• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Başkan Erdoğan 65 yaş üstü için talimat verdi! İbrahim Kalın canlı yayında tarihi açıkladı

Yeniakit Publisher
2020-05-03 00:27:00 - 2020-05-03 15:43:59

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Başkan Erdoğan 65 yaş üstü için talimat verdi! İbrahim Kalın canlı yayında tarihi açıkladı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşlar için talimat verdiğini açıkladı. Kalın, Erdoğan'ın 4 Mayıs Pazartesi günü bir takım gelişmelere ilişkin bilgi vereceğini de söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "65 yaş ve üstü vatandaşlar ile 20 yaş altı gençler için sokağa çıkma yasağında bir esneme olabilir mi?" sorusuna "Cumhurbaşkanımızın bir talimatı oldu. Bilim Kurulu'nun kanaati çerçevesinde de bu konuda bir karar alalım.' dedi. Pazartesi Cumhurbaşkanımızın bu konuda da bazı güzel haberleri olabilir" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 24 TV'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İbrahim Kalın, yaptığı açıklamda, "65 yaş ve üstü bütün büyüklerimiz yaklaşık 45 gündür evden çıkmadılar. Sağ olsunlar, bu kurala riayet ederek çok tarihi bir görevi de yerine getirdiler, hem kendi hayatlarını korudular hem salgının yayılmasını önlediler. Ülkemizde yaklaşık 7 milyon kadar 65 yaş ve üstü vatandaşımız var. Bu şikayetleri biz de alıyoruz. Cumhurbaşkanımız da bunları dinliyor. Cumhurbaşkanımızın şöyle bir talimatı oldu. 'Bilim Kurulu'nun bu konudaki değerlendirmesini aldıktan sonra pazartesi günü Kabine Toplantısı'nda bu konuyu değerlendirelim. Bilim Kurulu'nun kanaati çerçevesinde de bu konuda bir karar alalım.' dedi. Pazartesi günü Cumhurbaşkanımızın bu konuda da bazı güzel haberleri olabilir" dedi.

İbrahim Kalın, 20 yaş altının da hatırlatılması üzerine, "Bilim Kurulu'nun da kanaati öncelikli olarak 65 yaş ve üstü grubunun belli gün ve saatlerde dışarıya çıkmasının sağlanması şeklinde." dedi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali El Hemdan

Ali El Hemdan isimli gencin öldürülmesi: “On sekiz yaşındaki Ali El Hemdan isimli gencin öldürülmesi üzere Adana Barosu, İHD, ÇHD’yi temsil eden meslektaşlarımızla bir inceleme heyet oluşturduk. Olay yerinde inceleme yaptıktan sonra Ali El Hemdan’ın ailesine ziyarette bulunduk. Kalabalık taziye evinin içinde omzunda bolca yıldız olan bir emniyet amiri de bizi karşılayanlar arasındaydı. Amir, bizim kim olduğumuzu ve ne maksatla geldiğimizi sorup notlarını aldı. Taziye evinin önünde onlarca polis bekliyordu. İçişleri Bakanı’nın bizzat aileyi aramasından olsa gerek, taziye yerinde emniyet, en üst düzeyde temsil ediliyordu. Ali’nin babası oğlunun 18 yaşına yeni girdiğini, tekstilde çalıştığını, arkadaşları ile gezmeye giderken polislerin durdurduğunu, para cezası kesecekler korkusu ile olay yerinden uzaklaşmak istediği sırada 3 metreden göğsünden vurulduğunu aktardı. Olay yerine gittiğimizde ise peşimizden çok sayıda polis otosu geldi. Bir gün önce kimlik kontrolünden kaçtığı gerekçesi ile Ali El Hemdan’ın vurulduğu yerde, bu defa olayı incelemek isteyen avukatlara kimlik ve GBT sorgusu yapıldı. Polis, bu olayın üzerine gidilmesi ve olayın araştırılmasından rahatsız olduğunu gizleme gereği duymuyordu. Olay yerinde görüştüğümüz Hasan isimli genç Ali’nin arkadaşı olduğunu, olay günü üç kişi gezmeye çıktıklarını, polislerin kendilerini durdurup kimlik kontrolü yaptığını, Ali’nin bu esnada sokak arasına girdiğini, peşinden giden bir polisin ise onu vurduğunu aktardı. Gençlerin polisler tarafından durdurulduğu yer ile Ali’nin vurulduğu yer arasında 150 metre kadar bir mesafe vardı. Polisin, Ali’yi öldürmeden önce uzun bir süre kovaladığı iddiası doğru olamazdı. Heyetteki meslektaşlarımızla birlikte son olarak Cumhuriyet Savcısı ile de görüşüp, soruşturma dosyasını inceledik. Cinayeti işleyen polis memuru Fatih Karaca ifadesinde; Ali’nin arama noktasından kaçtığını, belinden silahını çekip mermiyi namluya sürdüğünü, sıkıntılı şahısların oturduğu bir sokak olduğu için, silahının emniyetinin açık olduğunu, dur ihtarında bulunduğunu, oruçlu olmasının da etkisi ile sendeleyip düştüğünde silahının ateş aldığını söylüyor. Fatih Karaca, Ali’nin peşinden gitmeden önce silahının namlusuna mermi sürüp, emniyetini açmakla daha en baştan öldürme niyetinde olduğunu anlıyoruz. Fatih Karaca, silah kullanmaktaki bu aceleci davranışını gerekçelendirmek ve savunmasını güçlendirmek için olay yerinden “sıkıntılı şahısların oturduğu” şeklinde bahsetmiş olmakla bu semte oturanlara karşı bir önyargısının olduğunu da ifade etmiş oluyor. Olayın görgü tanığı olan mahalle sakini bir kadın vermiş olduğu ifadesinde “Polisin dur diye bağırması üzerine çocuk da durup yüzünü polise döndü. Polis de çocuğu göğsünden tek atışla vurdu. Polisin düşmesi gibi bir olay olmadı” diyerek cinayet zanlısı polis memurunu yalanlıyor. Dosya içinde bulunan Ölü Muayene Raporu’nda da, “sol göğüs üste bir adet mermi girişi” tespitine yer veriliyor. Bu rapor Ali’nin ayağından ve kasığından vurulduğu haberlerinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor. Sosyal medyada yayınlanan görüntülerde, sedye üzerinde ambulansa yerleştirilmeden önce sağlık görevlilerinin kalp masajı yaptığı Ali’nin daha olay yerinde öldüğü anlaşılıyor. Ali’nin yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldüğü haberleri de delillerle uyumlu değil. Ali’nin vurulma anı görüntülerin sosyal medyada bir infiale neden olmasıyla polis memuru Fatih Karaca tutuklandı. Sulh Ceza Hakiminin, polis memurunu, kasten insan öldürme suçundan tutuklamış olmasına rağmen, Valilik silahsız, karşı bir saldırıda bulunmayan ve direnç göstermeyen, 18 yaşındaki bir gencin yakın mesafeden, kalbinden tek atışla öldürülmüş olmasını kaza olarak değerlendirmekteki ısrarını sürdürüyor.  medya Ali’nin öldürülmesini , “Kaçarken vuruldu”, “Havaya yapılan uyarı ateşiyle yanlışlıkla vuruldu”, “Ayağından, kasığından vuruldu” başlıkları ile duyurdu. Medyanın ağırlıklı bir bölümü, emniyetin gayri resmi bir şekilde verdiği bilgileri, sormadan, araştırmadan haberleştirerek kamuoyunu yanılttı. “Teşkilat”tan servis edilenlerle yetinmek gibi bir alışkanlığı olan medya, polis memurunun işlediği cinayeti mazur gösteren yalan haberler yapmaktan çekinmedi. Son üç yıl içinde ülkemizde 91’i çocuk olmak üzere 385 insanımız polis tarafından “havaya açılan uyarı ateşi” sonucunda öldürüldü. Bu polislerin büyük çoğunluğu “ayağının kaydığı, yere düşerken de silahının ateş almış olduğu” savunmasını yaptı. Ne yazık ki mahkemelerin büyük çoğunluğu da klişe polis savunmasını yemiş gibi davrandı. Polis teşkilatı ve etkisi altındaki medya suç işleyen memuru savundu. Meslektaş dayanışması ile memurun karıştığı suçlar örtbas edildi. Cinayet işleyen polislerin büyük çoğunluğu ya cezasız kaldı, ya da az bir ceza ile bu işten sıyrıldı. Türkiye’nin büyük kentlerinden birinde öğle saatinde, insanların gözü önünde işlenen bir cinayetten sonra medya yalan haber yapmaktan; yöneticiler gerçeği ters yüz etmekten, suç işleyen memuru savunmaktan geri durmuyor. Adana’da işlenen bu cinayette, gerçek ile medya kuruluşları ve iktidarın yansıttıkları arasındaki farkı gördükten sonra, Cizre, Diyarbakır, İdlib ve Trablus’ta yaşananlara ilişkin anlatılan hikayelere gönül rahatlığı ile inanabilir miyiz? “Ne yazıyorlarsa, ne söyleniyorsa aynen doğrudur” diyebilir miyiz? Ali El Hemdan’ı bir polis memuru öldürdü. Medya ve iktidar ise gerçeği.” Gazete Duvar

ömer

Bilim kuruluna kalırsa 2 sene icerdeyiz hiç ihtimal yok...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23