yarın da resmi ziyaretlerini yapacağını söyledi.

Çarşamba günü Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunacak Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in İstanbul'da gerçekleşecek ziyaretten sonra zirveye katılacağını belirten Kalın, zirvenin ardından İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Türkiye'ye geleceğini, böylece Türkiye'de yoğun bir üst düzey diplomasi ve devletler arası ilişkiler trafiği yaşanacağını belirtti.

Açıklamanın ardından soruları yanıtlayan Kalın, "Hafta sonunda Suriye yönetiminin bir açıklaması oldu. Halep'te Rusya'nın desteğiyle kapsamlı bir operasyon gerçekleştirileceği belirtildi. Ankara, daha önce bu tür bir operasyonun yeni bir mülteci dalgasına yol açabileceğini belirtmişti. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, Suriye'deki görüşmelerin Cenevre'de siyasi geçiş sürecinin sağlanması amacıyla devam ettiğini, bu kapsamda 3. tur görüşmelerin BM Suriye temsilcisinin başkanlığında bu hafta başlayacağını anımsattı.

Bugünlerde Halep ile ilgili operasyon haberlerinin çıkmasının oldukça "enterasan" olduğunu vurgulayan Kalın, "Zira 3. tur görüşmelerin hazırlıkları yapılırken, yani bir siyasi geçiş sürecinin temel çerçevesi, temel ilkeleri üzerinde çalışılırken, sahada Halep'e yönelik ve diğer yerlerde de İdlib ve diğer yerlerde de buna benzer askeri operasyon, saldırı ve kuşatma harekatları devam ediyor, bunların devam ediyor olması aslında Suriye rejiminin barış ve siyasi geçiş süreci konusunda samimi olmadığını bir kez daha ortaya koymaktadır." dedi.

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın 12 maddeden oluşan bir "İlkeler Bildirisi" açıkladığını, bildirinin en temel maddelerinden birinin de mevcut çatışmaların durdurulması ve insani yardımların bir an önce ulaştırılması olduğunu aktaran Kalın, ancak sahaya bakıldığı zaman maalesef bunların hiçbirinin gerçekleşmediği, rejim tarafından bu çerçevenin de ihlal edildiğinin görüldüğünü bildirdi.

Kalın, "Nitekim müzakerelerde de özellikle siyasi geçiş süreciyle ilgili konulara rejim ve taraftarlarının ısrarla girmek istemediğini görüyoruz. Halbuki gerek BM'nin çizdiği çerçeve, gerekse bugüne kadar yapılan tüm müzakereler, muhaliflerin Cenevre'ye gidip görüşmelere katılmasının temel zeminini, bu siyasi geçiş süreci oluşturuyor. Bir taraftan 'çatışmalar dursun' diye tüm uluslararası toplumun katkısı ve desteğiyle bir anlaşmaya varacaksınız ama öbür tarafta da işte Halep, İdlib ve başka yerlerde 'DAİŞ'e karşı mücadele ediyoruz' bahanesiyle bu operasyonları devam ettireceksiniz. Bunun kabul edilmesi mümkün değil." diye konuştu.

Halep'ten gelebilecek muhtemel göç dalgasıyla ilgili endişelerin sürdüğünü de aktaran Kalın, kapsamlı bir askeri harekat yapılırsa doğal olarak insanların en yakın sığınak olarak gördükleri Türkiye'ye geleceklerini, böylece ortaya yeni bir insani dram ve mülteci krizinin çıkabileceğini belirtti.

Kalın, Türkiye'nin bunu arzu etmediğini, gerçekleşmesi halinde de gerekli tedbirleri aldığını vurgulayarak, "Türkiye'nin kapasitesi, altyapısı buna müsait. Ancak bu, bizim arzu ettiğimiz bir şey değil. Umarız sahadaki gelişmeler böyle bir neticeyi mecbur kılmaz." dedi.

- "BU DÜNYANIN HER YERİNDE HAKARETTİR VE BİR SUÇTUR"

İbrahim Kalın, "Almanya'da Sayın Cumhurbaşkanı ile ilgili eleştirel şiir okuyan bir komedyen hakkında Ankara daha önce rahatsızlığını iletmişti ama bugün Alman basınında bazı haberler var, Ankara'nın bu komedyenin yargılanması talebini Alman Dışişleri Bakanlığına ilettiği şeklinde. Böyle bir talep var mı?" sorusu üzerine de Dışişleri Bakanlığının Almanya makamlarına gerekli girişimleri yaptığını, nota verildiğini, Alman makamlarının da kendi hukuk kuralları çerçevesinde bir soruşturma başlattığını belirtti.

Mainz Savcılığının konuyla ilgili soruşturma başlattığını hatırlatıp, bundan sonrasının Alman makamlarının yürüteceği, Alman hukuk sistemi içinde ilerleyecek bir süreç olduğunu ifade eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak şunun altını çizmek isteriz, bir ülkenin Cumhurbaşkanını ve bir halkı hedef alarak bu tür hakaret içeren, galiz ifadelerle yapılan saldırıların ne ifade özgürlüğü ne de basın özgürlüğüyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu dünyanın her yerinde hakarettir ve bir suçtur. Bununla ilgili dediğimiz gibi Alman makamları süreci takip ediyor, biz de tabii ki yakından takip edeceğiz. Son dönemde Türkiye ile Almanya arasında özellikle mülteci meselesi, AB konusu ve diğer konularda yakalanmış iyi bir ivme var. Belli ki bu tür karikatürleri yayınlayanlar ya da bu tür yayınları yapanlar, klip, şiir, vesaire adı altında bu tür çirkinlikleri ortaya koyanlar, Türkiye ile Almanya'nın bu yakınlaşmasından rahatsız olan çevreler. Zira bu materyallere baktığınız zaman, son birkaç haftada ivme kazandı bunlar, sadece Cumhurbaşkanımız ve Türkiye'ye değil, Sayın Merkel'i de çok çirkin bir şekilde hedef alan, son olarak Başbakanımızı da çirkin bir şekilde hedef alan ifadeler olduğunu görüyoruz. Demek ki birileri bu ivmeden rahatsız. Biz bunu dikkate alarak Alman makamlarıyla gerekli girişimleri yaptık. Umarız bu tür anlamsız, saçma, hakaretamiz yayınlardan en kısa sürece vazgeçerler."

- "BİRKAÇ GÖRÜŞME DAHA YAPILACAK"

Kalın, "Geçen hafta iki ülke arasında yapılan toplantılar kamuoyuna yansıdı, özellikle İsrail basınından bazı bilgiler kamuoyuna yansıdı. Bu bilgiler daha önce Cumhurbaşkanının da ifade ettiği oranda ele alınan konular nelerdir? İfadeler doğru mu? Bu konuda paylaşabileceğiniz bilgiler var mı? Önümüzdeki toplantıya ilişkin de imza sürecine, sağlanan mutabakatın imzalanması aşamasına geçileceği yönünde bilgiler var. Son durum nedir? Bir anlaşma sağlandı mı? İlerleyen süreçte büyükelçilerin atanması ve benzeri durumları görecek miyiz?" sorusunu da yanıtladı. Kalın, geçen hafta Dışişleri Bakanlığından bir açıklama yapıldığını, İsrail tarafıyla ortak yapılan bu açıklamayla varılan noktanın karşılıklı mutabakat çerçevesinde kamuoyuyla paylaştığını söyledi.

Müzakerelerin bu çerçevede devam ettiğini ancak 'nihai olarak bir anlaşma metni masaya kondu ve artık imzalandı' diyecek durumda olmadıklarını belirten Kalın, bununla ilgili yakın vadede birkaç görüşme daha yapılacağını bildirdi. Kalın, şöyle devam etti:

"Bildiğiniz gibi Türkiye'nin baştan beri ortaya koyduğu bir çerçeve vardı. Özür meselesi 2013 senesinde gerçekleşti. Tazminat meselesinde bir noktaya gelindi ama bir üçüncü nokta var ki o da özellikle Gazze'deki insani yaşam şartlarının yeniden sağlanması konusudur. Bu konuda biz baştan beri son derece kararlı, istikrarlı ve ısrarcı olduk. Çünkü Gazze'de adeta açık hava hapishanesinde yaşayan 2 milyondan fazla insanın temel insani ihtiyaçlarının karşılanamıyor olması ne insani, ne ahlaki, ne vicdani ne de siyasi açıdan kabul edilebilir bir şey değil.

Bugün Ortadoğu barış sürecinin, Filistin meselesinin merkezinde de bu abluka, Filistinlilere karşı uygulanan bu yıldırma, kuşatma, abluka faaliyetleri var. Bunların artık sona ermesi gerekiyor. Filistinliler de en az İsrailliler kadar, diğer halklar kadar Ortadoğu'da temel insani yaşam şartlarını fazlasıyla hak eden insanlardır. Bu gerekçelerle, güvenlik, terör gibi gerekçelerle sivil insanları en temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakmak elbette kabul edilemez. Bu çerçevede de bizim anlaşmanın yapılabilmesi için ortaya koyduğumuz üçüncü şart Gazze'ye yönelik bu abluka meselesi. Burada da temel insani ihtiyaçların karşılanması, gıda, ilaç, inşaat malzemesi gibi yardım malzemelerinin oraya ulaştırılması için çalışma şu anda devam ediyor. Bu neticelendiği zaman elbette artık anlaşma noktasına ya da imza noktasına gelecek bir metinden bahsedebiliriz."

Konunun İslam İşbirliği Teşkilatında da gündeme getirileceğinin altını çizen Kalın, "49 yıldır devam eden Filistin'in işgalinin artık sürdürülebilir bir tarafı da kalmamıştır. Her yönden insani, vicdani, siyasi yönden artık bu işgalin sona ermesi gerekir. Bu yöndeki pozisyonumuz hiçbir zaman değişmedi, değişmeyecektir. Ta ki Filistin, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlete kavuşana ve Filistin toprakları üzerindeki işgal, abluka, kuşatma politikaları tamamen ortadan kalkana kadar." diye konuştu.

İbrahim Kalın, Türkiye'nin Filistin'e her sahada destek vermeyi sürdürdüğünü belirterek, Gazze'de 150 yataklı Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesinin inşaatının kısa süre önce tamamlandığını, hastanenin tıbbi donanım ihalesinin yapıldığını aktardı. Kalın, Gazze'de birçok proje yürüten TİKA'nın son savaşta evlerini kaybedenler için 320 daimi konut inşası projesi başlattığını, birtakım aksaklıklara rağmen projenin sürdüğünü, Gazze'de son saldırılarda tahrip olan 9 caminin de Diyanet İşleri Başkanlığınca tamir edildiğini bildirdi.

Kalın, "Umarız özellikle Filistin halkının temel insani ihtiyaçlarını ve yaşam şartlarının sağlanması konusunda hızlı mesafe alırız. Bu, hem bölgeye hem Türkiye-İsrail ilişkilerine önemli katkı sağlar" dedi.

AZEZ CERABLUS TEMİZLENDİ

İbrahim Kalın, Suriye ile ilgili bir soru üzerine, Azez-Cerablus arasındaki bölgede yer alan DAEŞ unsurlarının temizlendiğini bildirdi.

Güvenliği sağlayabilecek muhalif grupların sahada bulunduğunu anlatan Kalın, şöyle devam etti:

"Bildiğiniz gibi bizim Suriye-Türkiye sınır hattında Azez-Cerablus arası olarak bilinen bölgede birtakım DEAŞ unsurları bulunmakta idi çok yakın bir zaman kadar, gerek ABD gerek diğer uluslararası koalisyon güçleriyle ve sahadaki muhaliflerle yürüttüğümüz yoğun ve iyi koordine edilmiş çalışma neticesinde bu bölgede 15'ten fazla köy, muhalifler tarafından DEAŞ'dan geri alındı geçtiğimiz bir hafta on gün içerisinde. Son olarak Çobanbey'in 11 Nisan'da tekrar DEAŞ'ın eline geçmesi bir yeni haber, yeni gelişme ama sahada çok dinamik bir durumun olduğunu ifade etmeliyiz."

Bu hat üzerinde özellikle YPG ve benzeri örgütlerin bulunmasına müsaade edilmeyeceğini açık bir şekilde ifade ettiklerine vurgu yapan Kalın, "Alternatif olarak Münbiç de dahil olmak üzere bu bölgede konuşlanabilecek, burada güvenliği sağlayabilecek muhalif grupların sahada bulunduğunu da bu son gelişmeler zaten açık bir şekilde gösteriyor. Bu konuda bizim tavrımız, tutumumuz değişmiş değil sahada hem DAeŞ dışında hem YPG ve benzeri unsurlar dışında bu bölgeyi kontrol altına alabilecek, güvenliği sağlayabilecek, herkesin güvenebileceği muhalif gruplar bulunmaktadır ve bu muhalif grupların burada konuşlanması bizim öncelikli tercihimizdir. Zaten fiilen şu an sahada yaşanan da budur." ifadesini kullandı.

- "İŞBİRLİĞİ HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE OLUYOR"

Kalın, konuşmasında PYD ve YPG'ye dikkati çekerek, bu konuda iyi bir mesafe alındığını ve iyi bir işbirliği örneğinin ortaya koyulduğunu bildirdi. Kalın, "Umarız bu Azaz-Cerablus hattının tamamında ve Halep'in kuzeyindeki bütün o bölgede bu durumu inşa edecek ve garanti altına alacak çalışmayı etkin bir şekilde devam ettiririz." dedi.

YPG, PYD gibi örgütlerin gerek sahada gerekse siyasi olarak masada; Cenevre görüşmelerinde bulunması ile ilgili tavırlarının son derece açık ve net olduğuna dikkati çeken Kalın, şu görüşlere yer verdi:

"PYD, YPG hala rejimle işbirliği yapmaya devem ediyor hala PKK terör örgütü ile işbirliği yapmaya devam ediyor ve bunları da artık gizlemiyorlar, herkesin gözü önünde oluyor.

Dolayısıyla bizim bu konudaki tezlerimizin ne kadar doğru olduğu da aslında açık bir şekilde bir kez daha görülmüş oldu. Nitekim bir çok müttefikimiz de yakın bir zamanda bildiğiniz gibi 'PKK ile PYD aynıdır, aralarında bir fark yoktur' diye yani Kuzey Irak'tan Avrupa'ya kadar farklı mecralarda bunu dile getirmeye başladılar, işin hakikatı da budur zaten."

- İL İDARESİ KANUNU GEREĞİ

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bir gazetecinin "Nusaybin'de valinin devre dışı kaldığı ve komutanın askere geçtiği yönündeki haberlerle ilgili yönelttiği soruya, bunun İl İdaresi Kanunu kapsamında bir uygulama olduğunu belirterek, terörle mücadele kapsamında ülkenin belirli noktalarında kapsamlı operasyonlar yürütüldüğünü ve bu haberle ilgili olarak da bir yanlış anlaşılma olduğunu vurguladı.

Kalın, şöyle devam etti:

"İl İdaresi Kanunu'nun 11-d maddesine göre vali, terör olayları ile ilgili olarak ilgili askeri birimden yardım talep eder ve o askeri birlik, birim, o ile gelerek terörle ilgili mücadeleyi yürütür. Bu karar verildiği andan itibaren artık operasyon sorumluluğu, buradaki en yüksek rütbeli komutana aittir. Yani operasyon, valinin bilgisi, talebi ve koordinasyonu çerçevesinde yürür ama operasyonun günlük işleyişini yürüten oradaki en yüksek rütbeli komutandır.

Bu yeni bir şey değil hep böyle oldu, şu anda da uygulama bu şekildedir. Doğal olarak burada bir görev ayrımı var. Vali, mülki amir olarak buradaki çalışmayı koordine eder çünkü kamu güvenliğinin sağlanmasından birinci olarak o sorumludur ama sahadaki operasyonu askeri anlamda kimin ne yapacağını tabii ki en yüksek rütbeli komutan yönetir, sevk ve idare eder.

Burada tam bir koordinasyon var, yani bunu yeni bir uygulama gibi yansıtılması doğru değil çünkü şu ana kadar uygulama buydu, şu anda da Nusaybin'de ve diğer illerde devam eden uygulama da bu şekildedir burada yeni bir şey yok."

Kalın, terörle mücadele konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da son günlerde net ve kararlı mesajlar verdiğini, terör belasından kurtulana kadar mücadelenin devam edeceğini ve bu konuyu her platformda da dile getirmeye devam edeceklerini belirtti.

Kalın, konuşmasında şunları ifade etti:

"Geçtiğimiz hafta Nükleer Güvenlik Zirvesi'nde bu konuyu gündeme getirdik, bu hafta İslam İşbirliği Teşkilatında da PKK terör örgütü ve onun uzantıları ile ilgili konuları yine gündeme getireceğiz. Bizim için daha önce de ifade etmiştik; iyi terör örgütü, kötü terör örgütü diye bir şey olamaz. PYD'si, PKK'sı, YPG'si, DAİŞ'i, El-Kaide'si, Boko Haram'ı bunların hepsi birer terör örgütüdür ve dünyanın da bunlara karşı böyle bir tutarlı ve kararlılık içerisinde olması gerekir.

'Bir terör örgütü ile mücadele ediyor' diye başka bir terör örgütünü aklamaya çalışırsanız bu terör örgütü gelir sonunda sizi de vurur. Dolayısıyla bu konuda tutarlı kararlı bir tavır sergilenmesi için biz bu konuyu her platformda dile getirmeye devam edeceğiz."

- "MISIR KONUSUNDA TUTUMUMUZ BELLİ"

İbrahim Kalın, "Suudi Arabistan Kralı, bugünkü ziyareti öncesinde 5 günlük Mısır ziyaretinde bulunmuştu. Basında Kral'ın bu konuda arabuluculuk girişiminde bulunabileceği, gerilen ilişkileri bir anlamda yumuşatabileceği konusunda iddialar var. Siz Kral Selman'ın Mısır'dan arabuluculuk girişimi ile ilgili bir mesaj getirebileceğini düşünüyor musunuz?" sorusunu yanıtlarken Kral Selman'ın Mısır ziyaretinin ardından gerçekleşen Türkiye ziyaretinin bu konuyla bir ilgisi olmadığına işaret etti.

Kral Selman'ın Türkiye'ye yapacağı resmi ziyaretin daha önce planlandığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti üzerine gerçekleşmekte olduğunu belirten Kalın, şunları ifade etti:

"Burada biz ağırlıklı olarak ikili ilişkilerimizi, bölgesel konuları ele alacağız bu görüşmelerde. Tabii kendilerinin yarın görüşmelerde şu konuyu, bu konuyu gündeme getirip getirmeyeceğine dair benim şu anda bir kehanette bulunmam doğru olmaz ama bölgesel bütün konuları ele alacağımız, Suriye'den Irak'a DAİŞ ile mücadeleden Filistin meselesine kadar bunları ele alacağımız da ortada.

Bizim Mısır konusundaki tavrımız, tutumumuz bellidir. O konuda zaten gerekli açıklamaları yapmıştık."

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne yeni yatırımlar yapıldığına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, 5 milyon kitabıyla 24 saat açık bulunacak Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi ve herkesin kullanımına açık çok amaçlı salonların, yeni binalar ve yeni yatırımlar gibi medyada yer almasının doğru olmadığını belirtti. Kalın, daha önce ilan ettiklerinden farklı olarak yeni bir yatırım olmadığını kaydetti.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23