28 Şubatçılar red kararına itiraz ettiler
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
28 Şubat davasında müebbet hapse mahkûm edilen ve aralarında Çevik Bir ile Çetin Doğan’ın da bulunduğu 14 cuntacı, cezaevinden kurtulmak için her yolu deniyor. Daha önce dönemin Zırhlı Birlikler Komutanı emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan’ın, ‘Sincan’daki tankların yürütülmesi önceden planlanmıştı” ifadesi üzerinden yeniden yargılama talep eden cuntacılar, bu taleplerinin reddine ilişkin karara da itiraz ettiler.
Göksel Çağlav Ankara
28 Şubat döneminde tankların paletleri üzerinde Sincan’ın işlek caddelerinde yürütüldüğü görüntüler hafızalardaki yerini korurken, darbe yaptıkları gerekçesiyle haklarında müebbet hapis cezası verilen dönemin generalleri cezaevinden kurtulmak için her türlü yolu denemeye devam ediyorlar. Önce hastalıklarını, ardından bunama ve yaşlılıklarını bahane ettiler, tutmayınca 25 yıl sonra ortaya, dönemin Zırhlı Birlikler ve Tatbikat Tabur Komutanı emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan’ı tanık olarak çıkardılar. Çalışkan Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bazı sanıkların yeniden yargılandığı davada tanık olarak ifade verdi. Çalışkan’ın bu ifadesini bahane eden dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir ve Genelkurmay Harekat Başkanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da bulunduğu hükümlüler yeniden yargılama için mahkemeye başvurdu. Mahkeme yeni bir delil olmadığı gerekçesiyle taleplerin reddine karar verildiğini açıkladı. Çetin Doğan ve dosyada birçok müebbet hapis cezası alan hükümlülerin avukatı Aykanat Kaçmaz, mahkemenin vermiş olduğu red kararına da itiraz eden bir dilekçe verdi.
Kudüs gecesi öne çekildi
Gerekçeli kararda şiddet eylemi olarak belirtilen Sincan’dan tankların paletleri üzerinde yürütülmesi ile ilgili yeni delil ortaya çıktığı tekrar anlatılan dilekçede, şunlar kaydedildi: “Bu yürüyüşün Sincan Belediyesi tarafından düzenlenen Kudüs gecesi ile bir ilişkisinin, (bu geceden çok önce planlandığı için) bulunmadığı, genel güzergahın ikinci alternatif yoldan (ilçe merkezinden) geçirilmesi belirtilen Kudüs gecesi ya da dönemin hükümeti ile ilgisinin olmadığı, daha önceki yıllarda da Sincan ilçe merkezinden zırhlı birliğin geçerek intikal tatbikatı yaptığı, bu olayın TSK’nın devamlı bir faaliyeti olduğunu, bu zırhlı birliğin Sincan ilçesinden geçirilerek intikal ettirilmesinin yüklenmeye çalışılan suçun unsuru olmasının söz konusu olmaktan çıktığını, hükümete ya da üyelerine yönelmiş ve şiddet unsurunun da bulunmadığının anlaşıldığını belirtmiştim. Kudüs gecesi, Sincan Belediyesi tarafından daha önceki yıllarda da 4 kez kutlandı, Kudüs gecesinin İran dini lideri Ayetullah Humeyni tarafından başlatılan bir protesto eylemi olduğu, onun talimatlar ile dünyada her senenin ramazan ayının son cuma günü kutlanılan bir eylem olduğunu, 1997 yılının ramazan ayının son cuma gününün 31 Ocak değil, 7 Şubat tarihine denk geldiğini ve dinlenilen tanık Namık Kemal Çalışkan ve Ali Er beyanları ile ortaya çıktığı şekilde, mülki ve emniyet makamları ile koordine yapılması ile bağlantılı olacak şekilde, tarihinde ilk kez, bir hafta geriye, yani tankların yürümesinin öncesine alındı, bu geceyi öne çekenlerin, zırhlı birliğin yürüyüş zamanını bilenler ve bununla sansasyon yaratmak isteyenler, Başbakan Necmettin Erbakan’dan ikinci değil, birinci yılın sonunda devrinden çıkar olanlar olduğunu da beyan etmiştim.” Dilekçede, geçmişteki beyanlardan da örnekler verilerek Kudüs Gecesi’nin öne çekilmesi yeni bir delilmiş gibi gösterilerek, mahkemenin red kararının yeniden değerlendirilmesi talep edildi.