• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Bu kadar Türk düşmanlığını hangi ara biriktirdiniz?'

Yeniakit Publisher
2022-08-18 10:22:00 -
'Bu kadar Türk düşmanlığını hangi ara biriktirdiniz?'

Akşam Gazetesi Yazarı Oğuzhan Bilgin bugünkü köşe yazısında netflix ve türevi algı operasyonu ve insanlıkdışı hal ve harkeetleri normalleştirme gibi görevleri olan dijital platformların son günlerde artan müslümanları karalama-kötü gösterme konusuna değindi. bahsi geçen karaktersiz hain paltformlar için Bilgin, 'Benzer yapımların 1980 öncesi çatışmaları anlatırken solcuları idealize edip, ülkücüleri "katil" göstermesi de artık çok bayatladı.' ifadelerine yer verdi.

Akşam Gazetesi Yazarı Oğuzhan Bilgin bugünkü köşe yazısında netflix ve türevi algı operasyonu ve insanlıkdışı hal ve harkeetleri normalleştirme gibi görevleri olan dijital platformların son günlerde artan Müslümanları karalama-kötü gösterme konusuna değindi. bahsi geçen karaktersiz hain paltformlar için Bilgin, 'Benzer yapımların 1980 öncesi çatışmaları anlatırken solcuları idealize edip, ülkücüleri "katil" göstermesi de artık çok bayatladı.' ifadelerine yer verdi. İşte o yazı:

Geçtiğimiz günlerde malum uluslararası dijital platformların birinde çok reklamı yapılan bir "Türk" dizisine maruz kaldım. Biraz kültür üzerine de çalışan bir sosyolog merakı ile üzerine çok tartışılan dizi ve filmlere bakmak, popüler kültürdeki değişimleri takip etmek toplumsal değişmeyi veya buna yönelik bazı kültürel/siyasal ajandaları görmek bakımından gerekli olabiliyor. Ben de kendimi zorlayarak birkaç bölüm izleyebildim.

Dizinin ilk bölümlerinden birinin hikâyesi 20. yüzyılın ilk yıllarında Girit'te başlıyor. Tam "işte nihayet birileri yakın zamana kadar on binlerce Türk'ün yaşadığı ve sonrasında Anadolu'ya göçmek zorunda kaldığı Girit'te Yunanların Türklere yaptığı katliamlardan bahsedecek galiba" diye ümitlenirken, o da ne!

Bir Rum kızı Girit'ten Anadolu'ya kaçmak zorunda kalan Türklerin kayığına binip onlarla Anadolu'ya gelmek istiyor. Yoğun ısrarlar neticesinde zalim görünüşlü bir Türk onu zar zor kabul ediyor ve tam denizin ortasına gelindiği zaman kayıktaki Türk adam ne mi yapıyor? Rum kızına kürekle vurduktan sonra kayıktan atıp canlı canlı boğulmasını seyrediyor! Yani Girit'te Yunanların katliamlarından kaçanlar Türklerken bir anda Türkler katil pozisyonuna, Rumlar mağdur pozisyonuna koyuluyor. Bu kadarı kültürel hegemonya meselelerini çalışan, yazan, takip eden bana bile "pes" dedirtiyor.

Bitti mi? Tabii ki hayır! Dizinin bir sonraki bölümü de 1900'lerin ilk çeyreğinde Aydın'da geçen bir hikâye ile başlıyor. Bu sefer içimden şöyle geçiyor: "Acaba bir önceki bölümdeki Türk karşıtlığını dengelemek için Ege Bölgesi'ndeki Yunan işgali sırasında Yunanların ve Rum çetelerinin yaptığı katliamlardan, mezalimlerden mi bahsedecekler?" Sanırım ben fazla iyi niyetliyim.

Bu hikâyede de Aydın civarında bir köyde, bir Türk kızı evinde mutlu bir şekilde otururken kapı çalınıyor. Kapıda dizide "komitacılar" diye tanımlanan ve asla milliyeti söylenmeyen bir çetenin elemanları var. Bu Türk kızına tecavüz ediyorlar. Çeteciler evden gittikten sonra eve babası geliyor ve bilin bakalım ne yapıyor? Bu Türk baba kızının tecavüze uğramasını gerekçe göstererek(!) "namusunu temizlemek" için kızını öldürüyor. Öldürürken tüfeğin tetiğini çekmeden de bir şey yapıyor: Kızından şehadet getirmesini istiyor.

Bingo! İşte böylelikle "katil Türk imajı" hemen anında "katil Müslüman" algısıyla desteklenmiş oluyor. Zaten Türk karşıtlığı ile İslam karşıtlığının hep birbirinden ayrılması zor iki olgu olarak tarihten itibaren günümüze kadar gelmektedir.

Geçtiğimiz aylarda yine bu köşede gündeme getirmiştim. Aynı platformun bir başka dizisinde Türkleri Yahudilere zulmediyormuş gibi gösteren bir başka proje dizide de bütün Türkler iğrenç insanlar olarak gösteriliyordu. Böylelikle tarih boyu Yahudilere en çok yardım etmiş Türk milletine hem iftira atılıyor hem de böyle bir uluslararası dijital platformda Türkler anti-semitist olarak kodlanmış oluyordu.

Dahası dizinin baş kötü adamının adı da hikâye 1950'lerde geçmesine rağmen Kürşat'tı. Üstelik bu mümkün olmayan bir durum zira Kürşat ismi ilk defa Atsız'ın 1946'da yayımlanmış Bozkurtların Ölümü romanında bir tarihî şahsiyete verilmiş müstear isim olarak geçer. Yani 1950'lerde 40-50 yaşlarında bir adamın adının Kürşat olması mümkün değil. Bu Kürşat düşmanlığına aynı dönemleri konu edinen başka yönetmenlerin filmlerinde de bolca rastlanmakta. Neden özel olarak "Kürşat" ismine düşmanlık yapıldığını söylemeye ise gerek yok.

Benzer yapımların 1980 öncesi çatışmaları anlatırken solcuları idealize edip, ülkücüleri "katil" göstermesi de artık çok bayatladı. O nedenle ona çok değinmeyeceğim.

Bir de "Türk" olduğu iddia edilen bu dizi ve sinema yapımcılarının eserlerinde sürekli olarak 6-7 Eylül olaylarına atıf yapıldığına da şahit oluyoruz. Türk tarihine yakışmayan, bir kara leke olarak hatırladığımız ve neticede bir NATO- Gladyo provokasyonu sonrası başlayan 6-7 Eylül olaylarına bu kadar atıf yapılırken bu yapımcılar Türklerin Balkanlar'da, Kıbrıs'ta, Kafkaslar'da, Kırım'da ve 1. Dünya Savaşı'nda Anadolu'da tarihin çeşitli dönemlerinde uğradığı zulümleri, soykırımları, katliamları konu etmek, bunlara atıf yapmak istemiyor.

Neticede bütün bu örnekler benim de sık sık vurguladığım bir kültürel hegemonya meselesi ile ilgili olduğu kadar bu eserlerde imzası bulunanların şahsi hesaplarının olduğu izlenimini de uyandırıyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

m.n.

Şimdi, tam bu noktada bir hinlik ve hainlik var. O zamanlarda MHP faşist olarak lanse ediliyordu ve komünistler ise emekten yana ve ezilenler olarak lanse ediliyordu. İşin aslı 1980 darbesi yapıldığında her iki taraf acımasızca ezildiğinde anlaşıldı. Bu gün ise, MHP eski yerinde ve vatanseverlik çizgisinde olmasına rağmen, komünistler referans kayıpları ile iyice faşistleştirildi ve günümüzün kendine solcu diyen faşistleri haline getirildi. İşte, bu kesimi (faşist kitleyi) büyütebilmek ve Türkiye'nin bekasını sona erdirmek için bu güdülemeleri yapmaya ihtiyaçları var. Bu gün eski komünistlerle kendilerini özdeşleştirenler aslında bir beyin sendromuna tabi tutulmuş faşistlerden oluşuyor. Okumayan, düşünemeyen ve cahil bir kitledir, Netflix gibi yapılarını amacı para kazanmaktan daha öte, bu gibi finans kapital beyin operasyonları yapmaktır.

Millet

Hocam 1071 den başlayalım mı anlatmaya.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23