Casus avı başladı! Cem Küçük üstüne basa basa uyardı! Türkiye bir an önce bunu yapmalı
Cem Küçük, casusluk faaliyetlerinin eski yöntemlerle yürütülmediğini ve yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu yazdı. Küçük, “Etki Ajanlığı Yasası”nın Türkiye’nin güvenliği için elzem olduğunu kaydetti.
Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük, casusluk faaliyetlerinin günümüzde farklı bir boyut kazandığını dile getirdi. Küçük, MİT'in “Etki Ajanlığı Yasası”nı çıkartmanın önemini vurguladığını aktardı. Bu yasanın modern casusluk yöntemlerine karşı bir zorunluluk olduğunu belirten Küçük, yasanın eksikliğinin Türkiye için ciddi bir güvenlik açığı oluşturduğunu kaydetti. Küçük, şunları dile getirdi:
"Hükûmet "Etki Ajanlığı Yasası"nı çıkaracaktı ama bazı değişiklikler yapmak kaydıyla tasarıyı haftaya bıraktı. Bu yasanın mutlaka geçmesi lazım. Yasa görüşülürken MİT Müsteşarlığı Hukuk Dairesi Başkanı Fuat Midas kurulda önemli açılmalar yaptı. Etki Ajanlığı niçin önemli anlattı. Midas ne dedi, bir bakalım:
“Casusluk faaliyetleri Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi bir belgenin alınıp bir tarafa verilmesi, burada para karşılığı, bunun bir şahıs tarafından satılması şeklinde kullanılmıyor... Uzun yıllardır Teşkilatta farklı pozisyonlarda görev yapmış bir kişiyim dolayısıyla sahada yaşanan sorunları da bilen bir kişiyim. Ben, size, yargıya da intikal etmiş, bizim artık ‘ölü operasyon’ diyebileceğimiz faaliyet üzerinden örnekler vermek istiyorum...
Örneğin, İsveç'te mukim, bir yabancı şahıs, başka bir ülkenin vatandaşı olan şahıs başka bir saikle ülkemize geliyor. Ülkemizde tatil veya iş, başka bir saikle bulunurken, o kişiyi hedef alan diğer ülkenin istihbarat teşkilatı burada taşeron olarak kullandığı bir uyuşturucu şebekesi aracılığıyla bu şahsı kaçırmak istiyor, bunu kaçırmak için de şahsın kişisel ve insani bazı zaaflarını kullanmak suretiyle faaliyeti yürütüyor. Biz, bu kişiyi yakalatıyoruz. Bu kişinin somut da aldığı ceza bir yıl on iki ay hapis cezasıdır. Niye? Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmadır...
Başka bir örneği vereyim size: Şahıs burada gene bir yabancı ülkenin vatandaşını hedef alıyor; kişiyi korkutmak, kendi istediği yöne faaliyetini sevk edebilmek amacıyla çeşitli yöntemler uyguluyor. Öncelikle kişinin ev adresini bulduruyor, sonra o bulduğu ev adresi aracılığıyla ‘emlakçı’ kisvesi altında gidiyor, şahsın alışkanlıklarını, oturduğu yerin fiziksel ortamını vs. özellikleri keşfediyor, buluyor, bunları keşfini yapıyor. Ardından şahısla temas aşamasına geliyor, şahıs adına bir mezar yaptırıyor, mezar taşına da şahsın adını yazıyor, bunun fotoğrafını çekiyor, şahsa gönderiyor. Ardından, bir süre geçiyor, şahıs adına gazeteye ölüm ilanı veriliyor, şahsa bu gönderiliyor, bu duyuruluyor. Şahsın oturduğu sokakta düzmece bir kavga oluşturuluyor, havaya silah sıkılıyor, şahsın evine de isabet edebilecek, şahıs üzerinde korku oluşturabilecek şekilde böyle bir faaliyet planlanıyor...
Bunların hepsine baktığımız zaman özetle şu görülüyor: Kişiyi tehdit, iftira, efendime söyleyeyim, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, kişinin huzur ve sükûnunu bozma gibi Türk Ceza Kanunumuzda her biri düzenlenen -bunlar biraz suç yalnız- bu suçlara altı ay, bir yıl, iki yıl gibi hapis cezaları öngörülüyor. Biz kamuoyuna da yansıyan, basında da yer bulan faaliyeti yürütüyoruz. İlk başta 40, 50, 60 gibi sayılarla insanlar gözaltına alınıyor. Bu, tabii, görüntüde görünen kısmı işin. Ancak biz takip ederken faaliyeti en sonunda 2 kişi kalıyor; cezalandırılabilir pozisyonunda kalan... Niye biliyor musunuz? Çünkü şahıs bizim bildiğimiz klasik anlamda bir casusluk faaliyeti yürütmüyor, işte, bu yürüttüğü faaliyetlerin her birinin de cezası bunlar...”
İstihbarat artık değişti. Soğuk Savaş dönemindeki gibi yapılmıyor. O yüzden kanuni düzenleme şart. Hollanda ve İngiltere aynı düzenlemeyi çıkarttılar. Şimdi Belçika benzer bir kanun üzerinde çalışıyor.
Haftaya kanun net dille yazılarak çıkmalı. Yoksa casusu yakalasan bile ceza vermen güç!"