ABD’li analist: Mekke ittifakı Arzı Mevud’a karşı kuruldu: Bölgenin kaderini Türkiye Belirleyecek
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
ABD Savunma Bakanlığı’nın eski danışmanlarından emekli Albay Douglas Macgregor, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma yakınlaşmasının bölgedeki güç dengelerini değiştirdiğini yazdı. Macgregor, üçlü yapının “Büyük İsrail” olarak adlandırılan bölgesel hedeflere doğrudan cevap niteliğinde olduğunu ifade ederek, “Bundan en çok İsrail korkmalı” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’li emekli Albay ve askeri analist Douglas Macgregor’dan Orta Doğu’daki yeni güç dengelerine ilişkin dikkat çeken açıklamalar geldi.
ABD Savunma Bakanlığında geçmişte kıdemli danışmanlık görevinde bulunan Macgregor, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki askeri yakınlaşmayı değerlendirirken İsrail'in bölgedeki geleceğine ilişkin çarpıcı ifadeler kullandı.
Maariv'in aktardığı söyleşide Macgregor, üç ülkenin savunma alanındaki işbirliğini İsrail'in bölgesel hedefleri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Gözler Mekke Anlaşması’na çevrildi
Macgregor'un değerlendirmelerinin merkezinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalandığı belirtilen Mekke Anlaşması yer aldı.
Aktarılan bilgilere göre anlaşma, taraflardan birine gerçekleştirilecek silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış kabul edilmesi yönünde karşılıklı savunma taahhüdü içeriyor.
Üç ülkenin liderlerinin ise anlaşmanın herhangi bir devleti hedef almadığını özellikle vurguladıkları belirtildi.
‘Büyük İsrail’e doğrudan cevap’
Macgregor ise üçlü savunma yapılanmasının arkasındaki stratejik gerekçeye ilişkin farklı bir değerlendirmede bulundu.
ABD’li analist şu ifadeleri kullandı:
“Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki üçlü savunma anlaşması aslında Büyük İsrail Projesi'ne doğrudan bir cevaptır.”
Macgregor'a göre bölge ülkeleri, güvenliklerini sağlama konusunda yalnızca ABD'ye dayanamayacaklarını görmeye başladı. Bu değişimin Orta Doğu'daki mevcut askeri ve siyasi dengeleri etkileyebileceğini belirten Macgregor, gelişmelerden en fazla İsrail'in endişe duyması gerektiğini ifade etti.
‘İsrail Amerikan yardımı olmadan hedeflerine ulaşamaz’
ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri ve siyasi desteğe de değinen Macgregor, İsrail'in bölgesel hedeflerini Washington'ın desteği olmadan gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü.
Macgregor şöyle konuştu:
“ABD ve silahlı kuvvetleri olmadan İsrail'in hayatta kalma şansı yok. İsrail, Amerikan yardımı olmadan bölgesel hedeflerini gerçekleştiremez.”
ABD’li analist, uzun vadede İsrail'in mevcut yapısıyla bölgede varlığını sürdürebilmesine ilişkin ciddi şüpheleri bulunduğunu da söyledi.
‘İsrail’in geleceğine inanmakta zorlanıyorum’
Macgregor'un en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri de İsrail'in geleceğine ilişkin oldu.
Orta Doğu'daki güç dağılımının değişmekte olduğunu öne süren Macgregor, “Uzun vadede İsrail'in bölgede bir ulus devlet olarak varlığını sürdüreceğine inanmakta zorlanıyorum” ifadelerini kullandı.
Macgregor'un Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki askeri işbirliğini İsrail'in bölgesel planlarıyla doğrudan ilişkilendirmesi dikkat çekti.


