• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

13 Nisan 1997: Valilerin Laiklik Zirvesi İçin Ankara’ya Çağırılması

Yeniakit Publisher
2022-04-13 07:32:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
13 Nisan 1997: Valilerin Laiklik Zirvesi İçin Ankara’ya Çağırılması

13 Nisan'da Türkiye'de neler yaşanmıştı? Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu? Valilerin Laiklik Zirvesi İçin Ankara’ya Çağırılması, Necmettin Erbakan'ın partisinin RP'nin iktidara gelmek için sert mi yumuşak mı, kanlı mı yoksa tatlı mı olacak demesi, Türkiye'de Radyo-Televizyon Üst Kurulu'nun oluşturulması. İşte detaylar...

13 Nisan 1997: Valilerin Laiklik Zirvesi İçin Ankara’ya Çağırılması 

28 Haziran 1996-30 Haziran 1997 tarihleri arasında görev yapan ve Necmettin Erbakan'ın Başbakanlığında kurulan REFAHYOL hükümetiyle, kurulduğu andan itibaren generallerin yıldızı hiçbir zaman barışmadı. Generaller, Erbakan hükümetine sürekli dolaylı müdahalelerde bulundu. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, Sincan'da tankların yürütülmesini 'balans ayarı' olarak nitelendirmişti. 

Generallerle Hükümet arasındaki gerilim 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısında zirveye çıktı. Generaller,  Hükümete  meşhur 28 Şubat bildirisi ile ilan edilen maddeleri dayattı. REFAHYOL hükümetinin 17 Haziran 1997'de istifa etmesiyle sonuçlanan süreç Kasım 1996'da başladı. Yani 8 aylık bir plan yapıldı ve uygulandı. Bu 8 aylık süreç Genelkurmay Psikolojik Hareket Dairesi'nden yapıldı. 

Ankara'da, 12 Haziranı 13 Hazirana bağlayan gece ve 13 Haziranı 14 Hazirana bağlayan gece darbe rüzgârı esti. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya'nın sözleriyle, Genelkurmay'da ışıkların sabahlara kadar yakılmasının sebebi, Hükümeti darbeyle korkutarak gitmesini sağlamaktı. Nitekim 12 Haziran 1997 günü Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Başbakanlık Konutu'nda bir araya geldiğinde Çiller'in ilk sözü, "13 Haziran'da darbe hazırlığı var" şeklinde oldu. Beş gün sonra da Necmettin Erbakan hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu. 

Dindar insanların kıt kanaat imkânlarla kurduğu vakıflar ve dernekler kapatılmıştı. Kur’an Kursları kapatılmış, öğrencileri çil yavrusu gibi dağıtılmıştı. İmam Hatip okulları katsayı engeli ve kesintisiz eğitim kanunuyla çelmelenmiş, kapılarına kilit vurulmuş, binalarına el konularak başka kuruluşlara cebren verilmişti. 

Başörtülü öğrenci ve öğretmenler bir cadı avına tabi tutulmuş, binlerce kişi işinden ve sağlığından olmuştu.3 bine yakın subay disiplinsizlik sebebiyle ordudan atılmış, sivil hayatta bile işe girmemeleri için takibat yapılmıştı. Eşleri kendileri ve çocuklarıyla tam bir aile dramı yaşamışlardı.Hocalar, âlimler polis takibine uğramış,dindar radyo ve televizyonlar kapatılmış, gazeteler baskına uğramış, binlerce çalışan işsiz kalmıştı.


13 Nisan 1994: Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın partisinin grup toplantısında, "RP'nin iktidara gelmek için sert mi yumuşak mı, kanlı mı yoksa tatlı mı olacak, buna 60 milyon karar verecek" ifadesini kullanması tepkilere yol açtı.




13 Nisan 1994: Türkiye'de Radyo-Televizyon Üst Kurulu'nun oluşturulması

RTÜK, özel radyo ve televizyon yayınlarını düzenleyen, mülga 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 13 Nisan 1994 tarihinde TBMM'de kabul edilmesinin ardından, 20 Nisan 1994 tarihinde 21911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle kurulmuştur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hırdavatcı

Haberdeki lüzumsuz işler ile uğraşırken o dönemde niye bir cıvata üretemediğimiz gözler önünde. Chp ve mavi gözlünün denize dökmediği düşmanların torunu önceden olduğu gibi ellerinden gelse bugünde yapar yaptıklarını.

Abdullah Murat

İlahın büyük olarak bildirdiği bazıların kırmızı çizgiler dedikleri aşıldığı takdirde islam dairesinin dışında yer alınıyor bu hükümler diskalifiye ediyor yok sayanlar ise büyük bir aldanışı pislik içinde yaşıyor. Bunlar kurtuluşun ve cennetin şartı yapılmış ebedi cehennemlik yapan büyük suçlar. hatta affı söz konusu olmayan şirk. Allahın indirdiği ile hükmetmeyenler Allahın ayetlerini satan hainler ve kafirlerin takendileridir (maide44) Bu ayet islam devleti olmayan bir laik devleti tanımlıyor. Kitaptan bu hüküm kafir yapıyor yani şeytanın dostu (nisa76 şeytanın dostlarının kafirler olduğu). Şeytanın dostu sıfatındaki kafirlere boyun eğmeyin yoksa sizde şirk (affı söz konusu olmayan ebedi cehennemlik yapan büyük cürüm) koşanlardan olursunuz (enam121) ayetide böyle bir devletteki milletin durumunu. Böyle bir milletin gerçek elbise olan takvaya (Allahtan sakınma saygıyla boyun eğme ve itaat) sahip olması düşünülemez. Araf26da Takva harama bulaşmamak için şüpheliden kaçınmayı içerir. Allahın insanları değerleme ölçütüdür. Küfür Şirk çok büyük olandır. (BU İŞİ YAPANLAR; ŞEYTAN ADINA AÇIKÇA KAFİRLİĞİ SAVUNUYORLAR ALLAHA SAVAŞ AÇIYOR)
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23