• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten finans piyasalarındaki skandallara sert tepki! Ekonomiye göz diken çeteler ve şer odakları yargı önünde hesap verecek!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten finans piyasalarındaki skandallara sert tepki! Ekonomiye göz diken çeteler ve şer odakları yargı önünde hesap verecek!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sultanbeyli'de düzenlenen Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programında yaptığı konuşmada son dönemde finans piyasalarında yaşanan olumsuz gelişmelere ve ekonomik dengeleri hedef alan odaklara karşı net mesajlar verdi. Sürecin hukuki yönden son derece titizlikle yürütüldüğünü belirten Bakan Gürlek, vatandaşların mağduriyetine yol açan tüm sorumluların adalet önüne çıkarılmasında kararlı olduklarını vurguladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Son günlerde, ekonomik sistemimizin en önemli unsurlarından olan finans piyasalarında birtakım olumsuz gelişmelerle karşı karşıya kaldık. Şundan kesinlikle emin olun, süreci hukuki yönden son derece titizlikle ele alıyoruz. Ucu nereye giderse gitsin, vatandaşlarımızın mağduriyetine sebebiyet veren tüm sorumluların adalet önüne çıkarılması için kararlıyız." dedi.

Gürlek, "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında Sultanbeyli'deki Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi'nde düzenlenen programdaki konuşmasında, vatandaşların canına, malına ve huzuruna kim göz dikerse karşısında sarsılmaz bir kararlılıkla kendilerini, yani hukuk devletini bulacağını söyledi.

Bu azmi ve ciddiyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın millet sevdasından ve ona güvenerek 25 yıldır desteğini esirgemeyen vatandaşların duasından ve sevgisinden aldıklarını dile getiren Gürlek, devlet ve millet aklıyla yoğurulan milli proje Terörsüz Türkiye hedefinde kararlı, suçun ve suç örgütlerinin her türlüsüne nefes aldırmamaya yeminli olduklarını dile getirdi.


 

Milli ve manevi, etnik, kültürel ve inanç değerlerini aşağılayan, toplumu ayrıştırmaya çalışanlara karşı yargının hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde 24 saat nöbette olduğunu, gereğini yapmaya devam edeceğini belirten Gürlek, şunları söyledi:

"Son günlerde, ekonomik sistemimizin en önemli unsurlarından olan finans piyasalarında birtakım olumsuz gelişmelerle karşı karşıya kaldık. Şundan kesinlikle emin olun, süreci hukuki yönden son derece titizlikle ele alıyoruz. Ucu nereye giderse gitsin, vatandaşlarımızın mağduriyetine sebebiyet veren tüm sorumluların adalet önüne çıkarılması için kararlıyız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda, hükümetimizin ilgili bakanlıkları ve kurumlarıyla birlikte gerekli tedbirleri hızla alıyor, sürecin şeffaf bir biçimde aydınlığa kavuşturulması için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Hiçbir şey karanlıkta kalmayacaktır."

Gürlek, Türkiye'de hukuk önünde hesap vermiş, tescilli terör örgütü tetikçisi kişilerin bu süreci hedef aldığını ifade ederek, "Yolsuzluk ve usulsüzlüklerine mahkeme salonlarında cevap bile veremeyen bir kısım muhalif zihniyet aynı yolu izliyor. Yaşananları siyasi fırsata çevirmek için binbir yalan ve fitnelerle hareket ediyorlar. Bütün bunları yakından takip ediyor, gerekli notlarımızı alıyoruz." diye konuştu.


 

- "Hukuk olarak nöbetteyiz"

Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye sayfasının tertemiz açıldığı bugünlerde, Türkiye'nin her köşesinde bu milli projeye gösterilen uyum ve destekten son derece memnun olduklarını, sürece olan inançlarını ve fedakar gayreti gördüğünü dile getirerek, bu güvene layık olabilmek için tüm samimiyetleriyle çalıştıklarını kaydetti.

Gürlek, Terörsüz Türkiye'nin net ve çok açık şekilde devlet ve millet projesi olduğunu, projenin devlet aklının ve siyaset kurumunun ortak iradesiyle olgunlaşarak milletin milli birliği ve huzuru için hayata geçirilmeye başlandığını belirterek, süreci yürütürken en temel hassasiyetlerinin, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerin hatırasına gölge düşürecek, kahraman gazilerin onurunu zedeleyecek ve kendilerine emanet olan kıymetli ailelerinin yüreklerini incitecek hiçbir söz, tutum ve adıma asla müsaade etmemek olduğunu vurguladı.


 

Bakan Gürlek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bizim de sizlerin de ortak bir hayali var, Türkiye Yüzyılı. Bu hayal artık vücut buluyor. Bin yıllık köklü devlet geleneğimizden filizlenen bu hedef, 86 milyon vatandaşımızın, 250 milyonu aşan Türk coğrafyasının, milyarın üzerindeki İslam dünyasının ve bölgemizin ufkunda yeşerip büyüyor. Türkiye, dünyada adaletin, huzurun ve barışın abidesi olacak yüce bir çınar olma yolunda ilerliyor. Türkiye Yüzyılı hedeflerine yürürken ülkemizin elini kolunu bağlayan zincirleri kırdık. Artık ok yaydan çıktı. Terörsüz Türkiye'den geri dönüş yoktur. Türkiye Yüzyılı yolundan geri dönüş yoktur. Milletimizin milli birliği ve huzuru için yürüttüğümüz bu sürece kim zarar vermek isterse karşısında devletimizin ve milletimizin sarsılmaz iradesini bulacaktır. Hukuk olarak nöbetteyiz."

Tarihin akışını, birlik ve beraberliğini muhafaza eden, vizyonu ve inancı yüksek liderlerin öncülüğünde hareket eden asil ve kadim milletlerin değiştirdiğini aktaran Gürlek, Türkiye'nin de bugün bu hikayeyi yazdığını, zamanın ruhunu iyi okuduğunu, geleceğe yönelik tehditleri titizlikle tespit edip gerekli tedbirleri alarak güçlü bir birliktelikle yoluna devam ettiğini söyledi.

Gürlek, Adalet Bakanı olarak adalet teşkilatının fiziki şartlarını, insan kaynağını ve kurumsal işleyişini eş zamanlı ve uyum içinde geliştirdiklerini, yasama organıyla işbirliği içinde ihtiyaç duyulan kanuni düzenlemeleri ve diğer mevzuat çalışmalarının hazırlanıp hayata geçirilmesine katkı sağladıklarını ifade etti.

Devletin tüm kurumlarının senkronize şekilde işlediğini, en küçük meseleden en büyüğüne kadar her konunun, kurumların görev ve sorumlulukları çerçevesinde ele alındığını dile getiren Gürlek, her meseleye aynı ciddiyetle yaklaşıldığını kaydetti.


 

Bakan Gürlek, göreve geldiği günden bu yana, vatandaşların beklentilerine cevap verebilmek için başta faili meçhul dosyalar olmak üzere, üzerinden zaman geçen ve çözülmeyi bekleyen bütün soruşturmaları başsavcılıklarla titizlikle yeniden gündeme aldıklarını, her birinin aydınlatılması için kararlılıkla çalıştıklarını aktardı.

Suç çetelerini, yasa dışı bahis ve kumar şebekelerini, kara para aklama ve uyuşturucu suç örgütlerini, ekonomiyi hedef alan her türlü şer odağını ve yerel yönetimlerde oluşan çıkar amaçlı suç ittifaklarını hukuk çerçevesinde yürüttükleri mücadelenin merkezine aldıklarını söyleyen Gürlek, bu mücadeleden hiçbir şart altında asla taviz vermeyeceklerini, savcılar ve yargı teşkilatının bütün mensuplarının görevlerinin bilincinde olduğunu belirtti.

- "Türkiye Yüzyılı yalnızca bir hedef değil, varlığımızın kendisidir"

Gürlek, bu yapılanmalara ve diğer yasa dışı suç örgütlenmelerine mensup faillerin yargıdan kaçamayacağını, dünyanın neresine saklanırlarsa saklansınlar, devletin elinin onlara ulaşacağını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Türkiye Yüzyılı yalnızca bir hedef değil, varlığımızın ta kendisidir. Bu siyasi ya da politik bir söylem değil, devlet-i ebed müddet meselesidir. Adalet Bakanı olarak 'Adaletin Yüzyılı' hedefimizi bu anlayışla ele alıyoruz. Ülkemizi emanet edeceğimiz gelecek nesillerimiz, yani gençlerimiz ve çocuklarımız önceliklerimiz arasındadır. Onları her türlü tehdide korunaklı bir hukuk düzeni içerisinde yetiştirecek ortamı kurmak zorundayız. Ailenin korunmasına yönelik yasal güvenceler önceliğimizdir. Gençlerimizi ve çocuklarımızı hedef alan hiçbir suç yapılanmasına karşı tavizimiz olmayacaktır. Bunun yanı sıra onlara daha geniş imkanlar sunmak için çalışan herkesi de desteklemekteyiz. Bugün ziyaret ettiğimiz Sultanbeyli Kitap Fuarı'nda gençlerimizin kitaplarla ve yazarlarla buluştuğunu gördük. Bu güzel organizasyon için belediyemizi ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Gençlerimizin önüne açılan her yeni kapı, Türkiye'nin geleceğine yapılan bir yatırımdır."

Türkiye'nin dört bir köşesinde sivil toplum kuruluşlarıyla, ticaret ve sanayi odalarıyla verimli buluşmalar gerçekleştirdiklerini, iş insanları ve reel sektör temsilcileriyle doğrudan irtibat kurduklarını anlatan Gürlek, ekonominin can damarı olan iş insanlarına ve reel sektör temsilcilerine Adalet Bakanlığının kapılarını sonuna kadar açtıklarını aktardı.

Gürlek, yargı alanında birçok reform gerçekleştirdiklerini, bu çalışmaları vatandaşların taleplerini dinleyerek şekillendirdiklerini, toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren kira ve boşanma davaları ile ticari uyuşmazlıklar başta olmak üzere, pek çok alanda yargılamaları hızlandırmak için kararlar aldıklarını ve uygulama hedefleri belirlediklerini söyledi.


 

Vatandaşların haklarına zamanında ulaşabildiği, hızlı, öngörülebilir ve güven veren bir adalet sistemini daha da güçlendirmekte kararlı olduklarını aktaran Gürlek, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin görev yapan bir kabine üyesi olarak milletimize hizmet yolundaki güçlü ve kararlı duruşumuzun en önemli dayanağı, daima arkamızda duran ve desteğini bizden hiçbir zaman esirgemeyen asrın lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın varlığıdır. Bu duruşa güç veren bir diğer kaynak ise kabine arkadaşlarımızla gönüldaşlarımızla tam bir uyum içinde buluşturan ortak dava şuurumuz ve aziz milletimizin yılmaz ve tükenmez desteğidir." ifadelerini kullandı.

Gürlek, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olduğunu, hukukun kendi mecrasında güçlü şekilde işlediğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu vesileyle bu hususun altını özellikle çizmek istiyorum, hukuk dışı yapılar ve şer odakları şunu çok iyi bilsinler, Adalet Bakanı olarak beni asla hedefimden alıkoyamazlar. Bu millete hizmet borcum var. Vatandaşlarımın ayağına yolda bir çakıl taşı değse, onun acısını hisseder ve sorumlularının peşine düşerim. Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar, ne kadar sinsi hesaplarla sosyal medyada bir merkezden yönetilip şahsiyet avcılığı yapsalar da faaliyetlerimizi noktasına, virgülüne kadar, Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti ilkelerini işletecek ve onları yargımızın huzuruna çıkaracağız. Şimdi de bu ilçenin meselelerini, taleplerini ve önerilerini sizlerden dinleyeceğim. Avukatlarımızın, iş insanlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve değerli muhtarlarımızın bize ileteceği her görüşü dikkatle değerlendireceğiz."

Konuşmasının ardından Bakan Gürlek'e Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş ile AK Parti Sultanbeyli İlçe Başkanı Ayhan Üşdi hediye takdiminde bulundu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Varandaş

Allah Satın Akın Gürlek Bakanımıza, tüm adalet bakanlığı çalışanlarına ve kolluk kuvvetlerimize tüm dolandırıcı ve örgütlerle çetelerle mücadele azmi ve kararlılığı versin Amin

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Ekonomik Güvenliğe Sızan Şer Odakları ve Yargının Sarsılmaz İraddesi Finans piyasaları, küresel kapitalizmin çarkları arasında yalnızca ekonomik bir büyüme aracı değil, aynı zamanda ulusal egemenliğin ve toplumsal huzurun en hassas cephelerinden biridir. Son dönemde Türkiye'de sermaye piyasalarında, gayrimeşru fon tezgâhlarında ve borsa koridorlarında yaşanan manipülatif skandallar, meselenin sadece birkaç milyar liralık bir dolandırıcılık vakası olmadığını; aksine organize bir ekonomik terör ve milli güvenliğe yönelik açık bir suikast girişimi olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Sultanbeyli’de düzenlenen "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" programında yaptığı sert çıkış, devletin bu kirli mekanizmalara karşı sabrının tükendiğini ve adli mekanizmaların en radikal şekilde devreye sokulduğunu gösteren tarihi bir ültimatom niteliğindedir. Bakan Gürlek’in, fiziki bir merkezi dahi bulunmayan paravan yapıların Türkiye’nin köklü sanayi devlerinden daha değerliymiş gibi gösterildiği manipülatif balonlara ve küçük yatırımcıyı hedef alan tezgâhlara yönelik "Bu hayatın olağan akışına aykırı!" tespiti, piyasalardaki yozlaşmanın derinliğini gözler önüne sermektedir. Bu skandallar, sadece saf ve temiz duygularla alın teri döken, yılların birikimini korumaya çalışan iyi niyetli vatandaşların emeğini gasbetmekle kalmamakta, aynı zamanda Türkiye'nin finansal itibarını ve yatırım iklimini sabote etmektedir. Ekonomiye göz diken çetelerin ve bulanık suda balık avlamaya çalışan şer odaklarının, pervasızca yürüttüğü bu operasyonlar karşısında hukukun sessiz kalması düşünülemezdi. Nitekim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen geniş kapsamlı fon soruşturmasında 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığının dondurulması ve onlarca şüpheliye yurt dışı yasağı getirilmesi, yargının bu arsızlığa indirdiği ilk büyük tokmaktır. Devletin en üst düzey kararlılıkla yakından takip ettiği bu hukuki süreçte, "ucu nereye giderse gitsin" anlayışının benimsenmiş olması, bu çetelerin arkasındaki siyasi veya ekonomik koruma kalkanlarının da un ufak edileceğinin en net kanıtıdır. Sosyal medyada organize merkezlerden yönetilen şahsiyet avcılıklarıyla yargıyı baskı altına almaya ve suçu örtbas etmeye çalışan odakların sinsi hesapları, hukuk devletinin sarsılmaz duvarına çarpmaya mahkumdur. Para hangi hesaba aktarılmış, mal varlığı hangi paravan şirketin üzerine geçirilmiş olursa olsun, izinin sonuna kadar sürüleceğinin ilan edilmesi, finansal manipülasyonu bir kazanç kapısı gören tüm yapılara verilmiş en sert yanıttır. Sonuç olarak, Türkiye Yüzyılı hedefinde kararlı adımlarla ilerleyen bir devletin, kendi sınırları içerisinde ekonomik anarşiye ve vatandaşının hukukunun çiğnenmesine müsaade etmesi imkansızdır; bu şer odakları er ya da geç adalet önünde hesap verecektir. Finansal Manipülasyonların ve Paravan Fonların Vatandaşa Olası Etkileri Sermaye piyasalarında, borsa manipülasyonlarında ve gayrimeşru fon tezgâhlarında yaşanan skandallar, sadece finans çevrelerini veya büyük yatırımcıları ilgilendiren soyut ekonomik krizler değildir. Aksine, bu tür organize suç örgütlerinin ve şer odaklarının faaliyetleri, doğrudan halkın cebine, geleceğine ve toplumsal huzuruna darbe vurmaktadır. Hukuk devletinin kararlı müdahalesine konu olan bu tür finansal manipülasyonların ve paravan fonların vatandaşa yönelik olası yıkıcı etkileri şu temel eksenlerde gerçekleşmektedir: Bireysel Birikimlerin ve Emeğin Gasbedilmesi: Bu kirli yapıların en birincil hedefi, enflasyona karşı birikimlerini korumaya çalışan, finansal okuryazarlığı düşük veya yüksek kazanç vaadine kanan orta ve alt gelir grubundaki vatandaşlardır. "Hayatın olağan akışına aykırı" vaatlerle kurulan paravan fonlar veya borsadaki yapay manipülasyonlar çöktüğünde, binlerce vatandaşın yıllar boyu alın teri dökerek yaptığı birikimler bir gecede buharlaşmaktadır. Bu durum, bireysel trajedilere ve ailelerin ekonomik yıkımına yol açmaktadır. Küçük Yatırımcının Güven Kaybı ve Borsadan Kaçış: Finansal piyasaların en büyük gücü "güven" unsurudur. Paravan yapıların ve organize çetelerin piyasayı manipüle ettiği, haksız kazanç sağladığı algısı yerleştikçe, küçük yatırımcı sistemin adil olmadığına inanmaya başlar. Güvenini kaybeden vatandaş, yasal ve denetlenen sermaye piyasalarından hızla çekilir. Bu kaçış, vatandaşın birikimlerini yastık altı altına, dövize veya denetlenemeyen gayriresmî riskli alanlara kaydırmasına neden olarak finansal güvencesizliği artırır. Enflasyonist Baskı ve Hayat Pahalılığı: Finans piyasalarındaki manipülasyonlar ve gayrimeşru fonlar üzerinden yaratılan yapay zenginlik, ekonomide karşılığı olmayan hayali bir para arzı oluşturur. Bu paravan yapılar vasıtasıyla haksız kazanç elde eden çeteler, bu kirli parayı lüks tüketime, gayrimenkule veya kayıt dışı alanlara yönlendirerek fiyat algısını bozar. Sonuç olarak, konut, araç ve temel tüketim maddelerinde spekülatif fiyat artışları yaşanır ve bu durumun faturası doğrudan markette, pazarda alışveriş yapan dar gelirli vatandaşa hayat pahalılığı olarak yansır. Toplumsal Çürüme ve Adalet Duygusunun Zedelenmesi: Çalışmadan, üretmeden ve sadece illegal finansal tezgâhlarla muazzam servetler elde eden yapıların varlığı, toplumdaki "emek ve adalet" inancını derinden yaralar. Genç nesiller arasında dürüst çalışmanın değersizleştiği, kısa yoldan zengin olmanın yüceltildiği sinsi bir kültürel yozlaşma baş gösterir. Yargının bu odakların üzerine kararlılıkla gitmesi, tam da bu toplumsal çürümenin önüne geçmek ve vatandaşın devlete ve adalet mekanizmasına olan sarsılan inancını yeniden tesis etmek adına hayati önem taşımaktadır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23