• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Arseven'den dikkat çeken soru: "Eskisi gibi olan var mı?"

Yeniakit Publisher
2019-09-22 12:35:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Arseven'den dikkat çeken soru: "Eskisi gibi olan var mı?"

Gazeteci Yazar Serdar Arseven, bugünkü köşesinde "Eskisi gibi olan var mı?" diye sordu ve ekledi: "Fitne ayyuka çıkmış, at izi it izine karışmış." dedi.

 Taha Emre Özdemir  yeniakit.com.tr 

"Bir önceki yazımızda Sayın Cumhurbaşkanı’nın arkasından etrafa ateş edip duran kifayetsiz muhterislere dikkat çekmiştik. Recep Tayyip Erdoğan’ın dönemi bittiğinde bir başka yere “kapılanacak” ve bu sefer de oradan ona buna saldıracak olan “menfaatçi” tiplerden." diyerek başlayan Gazeteci Serdar Arseven, ilgili yazısına çok sayıda geri dönüşün olduğunu belirtirken bazı eleştiriler geldiğine de dikkat çekti:

"Yazdıklarımız kadim okuyucularımızın ziyadesiyle ilgisini çekmiş. Çok sayıda “geri dönüş” oldu. Bunlardan bazılarında “takdir” hislerinin ifadesinin yanı sıra “sitem” de vardı. Eski Serdar Arseven yok, eskiden olsa yanlışlıklara çok daha sert ifadelerle karşı çıkardınız!” diyenler…"

'28 Şubat’ın o en şedit günlerinden bu yana çok şey değişti'

Bu eleştiriye 28 Şubat'ın karanlık günlerini hatırlatarak cevap veren Arseven, şu ifadeleri kullandı:

"Ben eski ben değilem!” türküsü bana iyi gidebilir. Lâkin, meselenin bir benden ibaret olduğunu kabullenmem de kendime haksızlık olur.

28 Şubat’ın o en şedit günlerinden bu yana çok şey değişti. O günlerde, bizlerden “fiili” dualarını esirgemeyen yüzbinlerce okuyucumuz vardı.

O günlerde, akademik unvanlarının, işlerinin, güçlerinin ellerinden alınması pahasına “nezih eylemlere” destek veren hocalarımız vardı. "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” ruhunun hâkim olduğu günlerdi o günler.

Saflar net gibiydi

Arada bir “oyun bozan-muhafazakâr tipler” çıkıyordu ama belli meselelerle ortak tavır almak çoğu vakit mümkün oluyordu.

Şimdi ise vaziyetler bambaşka; “fitne” ayyuka çıkmış, at izi ile it izi birbirine karışmış, Suret-i Hak’tan görünenler dört bir yanı sarmış durumda. "Fitne dönemi”nde yapılması ve yapılmaması gerekenlere dair “kutlu” emre uymayı tercih ediyorum çoğu vakit.

Söylemesem gönül razı değil!” yaklaşımıyla hareket ettiğimde… Suret-i Hak’tan görünen birilerinin kaba veya ince kıyımlarına uğruyorum. Bu kıyıma, “kadim okuyucularım”dan bazıları da iştirak edebiliyor bazen. Dert anlatmak mümkün olmuyor.

Sonra…

Vakit geçiyor, olan biten çoğu vakit bizi haklı çıkartıyor… Amma velâkin, haklar teslim edilmiyor. Yürekler kırıldığıyla kalıyor. Mevcut idarenin “kendisinden”, “öz”ünden de çok şikayetlerimiz oluyor. Bunları, lisan-ı münasiple ifadeye çalışıyoruz.

Hani… Kafamızın bir yerinde “İkinci Abdülhamit Han” ve onu yıpratanların sonrasındaki pişmanlıkları…

Bu işler kolay işler değil, ortalık çok karışık, düşman okları hep birlikte bir kişiye yönlendirilince “durup düşünmemek” ve “düşünüp durmamak” mümkün olmuyor.

Bu arada… Nice “zararlı”nın nerelerde nerelerde olduklarını görüyorsunuz, kırk yıllık tecrübenin derinleştirdiği acıyla… “Hikmet-i siyaset”, “hikmet-i hükümet”, “ilm-i siyaset” gibi kavramlarla yaklaşmaya çalışıyorsunuz, kafanızın bir yerinde Merhum İkinci Abdülhamit Han ve o dönemdeki bazı tasarruflar…

Nice meslektaşın ne işler ne işler çevirdiğine bakıyorsunuz…

Olup bitenlere, birbirlerini yiyenlere…Kimler kimler!.. Güvenebileceklerinizin sayısı hızla azalıyor, her güvenmek istediğinizin bağajından bir şeyler çıktığını görüyorsunuz… Bu da yıpratıyor.

Bazen “çatlayacak” noktaya geliyorsunuz…

Tam söyleyeceksiniz, düşman okları yine aynı yere yöneliyor. Düşman oklarıyla birlikte hareket eder gibi olmaktan imtina ile… Geriye çekiliyorsunuz!..

Sonra sonra… Başka bir şeyler oluyor… Kısır döngü!.. İki taraf var: Bir yanda her yapılanı alkışlayanlar, diğer yanda ise her yapılana karşı çıkanlar… Her iki taraf da gerdikçe geriyor.

Ölmüşler üzerinden ne kavgalar yürütülüyor, nice “aydın” denilen tribünlerinden alkış almanın derdinde. Daha fazlası da, “çeşme akarken küpü doldurmanın.” Elbette, beyin sürekle olarak çare üretmeye çalışıyor. Elbette ruh sıkıldıkça çıkış yolu arıyor. Bunu yaparken de, geçmişte yaşananlardan ders çıkartma hassasiyetle ve cehennemin yollarının iyi niyet taşları ile döşeli olduğunun bilinciyle kırı kırk yarıyorsunuz.

Bu yazıyı da yavaş yavaş bitireyim:

Eskileri özleyenler, eskinin güzelliklerini hep birlikte yaşayabileceğimizin bilincinde olmalılar.

Bize “eskisi gibi ol” diyen okuyucularımızdan bazıları, eskisi gibi olduğumuzda da kızabilirler bize. Kendimizi bulmak, kendimizi bilmek gibi bir derdimiz var…Kafamızın bir yerinde de “ikinci Abdülhamit Han”… Muhasebe kolay değil. Kırk ölçüp bir biçmek de, tabii hallerden.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Milli Görüş Kararı

Milli Görüş Stratejisinde Güncelleme, Ahmet Davutoğlu ekibinden Selçuk Özdağ 25 Kasımda Kadın Partisi kuracaklarını açıklamıştır. Feminist Partisine karşı Milli Görüş Fatih Erbakanı destekleme kararı almıştır. Milli Görüş, Ahmet Davutoğlu'nu desteklemekten vaz geçmiştir. Ahmet Davutoğlu'nun ilkesiz partisini ve Saadet'i %0.1'e çekmeye karar vermiştir. Yeni güçlü 3 adaylı senaryosu: Fatih Erbakan, İmamoğlu ve Damat'tır. Milli Görüş, 1. Turda başkan seçilemeyeceğine karar vermiştir. 2. Turda başkan seçilecektir. Milli Görüşün hedefi Fatih Erbakanı 2. Tura sokmaktır. Oylar parçalanacağından Fatih Erbakanı 2. Tura sokmak imkansız değildir. Milli Görüş bunun çok zor olacağının bilincindedir. Ama unutulmaması gereken Hz. Muhammed'in yanlız olarak başladığı yolunda hiç ümitsizliğe kapılmamasıdır. Milli Görüş'ün oyu %25'dir. Önce bunu toplamak sonra tarikatlara yönelerek Fatih Erbakanı %30'a çıkarmaktır. Milli Görüş Fatih Erbakanı %35'lere çıkardığı an, ikinci tura bırakacaktır. Yılmak yok, ümitsizlik yok, ağlamak yok. Zafer mutlaka gelecektir. Bu yol çileli yol. Kaybetsek de gönüllerimiz huzur içerisinde olacaktır. AKP müttefikleri: MHP, BBP, Genç Parti (Cem Uzan). CHP müttefikleri: HDP, DSP, Babacan ve Saadet. İyi partinin yeri tesbit edilememiştir. Ancak Davutoğlu ile ittifak yapmaları öngörülmüştür. Milli Görüş Fatih'in oyunu, yeni stratejiler geliştirerek artırmaya çalışacaktır. Bu, Hakla batılın mücadelesidir. Hayırlı olsun.

İsmail BAŞTUĞ

Ağzına diline sağlık Serdar Bey. Çok güzel analiz yapmışsın . Eleştireyim derken de yıkıp dökmemek lazım. Abdülhamid eleştirenler sonradan ona nasıl hak verip aradılarsa o duruma da düşmemek lazım.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23