• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

Anayasa çatışmaları!

04 Şubat 2017
A


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

“Tartışma” bilgi ve ilim gerektirir…

“Çatışma” ise kaba kuvvet ve lâf ebeliği…

Sanırım bu yüzden “tartışmadan çatışma”yı pek severiz…

Al takke ver külah! Hakaretler, aşağılamalar, yumruklar arasında hakikat “nihan” olur: Hay-huy içinde kaynar gider!

Siyaset de, televizyon kanalları da, köye yazarları da maalesef bu durumda… Meclis’te yapılan anayasa değişikliği görüşmeleri esnasında bir siyasetçi diğer siyasetçinin burnunu kırıyor, bir başkası bacağını ısırıyor; yumruklaşmalar, küfürleşmeler oluyor; masalar, kürsüler kırılıyor…

Böyle ortamlarda “ilim-bilgi” ve “ihtisas” geri plâna düşer. “Şiddet” ve “güç” öne çıkar. Bu da şaklabanların, çığırtkanların sayısını artırır.

Ekranlara bakın göreceksiniz. Çoktan beridir çeşitli görüş sahipleri aynı kanalda bir araya gelemiyor. Medeni ve “ilim-bilgi” eksenli tartışmalar yapılamıyor. Her kanal kendi düşüncesinde olan insanlarla işi götürmeye çalışıyor.

Gitgide “tek sesli” hale geliyoruz! Bu gidiş gidiş değil.

Çünkü bu gidiş Türkiye’yi hem daha çatışmacı bir ortama sürükler, hem de uçlarda dolaşmayı varlık sebebi sayan isimlerin daha da sertleşmesine yol açar…

Sonunda, anayasanın 18 maddesinin değişmesi ya da değişmemesi anlamına gelen “referandum”u unutur, “bakalım kim kimi yok edecek?” noktasına geliriz.

Artık tüm silahlar çekilir: Din de istismar edilir, milliyet de, iman da, ahlâk da, bayrak da, Atatürk de!..

Birikmiş tüm kinler, tüm tortular devreye sokulur ve toplum “vuran vurana-kıran kırana” bir kördövüşüne itilir…

Bir taraf en sivri, en ölçüsüz üslupla “Atatürk’ün askerleriyiz” diye bağırır, diğer taraf “Ya Allah bismillah” diye karşılık verir.

Oysa yapmamız gereken şey, düşüncemiz, fikrimiz istikametinde sandığa oy atmaktan ibarettir. Bu kadar abartacak, düşman kamplara ayrılacak, “Onuncu Yıl Marşı” yahut “İzmir Marşı” eşliğinde saldıracak bir durum yoktur. 

Bekir Coşkun’un soruşturmaya konu olan yazısı ile benzer başka kışkırtıcı ve bölücü yazılar, bu yüzden doğru yazılar değildir…

Açıkça ifade edeyim ki, “Hayır”a meyyal olsaydım, Coşkun’un yazısını okuduktan sonra “Evet” deme noktasına gelirdim.

Anayasa oylaması, Coşkun’un sandığı gibi, “Kelle ile şehit arasında” değildir…

Dediği gibi, “Kulluk ile vatandaşlık; ortaçağ ile 2017; emir ile hukuk; haram ile helal; cehalet ile ilim; karanlık ile aydınlık; yalaka şaklaban ile Atatürk’ün askerleri arasında” da değildir (yüz kızartıcı galiz ifadelerini almadım)…

Bir darbe anayasasının (82 Anayasası) 18 maddesinin değişip değişmemesi arasındadır…

İte-kaka işleyen mevcut parlamenter sistemle “Cumhurbaşkanlığı sistemi” arasındadır…

Hadi bilemediniz, AK Parti-MHP ittifakıyla CHP-HDP ittifakı arasındadır.

Ortada “rejim sorunu” yoktur!.. 

Atatürk veya cumhuriyet oylanmıyor!..

Hilafet/Saltanat filan da gelmiyor!

Yani bu derece öfkelenecek, itidali kaybedecek bir durum mevzubahis değil.

Yeni başladık yahu! Bu derece gergin olmanın anlamı ne?..

Yapmayın, etmeyin, gitmeyin, ortamı daha fazla germeyin!

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23