Ak Parti’nin Yanında Olsanız Ne Oluuur, Olmasanız Ne Olur Kâğıttan Kaplanlar!
AK Parti öldü, bitti dediniz.
7 Haziran, çöküşün başlangıcı dediniz.
Dağılacak dediniz.
“Gezi İşgalinde” gıkınız çıkmadı.
Sinsi sinsi ne olacak diye beklediniz!
Gıdım gıdım Erdoğan muhalifi kesildiniz!
7 Haziran sonrası Davutoğlu başaramadı, çekip gitsin dediniz.
AK Parti-CHP koalisyonu, AK Parti’nin son şansı dediniz.
Eeeeee?
1 Kasım’da ne oldu?
AK Parti, sizi eze eze, üze üze seçimlerden galip çıktı!
Böylece alayınızın hevesi kursağında kaldı!
Patlak oto lastiği gibi pıssssss diye sönüp, ezildiniz, yıkıldınız, morardınız...
Yani AK Parti’deki “ağır toplar”, “özgül ağırlıklar”, “yıllanmış çınarlar”, “kurucular”, “üst akıllar”, “köşe taşları”, “belkemikleri”, “beyin takımı”, “kurmaylar”, “ak saçlılar” gitti.
Eeeeee?
AK Parti fire verdi mi?
Oy kaybetti mi?
Türbülansa girdi mi?
Tam tersine, her gidişin ertesinde daha bir güçlenerek gümbür gümbür geldi!
Yani bu gidişler, AK Parti’ye tüy kadar hafif geldi.
AK Parti teşkilatı ve bu millet size ne dedi peki?
“Hamamönü’nde üs kursanız ne oluuuur, kurmasanız ne olur?
Bu zor zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Davutoğlu’nun yanında dursanız ne oluuur, durmasanız ne olur?
FETÖ ve işbirlikçilerine, HDP-PKK’ya vagon olsanız ne oluuur, olmasanız ne olur?
Kâğıttan Kaplan’ları safınıza katsanız ne oluuur, katmasanız ne olur?”
Şimdiiiii...
Alayınız HDP-PKK saflarına katılsanız!
Alayınız Hamamönü çetesine râm olsanız ne yazar?
Bir kere dava adamı olmaz, her fırtınada gemiden atlayanlardan!
Dost olmaz, menfaati bitince gemileri yakanlardan!
Koltuk varken dost, elden gidince düşman olanlardan!
Ne millete, ne devlete hayır gelmez şu yetmişini, seksenini devirmesine rağmen, Allah’tan korkmayanlardan...
Bu zor zamanda “fitne” çıkaranlardan...
Davadan cayanlardan...
Zor zamanda canınız “U” çekmek mi istedi?
Yanımızda durmak istemediniz mi?
“Yürüüüü anca gidersin” der, mücadelemize devam ederiz.
Zira biz niceliği değil, niteliği önemseriz.
Bir tane “adam gibi adam” olanı, bin tane “adamcığa” yeğleriz!
Yani...
Üç beş inanmış insan, biz bize yeteriz!
Bu yüzden bizim için ne lütuf, ne de nimet değilsiniz bilesiniz!
Lahavleeee....
Yahu kendinizi ne sanıyorsunuz siz?
Ha şimdi gidin işinize!
Lakin unutmayın...
“Sakın kader deme
kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş
göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur
geceyi onaran bir mimar vardır”
Gururlanma...
Bir ayağın çukurda...
Altmışında, yetmişinde, sekseninde azma!
Yamulma!
Sapma!
Yazık olur, “Tabutunu taşıyan üç-beş inanmış adam” bulamazsın sonra!
22 Ocak 2015 tarihli yazımdan... Gemiden atlayanlara gelsin!
Bunlarda siyaset namusu yok!
Vefadan vazgeçtik, asgari adamlık yok!
Soruyorum!
17 Aralık ve öncesinde, Paralel Yapı’ya karşı üç-beş inanmış insandan başka kim; Erdoğan’ın yanında durdu?
Kim; Ahmet Davutoğlu’nu “yemeye” kalktıkları zaman namusluca taraf oldu?
Kim; İsrail, Hakan Fidan’ı çizdiği o tekinsiz zamanlarda “ben varım” diye arkasında durdu?
17 Aralık, Gezi İşgali...
“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur!”
Kim “darbecilere” karşı namusluca taraf oldu?
Kim yazdı?
Kim çizdi?
Kim konuştu?
Kim Paralel Yapı’ya karşı tavır koydu?
Şimdi ekranlarda aslan kesilenlerin, köşelerinde mangalda kül koymayanların, o dönemdeki yazdıklarına, konuştuklarına bakın...
Yazamadıklarına, konuşamadıklarına, tavır koyamadıklarına...
Ne kadar adam olduklarına...
AK Parti’de, bürokraside, hatta medyada çoğunluk sinsi sinsi susup, sonucun nereye varacağını beklemiyor muydu?
Şimdi soruyorum adamlık bu mu?
Dava ruhu bu mu?
Vatan, millet sevgisi bu mu?
Halka ve adalete saygı bu mu?
Müslümanlık güce karşı rüku mu?
Bu yüzden, gerek AK Parti içerisinde, gerek bürokraside yuvalanmış kripto paralelcileri ve paralel yandaşlarını, açıkça Paralel Yapı’yı savunanlardan çok daha tehlikeli buluyorum.
Vallahi de, Billahi de, AK Parti iktidarı bugün türbülansa girse, gemiyi ilkin bu “barkodlu”ların terk edeceğinden, yine o günlerde olduğu gibi üç beş inanmış insanla kavganın orta yerinde bir başımıza kalacağımızdan zerreyi miskal kuşku duymuyorum.
Çünkü adım gibi biliyorum ki, Yüce Divan’da ihanet eden AK Parti içerisindeki şu Brütüs’lerde, zerreyi miskal şahsiyet yok!
Siyaset ahlakı yok!
Fikir namusu yok!
Adam kalitesi yok!
Karakter yok!
Bireysel irade yok!
Omurga yok!
Duruş yok!
İstikamet yok!
Sadece kabuk...
Ve eldeki mevcut malzeme bu!
Bu durumda Başbakan Davutoğlu ne yapacak?
Bunlarla mı aynı yolda yürüyecek?
Bunlarla mı seçime gidecek?
Bunlarla mı Paralel Yapı terörüne karşı mücadele edilecek?
Bunlarla mı Yeni Türkiye inşa edilecek?
Her fırsatta, Paralel Yapı’nın tetikçiliğini yapanlarla mı?
Her fırsatta, davayı sırtından bıçaklayanlarla mı?
Her fırsatta, Davutoğlu’na ve Erdoğan’a tuzak kuranlarla mı?