• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

28 Şubat süreci ve Hürriyet

03 Mart 2017
A


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

12 Eylül (1980) darbesi sürecinde, Hürriyet, yalnız manşetleri ve haber başlıklarıyla darbeyi desteklemiyor, köşe yazarları da “sahibinin sesi”ni veriyorlar… 

Meselâ, dönemin başyazarı Oktay Ekşi, “Türkiye tam bir onarım yönetimi altına girmiş bulunmaktadır. Bu yönetim, özgürlükçü demokratik sisteme ve Atatürk ilkelerine bağlı olanları tatmin edecek bir tutum içindedir” (17 Eylül 1980) diyerek, darbe yönetimine destek çağrısı yapıyor.

Hürriyet’in, darbeyi meşru gösteren yaklaşımı, darbenin birinci yıldönümünde de sürüyor: “El ele, kol kola mutlu günlere gidiyoruz... Ve evet! Düzlüğe çıkıyoruz”.

Hürriyet darbecilerle “kuzu sarması” olurken, Yeni Asya Gazetesi (benim de yazdığım gazete) darbenin hemen ertesi günü süresiz kapatılıyor. Hakkımda soruşturma açılıyor. 

Bu hava içinde 82 Anayasası oylamasına gidiliyor.

Fakat hazırlanan anayasanın eleştirilmesi yasaktır. Temelli kapatılan Yeni Asya’nın yerine yayınlamaya başladığımız, ancak kapatmalardan baş alamadığımız Yeni Nesil, Hüryurt gibi gazetelerde, darbe anayasasına red oyunun rengi mavi olduğu için mavi renge övgüler düzen yazılar yazıyorum. Hürriyet başta olmak üzere merkez medyada yer alan gazeteler “evet” oyu isterken, biz “hayır”ı yedi kat muşambaya sarmak zorunda kalıyoruz.

Darbenin lideri Kenan Evren’e göre “Anayasa’ya Hayır” diyenler vatan hainleridir. Dış güçlerden talimat alıyorlar. Ülkede birlik-beraberlik istemiyorlar. Onlar “anarşist ve terörist”tirler. 

Evren meydan meydan gezip abuk-sabuk şeyler söylüyor, gazeteler ertesi günkü sayılarında tüm abuk-sabuk sözlerini derleyip toparlayarak veriyor.

Mesela Adana konuşmasında şöyle diyor: “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. Gençler belki bilmez, bizde bu beyit çok yaygındır. Yani önce nasihat et, sonra ikaz et, en sonunda döversin. Biz önce işi nasihatle halletmeye çalışıyoruz”.

Oysa zaten dövüyorlar: İşkencehanelerde her gün birkaç kişi ölüyor.

Aynı günlerde sıkıyönetim komutanları da “Anayasa’ya Hayır” diyen “anarşist” ve “teröristlerin” yakalanacağını açıklıyorlar. 

Ülkeye tam bir “devlet terörü” hâkim oluyor. Bazı gazetelere göre ise “demokrasi gelişiyor”.

28 Şubat (1997) Post-Modern darbe sürecinde de merkez medyanın alışkanlığı değişmiyor. Hürriyet yine başı çekiyor. Meşru hükümetin devrilmesine çanak tutuyor.

Başbakan Erbakan’ın getirdiği “Havuz Sistemi”yle yem boruları kesilip avantadan mahrum kalan patronların gazeteleri iyice azıtıyor

Sincan’dan tanklar geçiyor. “Demokratik rejimin içinde tankların ne işi var?” diye sorması gereken Hürriyet: “Tank Sesleri” (5 Şubat 1997) manşetiyle çıkıyor. Âdeta el ovuşturuyor.

28 Şubat Post-Modern darbe süreci başlıyor. 

“Şeyh” dedikleri Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz gibi isimler ekrana sürülüyor.

Bir de Fadime Şahin bulunuyor: Kanal kanal gezip iki gözü iki çeşme ağlıyor. “Şeyhlerin tecavüzü”ne uğradığını iddia ediyor. Enkirmanlar haber bültenlerinde enkiriyor: “Dincilerin içyüzüüü”!..

Hürriyet Gazetesi, evindepolis tarafından basılan Müslüm Gündüz’le Fadime Şahin’in yarı çıplak fotoğrafları eşliğinde afilli bir manşet çekiyor: “Böyle Basıldı” (29 Aralık 1996).

Her konuda başımıza “zehir hafiye” kesilen bu televizyonlar ve gazeteler, Fadime Şahin’in şimdi nerede olduğunu, ne yaptığını hiç merak etmiyor!

“Müslüm Gündüz’ün lideri olduğu Aczmendiler”in nasıl birden bire ortaya çıktığından, sonra nasıl yok olduklarından kimse söz etmiyor.

Bunların mizansen olduğu, millete “algı operasyonu” yapıldığı, bazı gazetelerin bu operasyona figüranlık yaptığı çok sonra ortaya çıkıyor… 

Alışkanlıklar maalesef bugün de sürüyor (bu süreçte atılan manşetlerin asılları özel arşivimizdedir). 

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23