Bu gidişle çıldıracağım!
Bursa dönüşü ilk kez Osman Gazi Köprüsü’nden geçtim (bu arada Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden hâlâ geçemediğimi itiraf edeyim).
İsmiyle müsemma muhteşem bir eser. Yüzyılların hayali… Ülkemle iftihar ettim.
İlk kez Marmaray’la Boğaz’ın altından geçerken de, benzer duygular yaşamıştım. Tepeden Boğaz köprülerini seyrederken, Üçüncü Havalimanı’na, Avrasya Tüneli’ne, ya da Kanal İstanbul’a ilişkin haberleri okurken de benzer duygular yaşıyorum.
Havalimanları, bölünmüş yollar, otoyollar, tüneller, metrolar, sağlık hizmetleri, yeni üniversiteler, savunma sanayii, enerji yatırımları, v.s. Bunlar gerçekten yüz ağartan hamleler…
Kısacası yatırım yapmakta AK Parti hükümetlerinin üstüne yok: Hem kararlı, hem hızlı, hem de plânlı-programlı…
Eskiden olduğu gibi yatırımların hizmete girmesi yıllarca sürmüyor, daha temel atma aşamasında bitiş tarihi ay, gün ve saat olarak belirtiliyor.
Ne var ki, insan yetiştirme konusunda aynı gayret görülmüyor. En büyük arıza burada ve bu arıza Türkiye’nin gelecekteki performansını fena halde etkileyecek gibi gözüküyor.
Unutmayalım ki, biz “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düşüncesiyle çıktığımız devlet yolunda, insanlar arasında hiçbir fark gözetmeksizin yürüyüp insan inşa ve ihya ede ede büyümüş ve yüzlerce yıl üç kıtaya hükmetmiş bir milletiz.
Eğitim sistemimizin adı “Maarif” (marifetler, bilgiler bütünü), okulun adı “mektep-medrese”, öğretmenin adı “muallim”, öğrencinin adı “talebe”, kültürün adı “irfan”, ilmin ötesi “hikmet” olduğu yıllarda nice bilgili, görgülü, hünerli, marifetli, terbiyeli, kültürlü, kararlı, duyarlı, tutarlı, imanlı, nazik, hazık (uzman) insan yetiştirdik.
Bu insanlar Avrupa’yı taklit etmez, Avrupalılara örnek olurlardı. Vatandaşı oldukları devlet de (Osmanlı) “önder/lider devlet”ti.
Şimdi insan yetişmiyor. Çünkü “Maarif”in yerine getirdiğimiz “eğitim” (Milli Eğitim Bakanlığı diyoruz ya) eğitmiyor, eğitemiyor. Turizmle karışık “Kültür Bakanlığı”nın “irfan” ve “hikmet”le bağları kopuk: Bu eğitim ve kültür kurumlarından yarım yamalak insan çıkıyor.
AK Parti döneminde eğitim, kültür ve din alanlarında büyük bir hamle hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum.
Oysa şimdiye kadar (15 yılda) devletin üç müessesesi yeniden yapılandırılıp çoktan sapa sağlam hale getirilmeliydi.
Milli Eğitim Bakanlığı;
Kültür Bakanlığı;
Diyanet İşleri Başkanlığı…
Bu kurumların başında ve içinde çalışan dostlarım kusura bakmasınlar, ama bu temel kurumların üçü de dökülüyor (gerçi binaları çok görkemli). Ders kitapları hâlâ yalan-yanlış bilgilerle dolu. Selçuklu-Osmanlı mirası arşivlerde ve kütüphanelerde uyuyor. İşlevi namazla sınırlandırılmış camilerde, inancının sevgiyle yoğrulmuş özünü kavrayamamış imamlar, aynı durumda olan cemaate namaz kıldırıyor. Ümmet, ekran hocalarının da etkisiyle, “din aşkına” menkıbe ezberleyip ağlıyor.
Şimdilik herkes “Yenikapı Ruhu” eşliğinde “15 Temmuz” nutku atarak görevinin hakkını verdiğini sanıyor.
Sayın Cumhurbaşkanı ise Beştepe Külliyesi yalnızlığından bütün bunları görüyor, biliyor, söylüyor, ancak öncelikli kurumların sorumluları onu onaylamanın ve tekrarlamanın dışında pek bir şey yapmıyor.
Çıldıracağım yahu!