2 Temmuz 1955: Fatma Seher Erdem'in vefatı (Kuvayı Milliye Kahramanı)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onlar; yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, Kuvayı Milliye Kahramanı Fatma Seher Erdem’i (Kara Fatma) hayırla yâd ediyoruz.
Erzurumlu Yusuf Ağa’nın kızı olan Fatma, ilk cephe mücadelesini kocası Derviş Bey’le birlikte Balkan Savaşı’nda verdi. Balkan Savaşı sırasında Edirne’de, Yanık Kışla’da düşmanla çarpıştı. Ardından I. Dünya Savaşı başladı.
Ailesinden kendi gibi yürekli on kadını yanına aldı ve Kafkasya Cephesi’ne gitti. O sırada eşi Derviş Bey, Sarıkamış’ta şehit düştü. Buna rağmen durmadı, vatan aşkıyla cepheden cepheye koşmaya devam etti. Yanında iki oğlu ve kendisi gibi yürekli kadınlar vardı.
Fatma, Topkapılı Pire Mehmed ve Laz Tahsin’le birlikte 15 kişilik bir çete kurdu. Kısa sürede bu çetedeki üyelerin sayısını artırdı ve Üsküdarlı Albay Neşet Bey’in emrinde savaşmaya başladı. Fatma asıl başarısını İzmit’in işgali sırasında gösterdi. Yunan işgaline karşı 480 kişilik çetesiyle mücadele verdi.
Burada gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdırdı. Hisarcık’ta, Kaynarca mıntıkası Kumandanı Naim imzasıyla Süvari Livası’na (tugay) gönderilen yazıda, “Bugünkü harekatta pek çok yararlığı görülmüş olan Fatma Seher Hanım’a teşekkür ederim” deniliyordu.
Fatma, ardından 43 kadın ve 700 erkekten oluşan müfrezesiyle İnönü Savaşlarına katıldı. Bu savaşta müfrezenin pek çok kadın neferi şehit düştü, Fatma ise yaralandı. Artık Fatma, beraberindeki gönüllülerle birlikte İznik’te, Kumlu’da, Alaşehir’de, Sivrihisar’daydı; düşman neredeyse oradaydı.
Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne katılanlardan biri de oydu. Ama bu çarpışmalar sırasında esir düştü. Buna rağmen, düşmanın elinden kaçmayı başardı. Hatta bu başarısından ötürü Fatma’ya “üsteğmen” rütbesi verildi.
Tüm bu mücadelenin sonunda Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Fatma, İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi Fatma, yıllar boyu süren bu mücadeleler sırasında eşinin yanı sıra iki oğlunu da şehit verdi. Büyük zaferden sonra ise köşesine çekildi. Ömrünün son yıllarını İstanbul’da, Darülaceze’de geçirdi. 2 Temmuz 1955 günü hayata gözlerini yumdu.