• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Çocuğa isim koyulurken...

Yeniakit Publisher
2018-11-29 18:31:00 -
Çocuğa isim koyulurken...

Kulağımıza ezanla, kametle söylenen adımız, dünyamızdan ahiretimize birer köprüydü bizim. Şimdi de öyle..


Bir zamanlar... diyoruz ya; bir zamanlar gerçi geçmişteki güzellikleri özlem ve hayırla yâd etme hislerini yansıtıyor, fakat tamamen değil. Çünkü geçmişten günümüze bazı güzellikler Anadolumuzda hâlâ yer yer devam ediyor. Geçmişinden haberdar olan nesiller, büyük şehirlerde o güzel adetleri ihya etme çabasına giriyor.

Bir zamanlar yavrularımıza isim koyarken “inancımız” ön planda idi. Bebeklere Peygamberlerin, Ehl-i Beyt'in ve aile büyüklerinin adları verilirdi. Ne ırk asabiyemiz vardı, ne elin yabanına benzeme, onu taklit etme.. Tunç, Demir, Bakır gibi uyduruk isimler 30’lu yıllarda “yeni bir ulus” oluşturma çabasıyla yukarıdan dayatılıyordu. Oysa toplumumuz İslam öncesi batıllarından yüzyıllar önce sıyrılmış, kurt, kuş, yırtıcı hayvan isimlerini terkederek “seçilmiş/müjdelenmiş” isimler almıştı. Mustafa bunların en başında geliyordu. Ahmed, Mehmed, Mahmud hep o seçilmiş, müjdelenmiş Rehberimiz (s.a.v)’in hatırasına saygının ifadesiydi. Rabbimizin ‘esma-ül hüsna’ndan Celal’ler, Rahim’ler, Mümin’ler, Halim’ler, Metin’ler, Hamid’ler seslendiriliyordu. Sonra Hülâfa-yı Raşidîn, Ebu Bekir’ler, Ali’ler, Ömer’ler, Osman’lar.. Ehli Beyt’in güzideleri Hasan’lar, Hüseyn’ler, Hatice’ler, Fatıma’lar, Sevde’ler, Zeyneb’ler.. Ve gelmiş geçmiş peygamberlerin isimleri.. Nihayet aile büyüklerinden birinin adı verilirdi bebeğe.. Zaten o aile büyüğünün adı da “inanç dairesi”nden olurdu.

Bebek doğduğunda, göbeği kesilirken bir ad konurdu. Bunu çoğu zaman doğumda bulunan büyükanneler veya ebe hanımlar yapardı. Buna “göbek adı” verilirdi.

Birkaç gün sonra ise bebeğin kuruyup parçası düştükten sonra esas ismi konurdu. Aile büyüğünün adını yeni doğana vermek için ölmesi beklenmez; fakat, bebeğe koyulan ad genelde babanın yakınları arasından seçilirdi.

Doğan bebeğe ad koymak için mahallenin veya köyün “imam efendi”si davet olunurdu. Hocaefendi, çocuğun huyunun güzel olması, topluma faydalı olması, amellerinin düzgün olması için dua ederdi. Bu görevi ulumu diniye tahsil etmiş ise büyükbaba veya baba da ifa ederdi. Duadan sonra bebeğin önce sağ kulağına latif bir sesle ezan okurdu. Ardından aynı letafetle bebeğin sol kulağına da kamet getirirdi. Böylece bebeğin ismi konmuş olurdu. Nihayet çocuk, ismi ile üç kere çağrılırdı.

“Bir zamanlar..” böyleydi. Şükürler olsun ki, bütün yozlaştırma mühendisliklerine rağmen, hâlâ yurdumuzda böyle olmaya devam etmekte.. Toplum, dünyası ile ahireti arasındaki inanç köprüsünü yavrularına verdiği isimlerle tahkime devam etmekte..

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23