“Bizim mahalle”de ne var ne yok?
Ey bizim mahalledekiler!.. Ey bizim taraftakiler!..
Kısacası, ey dindar Müslümanlar!..
Paraya da, güce de, iktidara da ne çabuk alıştınız!..
Artık siz de, eskiden “ehl-i dünya” dediğiniz bakanlar ve eşleri gibi uçaklar bekletiyorsunuz!..
Bizim geçtiğimiz kapıları “halk kapısı” sayıp, VIP kapılarından geçiyorsunuz!..
Siz de, eskiden “ehl-i dünya” dedikleriniz gibi, özel muamele görmeye bayılıyorsunuz!..
Siz de, “tek dünyalı” dedikleriniz gibi, “dünyaya bir kez gelinir” anlayışı içinde keyif çatıyorsunuz!..
“Bu dünya tadımlıktır” dediğiniz ve aza kanaat ettiğiniz günleri ne çabuk unuttunuz?..
Çoktan beri, dünya ebedi imiş gibi yaşıyorsunuz!
¥
Eskiden “Üstü kaval altı Şeşhane” (aslı “şeşhane”) deyimini hatırlatan kıyafetlere kızardınız…
“Tesettür”ün anlamına uygun giyinmeye özen gösterirdiniz…
Süslü-püslü bayanlara dudak büker, ojelilerin cehennemde cayır cayır yanacağını söylerdiniz…
Farklı örtünmeleri kınar, farklı değerlendirmelere kızardınız
Şimdi ne oldu?..
Bu “fark” sizde nasıl oluştu?
¥
Nereden nereye geldiğimizi, görebiliyor musunuz, ey bizimkiler?
Mankenlere taş çıkartan kıyafetleriniz; zayıflama kürleriniz; güzellik merkezleriniz; incelme çabalarınız; rejimleriniz, diyetleriniz, perhizleriniz; kuaförleriniz, terzileriniz, modaevleriniz; botokslarınız, gerdirmeleriniz, cilt yumuşatıcı maskeleriniz; pahalı ipek başörtüleriniz; dapdaracık “tesettür”leriniz, evlilik programlarındaki arz-ı endamınız; görkemli otomobilleriniz ve “gösterişçi” yaşantınızla…
Hâlâ kıbleye yürüdüğünüzü mü zannediyorsunuz?
¥
Eskiden iktisat ederdiniz… “Bir lokma bir hırka” nutukları atardınız…
Eski sevgileriniz Allah ve Peygamber kaynaklıydı. Aşk-meşk bilmez, bu dünyadaki mahrumiyetlerin mükâfatını ahirette göreceğinize inanırdınız…
Artık buna inanmıyor musunuz ki, bütün güzelliklere bu dünyada kavuşmaya çalışıyorsunuz?
¥
Para, bize de yapacağını yaptı sonunda! Biz de saçıp savurmanın tadını aldık. “Farklı” görünmek bizim de çok hoşumuza gitmeye başladı!..
“Ehl-i dünya”nın, “Hayatın tadını çıkarmak lâzım” şeklindeki sloganı, çoktan beri beyinlerimize pelesenk oldu…
Uzun zamandır doğruları sadece savunuyor, ama yaşamıyoruz!
Hâlbuki “olduğu gibi” görünmeyenin, zaman içinde, “göründüğü gibi” olacağını söyler dururduk.
Göründüğümüz gibiyiz tam: Ne dindar, ne laik; iki arada bir derede!
¥
Kısacası, biz de “ehl-i dünya” olarak tanımladığımız ve “cehennemlik” saydığımız “ötekiler” kadar lükse düştük.
Söyler misiniz lütfen, bu gidiş nereye?