Alman NDR televizyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır hakaretler içeren çirkin kliple ilgili Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann’ın Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na çağırılarak nota verilmesi sonrası “Almanya’daki basına da müdahele edilmeye başlandı” yaygarası koparan Batı medyası ve işbirlikçileri, Almanya’nın iki yüzlü basın özgürlüğü anlayışına kör. Kendi ülkelerinde basının özgür olduğunu savunan Alman makamları, 2005 yılında Vakit gazetesini Siyonizm’i eleştirdiği gerekçesiyle hukuksuzca yasaklamış ve Almanya’daki mal varlıklarına el koymuştu. Almanya’da Vakit’e uygulanan çağdışı yasak 10 yılı aşkın süredir devam ediyor.
FARUK ARSLAN / İSTANBUL - Almanya’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aşağılamaya yönelik hazırlanan iğrenç bir klibin NDR televizyonunda yayınlanması üzerine Türkiye’nin harekete geçerek Almanya’ya nota vermesini tepkiyle karşılayan Batı medyası ve işbirlikçileri, Almanya’nın iki yüzlü basın özgürlüğü anlayışını görmezden geliyor. “Türkiye, Almanya’daki basına da müdahele etmeye başladı” şeklinde yaygara koparan çevreler, Alman makamların 2005 yılında Vakit gazetesini, Siyonizm’i eleştirdiği gerekçesiyle skandal bir kararla yasaklaması karşısında üç maymunu oynamıştı.
ERDOĞAN’A HAKARETE ‘ÖZGÜR BASIN’ KILIFI
Kuzey Almanya Radyo Televizyon Kuruluşu’nun (NDR) Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ağır hakaretler içeren klibi nedeniyle Türkiye, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann’ı Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak nota verdi. Bunun üzerine, eleştiri düzeyini aşan çirkin hakaretlere prim vermeyen Türkiye’nin “Almanya’daki basına da müdahele edilmeye başladığını” öne süren Batı medyası ve yerli işbirlikçileri söz konusu klibi birçok yerde yayınladı. Türkiye’nin verdiği nota sonrası Alman devlet kanalı ARD’nin de ana haber bülteninde bu klibi ‘basın özgürlüğü’ savunmasıyla yayınlaması aymazlığın boyutunu göz önüne serdi.
ALMANYA’DA ÖZGÜR BASIN 11 YILDIR YASAKLI!
Hakaret klibinin yayınına özgür basın kılıfını geçiren Alman makamlar, Vakit gazetesinin Almanya’daki faaliyetlerine 2005 yılında hukuksuz bir kararla son vererek yayınlarını yasaklamıştı. Almanya Federal İçişleri Bakanı Otto Schily, Vakit gazetesini bünyesinde bulunduran Almanya’daki Yeni Akit Limited Şirketinin faaliyetlerini İsrail ve siyonizm eleştirileri içeren makaleleri yayınladığı gerekçesiyle durdurduklarını açıklamıştı. Yasakçı Alman Bakan Schily, Yeni Akit tesislerindeki mal varlıklarına da el konulduğunu duyurmuş, ‘özgür basın’ın kapısına zorbalıkla kilit vurmuştu. Aradan 11 yıl geçmesine rağmen hiçbir Batılı diplomatın tepki göstermediği, Batı medyasının görmezden geldiği, Türkiye’deki işbirlikçi medyanın ise üç maymunu oynadığı Almanya’daki yayın yasağı hâlâ sürüyor.
KARAHASANOĞLU: ALMANYA’NIN TUTUMU TAM BİR İKİYÜZLÜLÜK
Dönemin Vakit gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, Almanya’nın tutumunu ‘tam bir iki yüzlülük’ olarak değerlendirdi. “Onlar Vakit gazetesini kapatırken ince bir taktik uygulayarak ‘gazeteyi kapatıyoruz’ bile demediler” diyen Ali Karahasanoğlu “Önce Yahudi aleyhtarlığı yapıldığı iddiasıyla bir soruşturma açılarak Almanya’daki yetkilimiz ifadeye çağırıldı sonrasında da apar topar gazeteyi yayınlayan şirkete el konuldu. Şirket olmazsa, gazete nasıl yayınlanacak? Nasıl basılacak? Nasıl dağıtılacak? Gazetenin basıldığı matbaaya da, ‘gazeteyi yayınlayan şu şirkete el konulmuştur’ diye bilgi vermişlerdi. Haliyle matabaa gazeteyi basmaktan çekindi ve Vakit gazetesi Almanya baskısını, bir günde sonlandırmak zorunda kaldı.” şeklinde konuştu.
BATI’NIN BASIN HÜRRİYETİ KONUSUNDA SABIKASI KABARIK
2005’ten bu yana geçen 11 yıllık sure içerisinde Vakit’in yayınlarına neden yasaklama getirildiğini öğrenemediklerini kaydeden Karahasanoğlu, “Arka planda, siyonistleri eleştirmemiz gerekçesine dayandıklarını biliyoruz ancak onların resmi bir açıklaması ile bunu öğrenemiyoruz. Dolayısı ile Almanya başta olmak üzere, Batı’nın basın hürriyeti konusunda sabıkası kabarıktır. Bugün dahi, Yahudiler hakkında küçücük bir eleştiride bulunamazsınız. Ama Müslümanlara, istediğiniz küfürü etmek serbesttir. Bu çok açık bir çifte standarttır.”