AK Parti kendisine “çakanı” baş üstünde tutar!..
“Muhafazakâr” kafa “köylü”dür.
Kimse oraya buraya çekmesin, köydeki köylü başımın tacı, mesele “şehirde köylü” olmamaktır.
Ya da “köylü” ile “şehirli” arasında bir yerlerde kalmamaktır. “Melezleşmemek”tir!..
•
Fırsat buldukça sonradan “mensubu” olduğum bir orman köyüne gider, izinlerimi tatillerimi (Hoş son yıllarda izin, tatil filan da kalmadı ya) orada geçiririm.
Köylüyle köylü olur, aynı kaba kaşık sallarım ama şehirdeki köylü başkadır.
Şehirdeki köylünün en belirgin tavrı, kökten şehirliler arasına girme, onlara “yaranma” çabası ve buna eşlik eden “kendisi gibi olanlara kıymet vermeme havası”dır.
Şehirdeki köylü siyasete atılacak olursa, etrafındaki her bir köylüsünü “bir adet oy” olarak görür.
Ondan ibaret görür!..
Şehirdeki köylü ticarete atıldığında da, sadece “ticari ortaklık” yapabileceği köylülerine kıymet verir…
Filan.
•
Demokrat Parti böyle bir partiydi, AP böyle, Anavatan böyle ve ne yazık ki AK Parti böyle…
Gayretlidirler, çalışkandırlar, üretirler ama bunların “reklamını” yapamazlar, öyle bir kültürleri yoktur.
Üretimleri vardır, satışları yoktur.
Birbirlerini “satmak”la yetinirler!..
Eziktirler.
Yüzde 95’le de iktidar olsalar, sorgulanmaya açıktırlar.
Ne olduklarını değil ne olmadıklarını anlatmaya çalışırlar, hep müdafaada kalırlar…
Kendilerinden olmayanlara karşı, büyük laflarla örtmeye çalıştıkları derin “eziklikleri” vardır…
Düşmanlarından kırk yılda bir övgü alsalar kendilerinden geçerler!
Düşmanlarının öptüğü yanağı yıkamak istemezler ki o haz o lezzet kaybolmasın!..
Bunlar, güç kazandıklarında düşmanlarını büyütürler, boyunlarına geçmek için fırsat kollayan urgana yağ sürerler!..
•
Bunları niçin yazdım bugün?
Vardır elbet bir sebebi!..
Baktım, “Aydın Doğan” gazeteleri son günlerde acayip saldırıyor.
Biri dün manşeti çakmış, Ankara-Gar Önü katliamını “REİS yaptırdı” ya, “Hükümet yaptırdı” ya getiriyor!..
Alçakça, namussuzca!.
Biz burada kızıyor, köpürüyoruz, uykularımıza zarar, aile huzurumuza zarar…
Peki sonuç ne, ne oluyor?
Hiç, bunların adamları yine başköşelerde.
Geçtiğimiz günlerde, bizim çok değer verdiğimiz “önder isimlerden” biri…
Bunların kendisine, hükümetine yönelik iftiralarını sıralarken, “Bu işleri önemli bir gazetemiz yapıyor üstelik” diyordu.
Önemli gazetemiz..
Hangisi?
Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a en fazla saldıran, en fazla iftira atan, en namussuz, en alçak gazete.
Bu gazete önemli.
Önemli olduğu için de adamı baş köşede.
Baş üstünde, çok önemli gazete, camı çatlasa Ak Partililer taziye kuyruğunda!
Sol gözünü kim şişirdi, Osman Büyükbulut!..
Pekiiii…
Osman Büyükbulut’u kim büyüttü?..
Gel de unut!..
•
Vurdukça önem kazanıyorsun, iftira attıkça büyüyorsun, büyüdükçe daha fazla iftira atıyor, iftira attıkça büyüyorsun…
Düzeni böyle kavanoz dipli dünyanın!..
Bizim alanda değil sadece her alanda, nerede AK Parti düşmanı varsa baş tacı!
Öte yandan…
Yarın öbürgün 28 Şubat zulmünün binde biri gelse, anında “Aydın Doğan” cephesine kaçacak adamlar, AK Parti’nin hayat verdiği yapıların en önemli mevkilerinde.
Ne sorularında, ne cevaplarında ruh var; Ak Parti onlar için menfaatlerine geldiği oranda var!..
Bunları görüyoruz, bunları biliyoruz…
Bunları yaşıyoruz.
Ak Parti, “kendi insanına yanlış”larından doğan kırıklıkların yarısını tamir etse, onun bunun mezhepçilerinden, onun bunun faşistlerinden, komünistlerinden oy koparma çabasına ihtiyaç duymaz, yüzde 60’ı alır, yoluna devam eder…
Ne yazık ki…
Bugün de…
Ne yazık ki …
Bugün de…
Neyssssssse!..
Seçimden sonra anlatacak çok şey var!..