• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

CHP adeta çürümüş bir muhalefet anlayışına sahip

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
CHP adeta çürümüş bir muhalefet anlayışına sahip

AK Parti İzmir Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Yaşar Kırkpınar, Akit’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kırkpınar, ana muhalefet partisi CHP için de “CHP düzelir mi dedikçe gelen gideni aratıyor. CHP neresinden tutarsanız tutun, adeta çürümüş bir muhalefet anlayışına sahip” sözleriyle eleştirdi.

AK Parti İzmir Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Yaşar Kırkpınar, Suriye’deki gelişmeler ve Türkiye’nin iç siyasetindeki hassas dengelerle ilgili Akit’e dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kırkpınar, DEM Parti’nin Terörsüz Türkiye Süreci’nde daha temkinli olması gerektiğini vurgularken, CHP’yi ise iç sorunları ve yerel yönetimlerdeki performansıyla eleştirdi. Türkiye ekonomisinin geldiği noktayı ve ülkenin bölgesel ve küresel etkisini de değerlendiren Kırkpınar, güçlü bir Türkiye’nin dünya barışının teminatı olduğunu belirtti.

HİÇ BU KADAR SONUCA YAKLAŞILMAMIŞTI

Sayın Kırkpınar, komşumuz Suriye’nin terör örgütü YPG/SDG’ye yönelik başarılı operasyonları karşısında DEM Parti’nin takındığı tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?


 

Türkiye’nin iç cephesini ve barışını güçlendirmesi açısından başlatılan Terörsüz Türkiye Süreci çok önemli. Burada en çok sorumluluk alması gereken partilerden birisi de DEM Parti. DEM Partililer konuşurken, eylem yaparken, yani ifade kullanırken çok dikkatli olmak zorunda, çok hassas olmak zorunda. Türkiye’deki hassas süreci de göz önünde bulundurarak, bir sorumluluk alarak, sorumluluk üstlenerek, bu işin barışla, huzurla çözülebilmesi için, diyalogla çözülebilmesi için, temkinli bulunmaları hem de barış için söylemde bulunmaları gerekiyor. Yapılan her yanlış hareket, geri dönüşü, telafisi mümkün olmayan kapıları açabilir maalesef. Daha önce de başlanıp yarım kalan süreçler olmuştu. Ama hiç bu kadar sonuca yaklaşılmamıştı. İşte bu süreci iyi neticelendirmek için herkesin çok dikkatli, çok temkinli cümleler kurması lazım. Yoksa böyle ağzımıza geleni konuşursak, sorumsuzluk içerisinde davranış sergilersek, bunun nihayetinde ülkemize, milletimize, bölgemize çok büyük bir zararı dokunur. Biz bunları görerek, düşünerek, bilerek söylemlerimize de, eylemlerimize de, hareketlerimize de dikkat ediyoruz. Biraz sabırlı olmamız gereken bir süreçten, bir zaman diliminden geçiyoruz. Dolayısıyla burada mikrofonun şehvetine kapılıp, kalabalıkların ani taleplerine, isteklerine kapılıp yanlış söylemlerde bulunmamak lazım. Dikkatli olursak süreci başarıyla nihayete erdirebiliriz.


 

ÇOK HASSAS BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ

Sürecin içerisinde yer alarak komisyona da üye verip aktif çalışan DEM Parti’nin, PKK’nın Suriye uzantısı PYD’ye silah bırakmasına yönelik telkinde bulunmadığı gibi çatışmalar yoğunlaşınca Suriye’ye gidip destek turu yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin en önemli çözmesi gereken bir mesele terörsüz Türkiye sürecinin başarıyla sonuçlanması. Özellikle komisyona üye vermiş bir parti olarak DEM Parti’nin de bu komisyonun ruhuna terörsüz Türkiye hedefine, kardeşlik, birlik, beraberlik, amacına uygun davranması gerekiyor. Çünkü çok hassas bir süreçten geçiyoruz. En ufak bir kıvılcım, en ufak bir yanlış hareket kötü sonuçlar doğurur. Türkiye daha önce tecrübe etmişti bunu. Türkiye’yi bu anlamda çok farklı noktalara götürebilir.


 

CHP KENDİ İÇ PROBLEMLERİNDEN DOLAYI GÜNDEMİ KAÇIRIYOR

Ana muhalefet partisi CHP’nin sürece yeterli katkı verdiğini söyleyebilir miyiz?

İstediğimiz şey bu sürecin uhuletle ve suhulette devam ettirilmesi. Tabii burada Cumhuriyet Halk Partisi’ne de bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi maalesef kendi iç kavgalarından, kendi iç sıkıntılarından, kendi iç problemlerinden dolayı hem ülke gündemini hem de dünya gündemini kaçırıyor. Çok ucuz, çok küçük, çok basit şeylerle ülkenin zamanını harcıyor. Çok önemli bir zemin teşkil ediyor muhalefet. Ama bu zemini iyi bir şekilde değerlendiremiyor, iyi bir şekilde kullanamıyor. Çünkü belediyelerindeki hırsızlık, yolsuzluklarla mücadele eden ve o bataklık içerisine gömülmüş, kendi işinde debelenen bir Cumhuriyet Halk Partisi görüyoruz. İşte buradan çıkmak yerine aklanmak yerine hem partimize hem Sayın Cumhurbaşkanımıza akla hayale gelmeyen hakaretlerde bulunuyorlar. Bunu da reddediyoruz. Bunu da kınıyoruz. Biz daha arınmış, daha güçlenmiş bir muhalefet istiyoruz Türkiye’de. Çünkü demokrasilerde muhalefet olmazsa olmaz. Çok büyük bir eksiklik olur. Türkiye’nin de talihsizliği bu. Maalesef muhalefet noktasında bizler ülke olarak şanslı değiliz. Öteden beri şanslı değiliz. Eğer muhalefet biraz aklı başında, düzgün, usturuplu bir tavır sergileseydi, Türkiye’nin geleceğine yönelik zamanı okuyan, zemini okuyan, hem ulusal hem uluslararası düzeyde gündemi takip etmiş olsaydı bugün belki de biz bulunmuş olduğumuz noktadan çok daha ileri noktalara ulaşmış olurduk. Bize haklı, anlamlı eleştiriler getirebilirlerdi. Bizim daha çok çalışmamız, daha ileri noktalara ulaşabilmemiz için bize önayak olurlardı. Ama maalesef bugün bunu yapmak yerine Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin elde etmiş olduğu başarıları yurt dışında ülkemizi başka ülkelere, başta Avrupa olmak üzere şikâyet eder bir konuma, kendi ülkesini gammazlayan bir konuma gelmiş durumda.


 

CHP’nin bu tutumu ülkemizin iç cephesini güçsüz düşürerek ülke imajına zarar vermez mi?

Kesinlikle. Zaten aslında söylemek istediğim o. Bizim gücümüz, birliğimizden, beraberliğimizden geliyor. Biz her alanda çok güçlüyüz, her anlamda çok başarılıyız. Fakat bizi içimizden birileri yurt dışında bu tip pozisyonlara soktuğunda bu bizim açımızdan bir kayıp, bir üzüntü kaynağı oluyor. İmaj kaybı oluyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin dış politikası nasıl diye soru sorarsanız, söyleyeceğimiz şey şu; Cumhuriyet Halk Partisi, dış politikasının ana merkezine iktidar partisini kötülemek, ülkesini kötülemek gibi bir amacı oturtmuş durumda. Bunu biz daha önceki genel başkanlardan da gördük. Özgür Özel’in de, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da “Türkiye yatırım yapılacak bir ülke değil. Böyle bir ülkeye kim yatırım yapar ki?” diye yabancı yatırımların adeta gelmemesi için bir uğraş içerisindeydiler bugüne kadar. Bu anlayış devam ediyor ve Cumhuriyet Halk Partisi düzelir mi dedikçe gelen gideni aratıyor. Muhalefet sonuçta netice itibariyle bir iktidar alternatifi. Ama siz bizim kültürümüzle, geleneğimizle, göreneğimizle siz barışık olmazsanız, mezarlıkta içki içerseniz, kumarı helal diye çıkıp kendi grup kürsünüzde ifade ederseniz, o zaman sizin vatandaşlarımızla, kültürümüzle bir bağınızın olmadığını gösterir. Dolayısıyla CHP gerçekten neresinden tutarsanız tutun, hangi alandan bakarsanız bakın adeta çürümüş bir muhalefet anlayışına sahip.


 

TURİZM MERKEZİ İZMİR ÇÖPLE, ÇUKURLA, ÇAMURLA ANILIYOR

Hem Ankara’da hem İzmir’de CHP belediyeciliğinin sıkıntılarını yaşayan bir vekil olarak ne hissediyorsunuz?

İzmir sadece Türkiye’nin değil, dünyanın harikası bir turizm merkeziydi. Turizm bölgesiydi. Bugün Antalya 20 milyar doları aşan bir döviz gelirine sahip. Ama aslında kıyasladığımızda İzmir, Antalya’dan çok daha büyük bir potansiyele sahip. Ama maalesef İzmir otuz yıldan beri çok kötü yönetildiği için turizmden pay alamıyor. Eskiden hatırlarsanız İzmir Fuarı vardı, festivaller vardı. İşte o dönem Antalya’da hiçbir şey yoktu. Onunla da gurur duyuyoruz, o da bizim. Ama İzmir şu an neyle anılıyor? Çöple, çukurla, çamurla, körfez kokusuyla, deniz kokusuyla, ölü balıklarla. Yolsuzluklarla anılır hale geldi. Dolayısıyla üzüntü verici bir durum. Çok sıkıntı verici bir durum. İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanları, yerel alanda işin içinden çıkamayınca da tutup genel siyasetle ilgili fikir beyan ediyorlar. Dolayısıyla bu da onların ne kadar aciz olduklarını, ne kadar çaresiz olduklarını gösteriyor. Allah yardımcımız olsun yerel yönetimler açısından. Ama vatandaşlarımız bunu hem ilk yerel seçimlerde hem de genel seçimlerde değerlendirecektir diye düşünüyorum.


 

CHP HALKIN VERDİĞİ KREDİYİ ÇOK KÖTÜ KULLANDI

CHP yerel seçimlerde halkın kendisine verdiği krediyi kullanabildi mi sizce?

Milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ne aslında denemek için bir fırsat verdi yerel seçimlerde. Dedi ki “İstanbul’u size veriyoruz, Ankara’yı size veriyoruz, işte büyükşehirleri size veriyoruz. Kendinizi gösterin. Ondan sonra da ileriki dönemlerde süreçlerde eğer buradan bir başarı elde ederseniz iktidar alternatifi olabilirsiniz” Onlar ne yaptı? İş başına geldikleri pek çok büyükşehir belediyesinde yüzlerce milyarlık yolsuzluk yaptı. İşte İstanbul’daki yolsuzluklar, İzmir’deki yolsuzluklar, Ankara’daki yolsuzluklar... Yolsuzluklar yetmiyormuş gibi İstanbul’un bugün maalesef ne çöpü toplanıyor, ne trafiğine bir çözüm buluyor. İzmir’e baktığımızda yine İzmir’de çöpler toplanamıyor. İzmir’de sular kirli akıyor. Ankara’da sular akmıyor. Sayın Mansur Yavaş bir gün çıkıyor diyor ki “Ankara’nın su sorunu yok”, ertesi gün diyor ki “su vardı da biz mi içtik?” Hatta işte genel başkanları çıkıp diyor ki “Erdoğan dua ediyordur ki Ankara’da yağmur yağmasın, kar yağmasın, sular kesilsin” Mansur Yavaş ondan örnek almış olacak ki “AK Partililer, çeşmeleri boşa akıtacaklar ki sularımız yetmesin, kesilsin” Böyle çocukların dahi gülebileceği, anlamakta zorlandığı bir meselelerle karşı karşıyayız. Dolayısıyla CHP, halkın verdiği krediyi çok kötü kullandı.


 

TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN 11’İNCİ BÜYÜK EKONOMİSİ

Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi olarak Türkiye ekonomisinin geldiği noktaya dair bilgi verir misiniz?

Bir ülkenin gücü, büyüklüğü ülke ekonomisiyle alakalı bir meseledir. Bugün bizim en önemli hedeflerimiz arasında Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesi var. Şu anda satın alma gücü paritesi açısından dünyanın 11’inci ekonomisiyiz. Biz iktidara geldiğimizde Türkiye’nin gayri safi milli hasılası 232 milyar dolardı. Bugün Türkiye’nin gayri safi milli hasılasına baktığımız zaman bu rakam 1.6 trilyon doları geçmiş durumda. Yine kişi başı milli gelir, biz devraldığımızda 2 bin 700 dolardı. Bugün 17 bin dolarları aşan bir seviyeye ulaştık. Dolayısıyla üst gelirli ülkeler grubuna da girmiş olduk. Bu Türkiye’ye yatırım yapılması açısından çok önemlidir. Bunun değerlendirmesini yapan uluslararası derecelendirme kuruluşları, Dünya Bankası, IMF. Türkiye’nin geldiği seviyeyi raporlarıyla beyan ediyorlar. Artık üst gelir grubu ülkeler arasına girmiş olduğumuz için bundan sonraki süreçte hem ülkemizin alacağı doğrudan dış yatırımlar artacak, hem ucuz kredi kullanabileceğiz. Türkiye gerçekten büyük bir ülke. Türkiye ekonomisinin geldiği nokta basit bir şey değil. Çok önemli bir başarı bu. Dolayısıyla biz bunu iyi bir hükümetle, iyi bir yönetim ve organizasyon anlayışıyla taçlandırdığımız için böyle hassas bir süreçte, dünyadaki bazı gelişmeleri ülkemizin lehine dönüştürüyoruz. Çünkü biz 23 yıldan beri iktidardayız. Türkiye bu süre içinde ortalama yıllık yüzde 5.4 büyüdü. Bu sene dünyada ekonomik sıkıntıların olduğu bir süreçte bile Türkiye yüzde 3.7 büyüme gerçekleştirdi. Türkiye ekonomisi, Doğu Avrupa’daki 15 ülkenin toplam ekonomisine eşit. Dolayısıyla dev bir ekonomiye sahip ülkemiz var. Ama bulunmuş olduğumuz bölge, coğrafya zor olduğu için burada Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle bu süreçte ülkemizin başında olması ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemimizin hızlı ve doğru karar verme kabiliyetinin olması ülke için bir kazanım. Geçmişte üç dört aylık hükümetler gördü bu ülke. Siz böyle olmazsa savunma sanayisinde bu kadar gelişmeniz mümkün olabilir mi? İhracat rakamlarınız 12 milyar dolarlardan bugün yaklaşık 400 milyara çıktı. Dolayısıyla böyle bir konuma sizin gelmeniz ancak içerideki birliğiniz, beraberliğiniz ve ülke içerisindeki o ekonomik altyapıyı güçlendirmeniz gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz de bu amaçla çalışıyoruz.


 

GÜÇLÜ VE ADİL TÜRKİYE DÜNYA BARIŞININ TEMİNATI HALİNE GELDİ

Milli birliği ve ekonomisi güçlü bir Türkiye bölgesinde ve dünyada daha etkili oluyor değil mi?

Evet. Bakın Türkiye güçlü bir lider ve istikrarlı bir yönetime sahip olduğu için güçleniyor. Güçlendikçe de, Libya’da, Kafkaslar’da, Afrika’da, Irak’ta, Gazze’de ve Suriye’de yaşanan savaşların, iç savaşların, işgallerin bitmesinde önemli bir katkı sunuyor. Geçmişte parasıyla bile istediği malzemeyi alamayan Türkiye’nin savunma sanayi ürünleri, İHA’ları, SİHA’ları, gelişmiş savaş gemileri, helikopterleri dünyada aranır hale geldi. Avrupa Birliği’nin önde gelen ülkeleri, teknoloji devi Japonya gibi ülkeler bizim ileri teknoloji savunma sanayi ürünlerimizi alıp kullanıyor. Güçlü ve sözü dinlenen bir Türkiye, dünya barışının da teminatı haline geldi. Mazlum coğrafyalar gözünü Türkiye’ye çeviriyor. Türkiye, güçlü ve adil bir ülke olarak dünya barışı ve istikrarının güvencesi haline geldi.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vahap

Bu CHP kemalist olduğu surece ondan hiç bir cacık olmaz.

hasel

Ne güzel tanım yapılmış.Ağzınıza sağlık.AYNEN,CHP,ÇÜRÜMÜŞ MUHALEFETTİR,MUHALİFTİR.HATTA,çürümüş , PARTİ GÖRÜNÜMLÜ UCUBE YAPIDIR.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23