Ülseratif kolit karın ağrısının sebebi olabilir...
Bu hastalık, kanlı ishal, makattan kan ve sümüksü madde gelmesi, karın ağrısı, halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı, kansızlık, solgunluk, bazı hastalarda, gözde kızarıklık ve yanma, eklemlerde ağrı, ciltte döküntüler ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluklar gibi belirtiler veriyor.
Karın ağrısı çekiyorsanız sebebi kolit olabilir. Yani bağırsaklardaki bir iltihap..
Kronik olan ve dönem dönem alevlenen hastalık hakkında henüz tam bir bilgi bulunmamakta..
Ülseratif kolit, kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen tabakanın iltihabı olarak tanımlanıyor.
Hastalık bulaşıcı değil. Fakat bu bağırsak hastalığı akrabalarda varsa, sizde de görülmü riski %5-20 arasında.. Bunun bir benzerinin adı da corn hastalığı..
Teşhis karın ağrısı ile hastaneye gidenlerde kalın barsakların görüntüleme yöntemleri yardımı ile konulabiliyor. Kalın bağırsaklar ve ince bağırsağın son bölümüne kolonoskopi ile ayrıntılı bir şekilde bakılıyor. Oradan alınan parçanın patolojik incelenmesi ile teşhis konuluyor.
Sebebi tam bilinmiyor ama ülseratif kolit hastalığı günümüzde başarı ile tedavi edilebiliyor.
Genellikle ağızdan alınan haplar ve makattan verilen lavmanlar ile tedaviye başlanıyor. İlaçların yetersiz kaldığı ya da hastalığın en başından şiddetli seyrettiği durumlarda, gerekiyorsa hastanede yatırılarak hasta damar yolundan beslenebiliyor.
Bazen cerrahi yönteme de başvuruluyor. İlaçla tedavi en fazla üç ay sürüyor. Hastanın şikâyeti geçse bile ilaç alımına hekim denetiminde bu sürede devam etmek gerekiyor.
Bu hastalar için diyet uygulaması yapılmıyor. Fakat her ülser vakasında olduğu gibi süt ve süt ürünlerinden uzak durulması tavsiye ediliyor. Ancak laktazlı sütler içilebilir.
Aspirin ve romatizma ilaçları ülseratif koliti alevlendirilebildiğinden bu ilaçların kullanılması doğru değil.
Gelelim kanser riskine..
Ağrıdan sonra irkilten husus zaten bu. Maalesef bu risk var.
Bu risk artışı hastalıkla geçen süreye ve ülseartif kolitin kalın barsağın ne kadar bir bölümünü etkilediğine bağlı olarak değişebiliyor. Fakat bu hastalık öncü oluşumlar yaptığı için, erken teşhis imkanı doğmakta ki, bu sevindirici.. Bu sayede kanser gelişmeden kalın barsağa cerrahi müdahale yapılıp alınıyor.
Hastalar genellikle kontrollerini ve tedavilerini aksatmadıkları sürece normal hayatlarını sürdürebiliyor.
Hastalık anne-baba olmaya engel değil ama, kadınlarda kalın barsağın tam çıkarılması gebe kalma şansını azalttığı bilinmekte.
Ameliyatlar, laparoskopik yöntemle yapılıyor.