“TÜRK VE KÜRT ARASINA, ALEVİ’YEL SÜNNİ ARASINA KİMSE GİREMEZ” Türk-Kürt, Alevi-Sünnilerin kardeş olduğunu belirten Çelik, "Maalesef bizi kendi içerimizde Kürt diyerekten, Alevi veya Sünni diyerekten birbirimize düşürmeye çalıştılar. Geçmişte çok uğraştılar. O zamanlarda hep beraber hatırlıyorsunuz, yaşı müsait olanlar hatırlarlar; Türkiye'nin her tarafında kan dökülürken bir darbeyle ertesi gün hiçbir şey olmuyor, sonra yıllar sonra belgeler açıklanıyordu. Darbeyi yapanlar hakkında Amerika Birleşik Devletleri'nde ya da başka ülkelerde 'Bunlar bizim çocuklar' diye ifadeler kullanılıyor, dolayısıyla Türkiye üzerinde oynanan oyunlar yıllar sonrasında anlaşılıyordu, ortaya çıkıyordu. Şimdi ise terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreciyle hem Türkiye'nin içinde hem bölgemizde terör örgütlerinin ülkemize ve başkalarına karşı birer vekalet savaşının aparatı olarak kullanılmasını sona erdirecek çok önemli adımlar atıyoruz. Türkiye'de hiçbir zaman, hiçbir şekilde Türk ve Kürt arasına, Alevi'yle Sünni arasına kimse giremez. Bizim kardeşliğimiz ebedidir ve Türkiye'nin içerisinde bu kardeşlik en zor zamanlarda sınavını en güçlü şekilde vermiştir. Onun için bu bayram vesilesiyle Türk'le Kürt birbirine daha çok sarılacak, Alevi'yle Sünni birbirine daha çok sarılacak. Dünyanın sarsıldığı bir dönemde gücümüzü, birliğimizi, beraberliğimizi ve dirliğimizi öncelikle iç cephemizin gücü olarak göstereceğiz" ifadelerini kullandı. “YANLIŞ OLAN ŞEY SİYASİ MEZHEPÇİLİKTİR” Türkiye'de mezhep tartışmalarının gündeme getirilmeye çalışıldığını, siyasi mezhepçiliğin yanlış olduğunu ifade eden Çelik, "Son 1 haftadır, 10 gündür bir mezhepçilik fitnesi Türkiye'nin içine sokulmaya çalışılıyor. Birdenbire Sünnilik nedir, Şiilik nedir diye bir tartışma başlatılmaya çalışılıyor. Niye bugün? Tabii ki ayrı politikalarımız olabilir; İran'la çeşitli konularda ayrı düştüğümüz zamanlar oldu, oranın birtakım sistem problemleri olduğunu ifade ettik. Ama bugün saldırıya uğradığında, haksız bir saldırıya uğradığında tabii ki İran halkının yanındayız. İran halkının meşru haklarını tabii ki savunuyoruz. Bu saldırı, hiçbir şekilde Amerika ve İsrail tarafından başlatılan saldırı makul ve meşru bir zemine dayanmıyor. Tamamen gayrimeşrudur, çok vahşi bir saldırıdır. O sebeple bugün kimin mezhebi Sünni'dir, kimin mezhebi Şii'dir tartışmasını yapmanın zamanı değil. Biz, bizim mezhebimizden bile olsa eğer o kişi zalimlik yapıyorsa ona karşı çıkarız. Bir kişi mazlumsa ama bizim mezhebimizden değilse, öbürüne karşı çıktığımız gibi buna da sahip çıkarız. Dolayısıyla burada mesele nedir? Öncelikle insan olmak, Müslüman olmak. Orada Sünni ve Şii'nin hakkını bu hak temelinde, adalet temelinde, ilkeler temelinde korumak zorundayız. Aramıza bu fitneyi sokmaya çalışanların yapmaya çalıştıklarının hiçbir şekilde memleketin hayrına, bölgenin hayrına olmadığını biliyoruz. Onun için bu bayram vesilesiyle bütün bunları tekrar hatırlayacağız. Her birimizin bir mezhebi vardır, bu da saygıdeğerdir. Yanlış olan şey siyasi mezhepçiliktir, hakkı hakikati adaleti siyasi mezhepçilik üzerinden okumaya çalışmaktır. Bugün hangi ülkenin hangi mezhebe sahip olduğu meselesi değildir. Bugün önemli olan haklı olan kimdir, haksız olan kimdir meselesidir" dedi.