• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

CHP, HDP ile iş birliği yapmaya mahkûm

Yeniakit Publisher
2022-09-19 10:54:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
CHP, HDP ile iş birliği yapmaya mahkûm

HDP’nin Marksist, ateist bir örgüt olan PKK ile akrabalığının olduğunu hatırlatan araştırmacı-yazar Şevki Karabekiroğlu, “CHP, HDP ile iş birliğine adeta mahkûm. Bu da neyi ortaya çıkarıyor. Demek ki CHP’yi kontrol eden merkezler ona istediği gibi harekât alanı bırakmıyorlar. Muhalefetin ya da sol kanadın omurgası aslında CHP değil HDP’dir. Türkiye’deki muhalefet HDP üzerinden domine ediliyor. CHP de onun peşine takılıyor” dedi.

CHP zihniyeti bu toprakların değerleriyle kavgasını sürdürüyor. Helalleşme adı altında muhafazakâr kesimle sahte bir yakınlaşma kurmaya çalışsalar da her fırsatta içlerindeki kini, nefreti dökmeye devam ediyorlar. Özellikle Osmanlı gibi dünyaya adalet ve barış getirmiş bir devleti Haçlılardan daha katı bir şekilde düşman görmek akıl kârı değil. Görünen şu ki CHP değişmez ve Müslümanlara yönelik düşmanlığı bitmez. Bazı saf muhafazakârların aldanışı boşuna. Son zamanlarda CHP’lilerin tarihi değerlerimize ve medeniyet birikimimize yönelik nefret söylemlerini bu konuda sayıda kitabı olan Tarihçi Yazar Şevki Karabekiroğlu ile konuştuk.

CHP’nin Osmanlı düşmanlığının arka planında ne var?

Öncelikle ana hatlarıyla CHP ve Osmanlı’nın neyi temsil ettiğine bakarsak cevap kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Osmanlı, bir İslam devletiydi. Osmanlı, 1299 yılından itibaren İslam sancağını elini alıp dünyanın dört bir bucağına yaymak misyonunu üstlendi. Esasen bu misyon Türklerin Müslüman olmasıyla beraber bir görevdi. Türklerin daha önce Kızılelma adını verdiği kendine ait değerleri yeryüzüne yaymak gibi bir görevi olduğuna zaten inanıyorlardı.
Osmanlılar döneminde Anadolu’dan başlayıp Trakya’ya Rumeli’ye, Balkanlar’a, orta Avrupa’ya doğru yaymaya başlayan hâkimiyet dalgası sırasında diyar-ı küffar olan yerler birer birer diyar-ı İslam haline geldi. Hristiyan Batı açısından baktığınız zaman hakikaten kabullenilmesi çok zor bir tabloyla karşı karşıyasınız.
Necip Fazıl’ın çil çil kubbeler seren ordu diye tarif ettiği şeydir. Osmanlı bu sancağı alıp Viyana önlerine kadar taşımış. Tabiiki, bu Osmanlı şahsında İslam’ın yükselişi ve bu yükseliş karşısında habire çekilmek zorunda kalan Batı emperyalizmi bu mağlubiyeti bir türlü hazmedemiyor.

Şimdi onlara sorarsanız Osmanlı emperyal bir güç, imparatorluk. Ve geldi kendine ait toprakları alıp sömürdüğünü söylüyorlar. Bize göre gerçek böyle değil. Bize göre, biz Batıda yaşayan insanların uğradığı zulme son vermek amacıyla oralara gittik.

CHP, osmanlı içindeki batıcı aklı temsil ediyor

Bugünün Batıcıları Osmanlı döneminde Batı karşısında aşağılık kompleksi taşıyanların devamı mı?

Cumhuriyet Halk Partisi bu Osmanlı içerisinde neşvünema eden Batıcı akımın Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kurucu aklını temsil ediyor. Öyle olunca da, hani biz Batılıyla bir hesaplaşmanın içerisindeysek, bu hesaplaşma şimdi farklı bir boyut kazanmış gibi görünüyor. Biz ezeli ve ebedi düşmanlarımıza hayranız. Onlara benzemeye çalışıyoruz. Onları üstün görüyoruz.

Bu yüzden de, bu üstün medeniyete karşı çıkmış, onlara sorun çıkarmış Osmanlı devletiyle de bütün miras ilişkilerini reddetmek zorundayız. Çünkü Batılılar Osmanlıları sevmiyorlar. Biz de Batılı değerleri kendimize referans olarak almışız.

Ulusalcılık veya milliyetçilik için mirasımız reddedildi

CHP’nin temel misyonunu Batıya taşeronluk olarak değerlendirebilir miyiz?

CHP’nin temel misyonlarından birisi buydu. Çağdaşlık diye tabir ediyorlar bunu. Sadece bu değil. Osmanlı devletinin içerisinden yine Türkçülük akımı vardı. Bu Türkçülük akımı da epey güç kazanmıştı esasen.

Fransız ihtilalinden sonra herkesi saran milliyetçilik hareketleri bize de tesir etti. Bunun neticesinde Batılılar ayrıca Türkçü bir misyon da yüklenmiş oldular. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro veya akım Osmanlı devleti içindeki iki ana akımın temsilcisi.

Yani Batıcılık onun alt başlığı olarak çağdaşlık, inkılapçılık, ilericilik diye tarif ettikleri değerleri taşıyorlar Türkiye Cumhuriyeti’nin ana konularına. Diğeri de ulusalcılık veya milliyetçilik. Bu iki temel Türkiye Cumhuriyeti’nin ana omurgasını oluşturdu.

Bu iki temelin de oturması için uzun bir zaman gerekiyor. Osmanlı’dan gelen ve yerleşik geleneklere alışık insanlara bu değerleri kabul ettirmekte zor. O yüzden de Osmanlı mirasını tümden de reddetmek lazım.

Bu yüzden Osmanlıyı bütün kalıplarıyla reddedersek eğer yeni vaz ettiğimiz değerleri oturtabiliriz diye düşünüyor, Cumhuriyet Halk Partisi. O yüzden de Osmanlı düşmanlığını kendi varlığının adeta sebebi ve izahı olarak görüyor.

Bu yüzden de Cumhuriyet Halk Partisi, Osmanlı’nın taşıdığı değerlere karşı düşmanlık besliyor diyebiliriz. Amiyane bir tabir oldu ama CHP’nin Osmanlı’dan hoşlanmayışının kaynağını da kendini ait gördüğü değerler sistemiyle doğrudan bir ilişki var.

Batı’nın ana kaynağını antik Yunan oluşturuyor

CHP’lilerin sürekli Yunan hayranlığını dillendirmeleri de bu anlattıklarınızla paralel değil mi?

CHP, referans olarak Batı medeniyetini aldığına göre Batı medeniyetinin de referansı Yunan medeniyeti olduğuna göre bunun sebebi kolaylıkla anlaşılabilir. Rönesans döneminden özellikle o dönemin aydınları ve sanatçıları antik-Grek veya antik Yunan medeniyetine çok atıfta bulundular. Pek çok kavram Batı medeniyetine, Yunanlardan intikal etti.

İnanç bakımından da Yunanlıların yine Rönesans döneminde başlayan gelişmelere bir hayli etkisi var.

Yunanlılardan Hristiyanlığa putperest veya Paganist özellikler geçmişti. Hatta onlar kendilerini Olimpus’un çocukları olarak nitelendiriyorlar. Olimpus’un yaptığı olimpiyatları hâlâ sürdürüyorlar.

Agora meyhanelerinde üretilen fikirleri hâlâ tartışıyorlar. Batı medeniyetin ana kaynağını hep antik Yunan oluşturuyordu. Şimdi, Roma döneminde Hristiyanlığı resmi din olarak kabul ettiler.

Ama araya bir şey girdi. O pagan kültürünü sürdüren kadro ile kilise geleneğini sürdüren kadronun çatıştığı alanlar oldu. Bu paganların genellikle zengin insanlar olduğu, tapınakta insanlara faizle borç verdiği, kilisenin de zaman zaman buna karşı çıktığı biliniyordu.

Hatta bu reform hareketlerinin kaynağında da bu karşı çıkışlar var. Karşı çıkarken de yine eski Yunan geleneklerinde ve düşüncesinde var olan bir takım kavramları kilisenin karşısına çıkardılar. Bunun en başında hümanizm ve sekülerizm geliyor. Paganların ve putperestlerin görüşüne göre semavi dinler insanların hayatına kısıtlama getiriyor. Onları ahiret korkusuyla dilediklerini yapmalarına engel oluyorlar. Hâlbuki insanlar istediklerini yapmalıdırlar.

Onun için de dinlerin insanlara getirdikleri kısıtlamalara karşı çıkıyorlar. Çatışmalar gizliden gizliye yıllar boyu sürdü ama kilise onlara pek göz açtırmadı. Orta çağ dediğimiz dönemde kiliseye karşı çıkanların kafa tutanların başlarına neler geldiğini engizisyon mahkemelerinden biliyoruz. Uzun yıllar içten içe süren kavga neticesinde kendilerini seküler, hümanist, paganist olarak tanımlıyorlar ve kilise hegemonyasını da tanrı adına bir otorite oluşturduğu için kabul etmiyorlardı.
En nihayetinde kiliseye hücumlar olunca gerilemeye başladı. Bu süreç içerisinde Hristiyan dogmatizmine karşı çıkarken yine Yunan felsefesinden aldıkları kavramları onların karşılarına koydular.

Netice itibariyle, Batı medeniyetinin ana referans noktalarını hep Yunan medeniyeti oluşturdu. CHP, kendisini hep Batılı, çağdaş olarak tanımladı. Avrupalıların da Yunanlıları ne derece baş tacı ettiği hesaba katılırsa aradaki irtibat çok rahat anlaşılabilir.

Laikliğin pratikteki hedefi dini sosyal hayattan da tasfiye etmek

Türkiye düşmanı örgütlere ve devletlere sempatiyle yaklaşan CHP zihniyeti hangi akla hizmet etmektedir?

Bunun en kısa cevabı fikren akrabalık olabilir. CHP’nin kendisini nereye oturttuğunu biliyoruz. 6 ilke içerisinde var olan laiklik veya inkılapçılık. Onlar inkılapçılık derken Batı sistemini olduğu gibi alıp Türkiye’ye uygulama şeklinde algılıyorlar. Tam çağdaşlaşmak için Batıcı olma kanaatindeler.

Laiklik derken de esasen ders kitaplarında anlatıldığı şekliyle din ve devlet işlerinin birbiriyle ayrılsın şeklinde söyleniyor ama pratikte böyle olmuyor. Pratikte siyasi hayattan, kamusal alandan veya hukuk alanından da tasfiye etmek değil sosyal hayattan da tasfiye etmek gibi daha radikal tanımlamalar var.

Fikri akrabalık, CHP’yi PKK’ya yaklaştırıyor

CHP’de radikal laikçilerin sayısı çok mu?

CHP içerisinde böyle uç fikirleri savunanların sayısı da hiç az değil. Diyelim ki, katı seküler laiklik, tamamen din dışı, ateizme yakın olan kadroları varlığı biliniyor. Böyle kadrolarında PKK veya DHKP-C ile fikren ne derece yakın olduğunu tahmin etmek zor değil.

Çünkü PKK da kendisini İslam’a veya dini değerlere bakışı açısından aynı değerlere oturtuyor. Buradaki fikri akrabalık onları birbirlerine yakınlaştırıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 91 seçimlerinde HDP, CHP listesinden parlamentoya girmişti.

Aralarında pek öyle önemli bir şey yok. CHP’nin ulusalcılıktan kastı Türklüktür ama bizim anladığımız anlamda CHP böyle düşünmez. Onlarınki genelde halkçılık merkezli bir ulusalcılıktır.

Ve bu anlamda da bölücü hareketleri savunan ekibin kendi dini inançları onlara daha yakın gelmektedir. AK Parti’ye karşı da AK Parti’nin o Osmanlı’nın yürüttüğü misyon Panislamizm, İslamcılık veya İslam’ın sosyal hayatta görünür hale getirme siyasetinde ne HDP ne de CHP memnun değil.

Böyle bir iktidarın varlığı kendilerini İslam’a karşı konumlandırılmış görünen partileri ister istemez birbirine yakınlaştırıyor. Zaten 2008’de bu operasyonun düğmesine basıldı 2010’da hayata geçirildi.

Türkiye'de muhalefet HDP üzerinden domine ediliyor

Kılıçdaroğlu’nun başa geçirilmesinin amacı neydi?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun başa getirilme sebeplerinden bir tanesi de HDP ile işbirliği sağlamaktır. Bu da büyük bir başarıyla sağlandı. Şu an da bu ittifak sürüyor. CHP’nin şuna bir izah getirmesi gerekiyor ki bunu da getireceklerini zannetmiyorum.

İçeriden Emine Ülker Tarhan gibi hatta Muharrem İnce de zaman zaman dile getiriyor. Kemalist çıkışlar yapanlar var. Onlar diyor ki CHP’nin ana harekât noktası milliyetçiydi, vatanseverdi. Milliyetçiliğin içinde manevi değerler de vardı.

Gelin görün ki şu an CHP’nin içinde savrulduğu nokta bunlardan uzağa düştü.HDP’ye yaklaştıkça. HDP’nin de Marksist, ateist bir örgüt olarak PKK ile akrabalığını bilmeyen yok. Böyle bir akrabalık içerisinde HDP ile CHP’nin iş birliği CHP’yi bir derece daha sola savurmuş oldu.

Yanlış hatırlamıyorsam Hatay Belediye başkanı adayımızı dış güçler belirler gibisinden bir laf etmişti. Nitekim CHP’yi yönlendiren, akıl veren onlar üzerinde söz hakkı gören dışarıda bir akıl olduğu belli. Böyle bir aklın da CHP’yi zorladığı belli.

CHP böyle bir stratejiyle iktidar olabilir mi?

CHP’nin HDP ile işbirliği yaparak iktidar olma şansı yok gibi görünüyor. Eğer CHP hakikaten iktidar olmak istiyorsa Türkiye’de %75 oranında sağ ve muhafazakar seçmen var. Bu seçmenlere sıcak gelecek söylemler geliştirecek buna uygun kadrolar kuracak. Bunları yapmıyor.

CHP, HDP ile iş birliğine adeta mahkûm. Bu da neyi ortaya çıkarıyor. Demek ki CHP’yi kontrol eden merkezler ona istediği gibi harekât alanı bırakmıyorlar. Zorunlu bir iş birliği alanına zorluyorlar.

Hatta benim Kurt Kapanı kitabımda üzerinde durduğum bir konu vardı. Şöyle bir iddiada bulundum muhalefetin ya da sol kanadın omurgası aslında CHP değil HDP’dir. Türkiye’deki muhalefet HDP üzerinden domine ediliyor. CHP de onun peşine takılıyor.

Diyelim ki cumhurbaşkanlığı adayları söz konusu olduğunda Selahattin Demirtaş’ın CHP’nin adaylarından daha önde gözükmesi neyden kaynaklanıyor? İşte o CHP’ye hâkim kılınan sol-seküler zihniyetten kaynaklanıyor.

O yüzden de CHP’nin sol örgütlerle yahut onu destekleyen devletlerle iş birliğinin kaynağında ne var? Seküler-katı laik anlayış var. Biden’ın ‘biz Türkiye’deki muhalefetle iş birliği yapacağız’ sözünü normalde Türkiye’deki muhalefetin çok alınması gerekiyordu.

“Biz sizin emrinizde bir ekip miyiz?” demesi gerekiyordu. Diyemediler. Çünkü belli bir sınır dâhilinde hareket etmek zorunda olduklarını onlar da biliyorlar.

Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Bana bu konuşma fırsatını verdiği için Akit Gazetesi’ne teşekkür ediyorum. Yolunuz bahtınız açık olsun. Nice hizmetlere vesile olursunuz inşallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Gerçekler

Şu anda kotuğunu bırakmak istemeyenler veya koltuk kapmak isteyen her siyasetcinin rüyalarını süsleyen oy nereden gelirse gelsin oyudur.Laga luga yapmayın,algı yapmayın.siyasetci = siyasetci nokta.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23