• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

“Medeni Avrupa”, “vahşi yerliler”i nasıl medenileştirdi?

04 Nisan 2017
A


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

1402’de Amerika’yı Hıristiyanlaştırmaya giden meşhur misyoner Bartolome de Las Casas’ın kitabından Kristof Kolomb’un Kızılderililere uyguladığı soykırımı okumaya devam edelim:

“Çocuklarla annelerini ve önlerine çıkan herkesi kılıçtan geçiriyorlardı. İsa peygamberimizi ve 12 havariyi kutsamak ve saygılarını iletmek için uzun darağaçları kuruyorlardı. Ayakları yere neredeyse değecek şekilde, 13 kişilik gruplar halinde onları bağlıyor, ateşe veriyor ve diri diri yakıyorlardı. 

Bazıları ise, bütün vücutlarına kuru saman yapıştırıyor ve bu şekilde ateşe veriyorlardı. Diğerlerinin ve hayatta bırakmak istedikleri herkesin ellerini kesiyorlardı. Elleri sarkar durumda, onlara: ‘Gidin, mektupları götürün’ diyorlardı. Bu, ormana kaçanlara haber götürmek demekti. 

Beyleri ve soyluları öldürme şekilleri de aynıydı. Önce direkler üzerine tahta çubuklardan bir ızgara yapıyorlardı. Sonra, onları ızgaraya bağlıyor, altlarına da hafif bir ateş yakıyorlardı. Yerliler bu korkunç işkenceler altında, çığlıklar atarak can veriyorlardı. Bir keresinde dört veya beş önemli beyin ızgaralar üstünde yandığını gördüm (sanırım başkalarının da yandığı iki üç çift ızgara daha vardı). Yüksek çığlıklar attıkları için, subayın içi sızlamış veya uykusu bölünmüş olmalı ki, boğulmalarını emretti. 

Onları yakan cellâttan da kötü polis memuru (ismini biliyorum, hatta Sevilla’da ailesiyle tanışmıştım), boğmak istemedi. Önce, gürültü yapmasınlar diye kendi elleriyle ağızlarına odun parçacıkları tıktı. Daha sonra istediği gibi yavaş yavaş kızarsınlar diye ateşi körükledi.

Yukarıda anlattığım her şeyi ve sayısız daha birçok olayı gözlerimle gördüm. Kaçabilenlerin hepsi ya ormanlara sığınıyor ya da dağlara tırmanıyorlardı. Amaçları böyle insanlıktan uzak kişilerden, bu kadar merhametsiz ve yırtıcı hayvanlardan, insan soyunun en büyük düşmanları ve yıkıcılarından kaçabilmekti. Bunun üzerine Hıristiyanlar, özellikle kötü tazı ve köpekler yetiştirdiler. Bu hayvanlar bir yerliyi görür görmez, kaşla göz arasında paramparça ediyorlardı. Saldırarak, bir domuzdan daha çabuk yiyorlardı. Bu köpekler büyük zararlar verdiler, korkunç kasaplıklar yaptılar. 

Çok ender olarak, yerliler birkaç Hıristiyan öldürdüğü için, Hıristiyanlar kendi aralarında bir karar aldılar. Öldürülen her bir Hıristiyan için yüz yerli öldürmeye karar verdiler.”

“Medeni”leşmek kolay değildi!..

Onun arkasından Kızılderilileri bir de “demokratik”leştireceklerdi ki, garibanların daha çekecek çok çileleri vardı…

Yöntem hâlâ aynı değil mi? Öldürerek “medenileştirmek”,  tepelerine bomba yağdırarak “demokratikleştirmek”!..

Amerika Irak’ı böyle demokratikleştirmedi mi?..

Hürriyeti güdümlü füzelerle getirmedi mi?..

Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası eşliğinde teknoloji götürmedi mi?..

Ne de olsa Kristof Kolomb’un çocuklarıdır!

Katliamlar serisi Kristof Kolomb zamanında Haiti’den başlayıp keşfedilen her yerde uygulandı Kolomb ayak bastığında üç yüz bin civarında olduğu tahmin edilen Haiti Adası’nda bugün yerli soyundan gelen tek kişi bulmak imkânsızdır…

Bugün Haiti’de Afrika’dan getirilen kölelerle İspanyol efendilerin çocukları yaşıyor. Kese kese bitirdiler.

O kadar ki, yerliler Hıristiyan misyonerleri “Sizin cennetinizi istemiyoruz!” diye reddetmeye başladılar.

Bu cümleyi ilk telâffuz eden, istenen miktarda altın bulamadıkları için katliama tabi tutulan halkını korumaya çalışmak suçundan yakılarak yakılmasına karar verilen Küba’lı liderlerinden Hatuey’di. Ölmeden önce kendisine Hrıstiyan olmasını teklif edip bu durumda cennete gideceğini söyleyen rahibin yüzüne haykırmıştı:

“Sizin cennetinizi istemiyorum!”

İspanyollarla başlayan soykırım Portekizliler, Hollandalılar, İngilizler, Fransızlar, Belçikalılar, Almanlar, İtalyanlar tarafından devam ettirildi.

Şimdi bize “insanlık dersi” vermeye kalkışan Avrupa, işte bu sayede zenginleşti. 

Son sömürü alanları Afganistan, Irak, Suriye, Filistin…

Bu sebeple Türkiye güçlü olmak zorundadır!

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23