“Aynı aktörler, aynı söylemler ve aynı hedefler” Karaman, Rum-Yunan tarihindeki Tripoliçe, Girit ve Kıbrıs süreçlerini birbirinden kopuk olaylar olarak değerlendirmediğini ortaya koyarken, Kıbrıs’ta EOKA’nın Enosis hedefi doğrultusunda Kıbrıs Türklerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini kaydetti. Yazısında Akritas Planı ve EOKA’ya da değinen Karaman, bu yapıların Kıbrıs Türklerini yok etmeye yönelik bir hedef taşıdığını belirtti. Karaman, Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türklerini mutlak yok oluştan kurtardığını ve geleceğini güvence altına aldığını ifade etti. “Ellerine fırsat geçse…” Yazısında günümüzdeki Kıbrıs meselesine de dikkat çeken Karaman, “Ellerine Fırsat Geçse…” başlığı altında Rum tarafının “sıfır asker, sıfır garanti” yaklaşımını gündeme getirdi. Karaman, 1996 yılında Gazimağusa yakınlarındaki Derinya'da yaşanan sınır delme girişimini hatırlatarak, dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Türk askeri bulunurken böyle bir girişimde bulunanların, Türk askeri olmadığı bir ortamda neler yapabileceğine ilişkin sözlerini aktardı. Yazar, bu olay üzerinden “Neden ‘sıfır asker, sıfır garanti’ ısrarı?” sorusunu gündeme taşıdı. Hristodulidis’in EOKA açıklamalarına dikkat çekti Karaman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in EOKA mensuplarına yönelik “şerefli kahramanlar” şeklindeki nitelendirmesini de yazısında değerlendirdi. Yazar, EOKA’ya ilişkin bu yaklaşımın geçmişte yaşananlarla bugün arasında bir zihniyet devamlılığı bulunduğu yönündeki değerlendirmesine dayanak oluşturduğunu savundu. Karaman ayrıca Rum yönetiminin ABD, Fransa ve İsrail başta olmak üzere çeşitli ülkelerle geliştirdiği askerî iş birlikleri, yeni üsler ve silah sistemleri tedarikine de dikkat çekti. “1 Ekim” başlığıyla yeni gelişmelere işaret etti Karaman’ın yazısındaki bir diğer dikkat çekici başlık ise “1 Ekim Yalanı” oldu. Yazar, Rum tarafının 1 Ekim’i sözde bağımsızlık yıldönümü olarak kutladığını belirterek, 16 Ağustos 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile bugünkü yapı arasındaki farka dikkat çekti. Karaman ayrıca Rum tarafının 1 Ekim törenlerinde askerî silah sistemlerini sergilemesine değinerek, İsrail’den satın alındığını belirttiği Barak MX hava savunma sisteminin ilk kez halka gösterileceği bilgisini yazısına taşıdı. Mısır Silahlı Kuvvetleri’nden bir askerî takımın da ilk kez resmî geçitte yer alacağı bilgisini aktaran Karaman, bu gelişmeleri Kıbrıs’taki mevcut güvenlik tartışmaları çerçevesinde değerlendirdi. “Tarihini bilirsen, geleceğini korursun” Karaman, yazısının sonunda Türkiye ve KKTC’nin egemen eşit iki devlet ve Kıbrıs Türk halkının eşit uluslararası statüsünün tescili yönündeki tezine dikkat çekti. Yazar, geçmişte yaşanan katliamların unutulmasının geleceğe ilişkin riskler doğurabileceği uyarısında bulunarak, Tripoliçe’den Kıbrıs’a uzanan tarihsel sürecin hafızada tutulması gerektiğini savundu. Karaman, “Eğer, hafızanın içi boşalırsa hiçbir yerde sağlıklı ve güçlü bir gelecek inşa edilemez. O sebeple Tripoliçe’den Kıbrıs’a katliamları, kimin neden yaptığını unutma, unutturma! Sözün özü; tarihini bilirsen, geleceğini korursun!” ifadelerini kullandı.