Bakır, petrol kadar doğrudan savaş emtiası olarak görülmese de küresel büyüme, sanayi üretimi, enerji maliyetleri ve faiz beklentileri üzerinden jeopolitik gelişmelere duyarlı hareket ediyor.
Bakır, petrol kadar doğrudan savaş emtiası olarak görülmese de küresel büyüme, sanayi üretimi, enerji maliyetleri ve faiz beklentileri üzerinden jeopolitik gelişmelere duyarlı hareket ediyor.
Küresel emtia piyasalarında bakır fiyatları haftayı yükselişle tamamladı. Ancak fiyatlamanın arkasında yalnızca jeopolitik riskler değil, ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler ve Çin talebindeki zayıflama da etkili oldu.
Londra Metal Borsası’nda bakır yüzde 0,80 artışla ton başına 13.623,50 dolara yükseldi. Haftalık bazda prim yüzde 0,76 oldu. Şanghay Vadeli İşlem Borsası’nda ise bakır kontratı yüzde 0,04 artışla 104.770 yuan/ton seviyesinde kapanırken, haftalık yükseliş yüzde 0,15 ile sınırlı kaldı.
Jeopolitik risk fiyatları destekledi
Bakır, petrol kadar doğrudan savaş emtiası olarak görülmese de küresel büyüme, sanayi üretimi, enerji maliyetleri ve faiz beklentileri üzerinden jeopolitik gelişmelere duyarlı hareket ediyor.
ABD ile İran arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlik piyasalarda temkinli havayı korurken, Hürmüz Boğazı çevresindeki arz kaygıları petrol fiyatlarını desteklemeyi sürdürdü. Reuters’ın aktardığı verilere göre Brent petrol haftanın son işlem gününde 103,54 dolar, ABD tipi ham petrol ise 96,60 dolar seviyesinde kapandı.
Petrol fiyatlarının yüksek seyri, enerji maliyetleri ve küresel enflasyon beklentileri üzerinden bakır piyasası için de dolaylı bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle bakırdaki yükseliş, yalnızca arz-talep dengesiyle değil, daha geniş bir makro risk fiyatlamasıyla birlikte okunuyor.
ABD tarifesi öncesi stok hareketi
Bakır piyasasında haftanın en dikkat çeken başlıklarından biri ABD’nin olası bakır tarifesine ilişkin beklentiler oldu. Reuters’a konuşan kaynaklara göre, emtia ticareti devi Trafigura, ABD’nin ithal bakır metale tarife getirip getirmeyeceğine ilişkin karar öncesinde Londra Metal Borsası’nın New Orleans depolarından yüklü miktarda bakır çekmeye hazırlanıyor. ABD’nin bu konuda kararını haziran sonuna kadar vermesi bekleniyor.
LME verilerine göre New Orleans depolarında 30 bin tonun üzerinde bakır teslimat için işaretlenirken, küresel çapta teslimata ayrılan bakır miktarı 50 bin tonu aştı. İptal edilen stokların toplam LME bakır stoklarının yaklaşık yüzde 30’una yaklaşması, fiziki piyasada ABD’ye yönelen stok hareketinin güçlendiğine işaret etti.
Bu tablo, bakır fiyatlamasında ticaret politikalarının da belirleyici hale geldiğini gösterdi. ABD’nin olası tarife adımı, fiziki bakırın hangi piyasada tutulacağına ilişkin kararları etkilerken, stokların coğrafi dağılımı da fiyatlar üzerinde önem kazandı.
Çin talebi yükselişi sınırlıyor
Bakıra yönelik uzun vadeli talep beklentileri enerji dönüşümü, elektrikli araçlar ve altyapı yatırımları nedeniyle güçlü kalmaya devam etse de kısa vadede Çin kaynaklı soru işaretleri öne çıkıyor.
Çin’de mevsimsel talep yavaşlamasının bakır tüketimini sınırlayabileceği değerlendirilirken, Şanghay Borsası’ndaki bakır stokları yüzde 1,6 arttı. Böylece stoklarda 13 Mart’tan bu yana ilk yükseliş görüldü.
Stoklardaki artış, Çin’de fiziki talebin kısa vadede güç kaybettiğine ilişkin algıyı destekledi. Londra’da bakır haftayı yükselişle kapatsa da Şanghay’daki primin sınırlı kalması, Çin talebinin fiyatlardaki yükselişi frenleyen ana unsur olduğunu gösterdi.
Yükseliş kalıcı mı?
Bakır piyasasında jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yüksek seyir fiyatları desteklerken, ABD’nin olası bakır tarifesi öncesinde hızlanan stok hareketleri fiziki piyasada yeni bir belirsizlik yarattı. Buna karşılık Çin’de talebin yavaşlaması ve stokların yeniden artışa geçmesi, yükselişin kalıcılığına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Bu nedenle bakırdaki haftalık yükseliş yalnızca savaş fiyatlaması olarak değil; jeopolitik risk, ticaret politikası ve Çin talebi arasında sıkışan bir piyasa görünümü olarak öne çıktı.