Ali Şeriati balonu patlamıştır: Şeriati’nin Batı’ya "Peygamberlik" Atfetmesi Deşifre Oldu!
Araştırmacı yazar Altay Cem Meriç, Youtube kanalında yayınladığı son analiz videosuyla İslam dünyasında "entelektüel ilah" olarak görülen Ali Şeriati hakkındaki tabuları yıktı. "Ali Şeriati ve Topuklarım" başlığıyla yayınlanan çalışmada Meriç, Şeriati’nin eserlerindeki tutarsızlıkları ve Batı hayranlığını deşifre ederek, Türkiye’deki "Şeriatçi" entelektüel çevrelerin derinlik sanrısını tek tek çürüttü.
Araştırmacı yazar Altay Cem Meriç, Youtube kanalında yayınladığı son analiz videosuyla İslam dünyasında "entelektüel ilah" olarak görülen Ali Şeriati hakkındaki tabuları yıktı. "Ali Şeriati ve Topuklarım" başlığıyla yayınlanan çalışmada Meriç, Şeriati’nin eserlerindeki tutarsızlıkları ve Batı hayranlığını deşifre ederek, Türkiye’deki "Şeriatçi" entelektüel çevrelerin derinlik sanrısını tek tek çürüttü.
Sanal Derinlik Algısı Yerle Bir Edildi
Sosyal medyada başlayan tartışmalara son noktayı koyan Meriç, Şeriati’nin "Dine Karşı Din" eseri üzerinden yaptığı dakik incelemede, yazarın iddia edilenin aksine ciddi bir entelektüel kabiliyet yoksunluğu içinde olduğunu savundu. Meriç, yıllardır "anlaşılamıyor" denilerek kutsallaştırılan bu metinlerin aslında basit mantık hatalarıyla dolu olduğunu ortaya koydu.
Şeriati’nin Batı’ya "Peygamberlik" Atfetmesi Deşifre Oldu
Meriç’in analizinde en çok dikkat çeken nokta, Ali Şeriati’nin Batılı pozitivist aydınları peygamberlerle bir tuttuğu pasajları ortaya çıkarması oldu. Şeriati’nin; Avrupa’daki kilise karşıtı aydınları peygamber misyonuyla özdeşleştirmesine sert tepki gösteren Meriç, şu ifadeleri kullandı:
Şeriati’nin Batı modernleşmesini "tevhid dini" kurmakla eşdeğer tutması, aslında Batı karşısında duyulan bir aşağılık kompleksinin ürünüdür.
Batılı pozitivistlerin put yıkıcı peygamberler gibi takdim edilmesi, İslam geleneğini tahrif eden marjinal bir yaklaşımdır.
"Sorun Halkın Anlamaması Değil, Şeriati’nin Kabiliyetsizliği"
Altay Cem Meriç, Şeriati hayranı yerli entelektüellerin "halk bizi anlamıyor" bahanesinin arkasına sığındıklarını, ancak asıl meselenin sundukları düşüncelerin Müslümanların dertlerine derman olamayacak kadar sığ kalması olduğunu belirtti. Şeriati’nin 40 cilt kitabını okuyup bu gerçekleri göremeyenlere seslenen Meriç; "Sana derin gelen şey bizim topuğumuzu ıslatmıyor" diyerek tartışmaya net bir çizgi çekti.
Gelenek Düşmanlığı ve "Şuurlu Müslüman" Tuzağı
Meriç ayrıca, yayınevlerinin ve belli çevrelerin "bilinçli/şuurlu Müslüman" maskesi altında sahabelere yönelik hakaretleri ve gelenek düşmanlığını nasıl meşrulaştırdığını da gözler önüne serdi. Şeriati’nin sahabeye ve İslam tarihine yönelik "Rafizi" temelli ağır saldırılarının, Türkiye’deki okuyucuya "derin sosyolojik analiz" olarak pazarlanmasını sert bir dille eleştirdi.
Bu çalışma, Ali Şeriati üzerinden yürütülen "entelektüel derinlik" propagandasının aslında Müslüman zihnini Batı değerlerine yaklaştırma çabası olduğunu gösteren güçlü bir itiraz niteliği taşıyor.