Yeni küresel sorunumuz: Uyuşturucu bağımlılığı (1)

22 Ağustos 2017 Salı

Adli Tıp Kurumları’nın ölüm nedenlerine ilişkin raporlarına göre; Türkiye’de 2016 yılında 243’ü doğrudan, 368’i dolaylı olmak üzere 611 kişi uyuşturucudan hayatını kaybetti.

Uzmanların açıklamaları çok ürkütücü... Önceleri çocuklar araç, gençler hedefti. Şimdi hedef değişerek çocuklara doğru kaymaya başladı. Raporlarda ilk kullanım yaşı 15-16 olarak göze çarpıyor.

Uyuşturucu ile Mücadele Daire Başkanlığı’nın verilerine göre uyuşturucu kullanımı bir önceki yıla göre yüzde 28 artarken, uyuşturucu-madde bağımlısı sayısı 200 bine ulaştı.

İstatistiklere göre uyuşturucu kullanma yaşı 11’e kadar düştü. Uyuşturucu kullananlara bakıldığında ise yaş ortalamasının 18-20 aralığında bulunduğu kaydedildi.

Bağımlı Yaşam Evleri Gönüllüleri Derneği (BAYEV) Başkanı Nurşah Alagöz’ün tespiti çok üzücü ve kaygı verici:

 “Önceden maddi durumu yetersiz aileler, aile sorunu olan çocuklar diyebilirdik ama artık net ayrım yapmak zor. Ülkede genel bir mutsuzluk var. Boşluklarımızı dolduramıyoruz. Boşluklar çoğalıp yerine doğru şeyler dolmayınca bunu yaşıyoruz. Öyle profillerle karşılaştık ki bir kıstas yapmayı doğru bulmuyorum. Çünkü herkes hedef. Çünkü burada bir ticaret ve sıcak para var.”

Geçtiğimiz hafta Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre 31 madde ve türevi 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi tutuldu. Kararname ile uyuşturucu madde kapsamına alınan maddelerle birlikte maalesef her gün yeni bir uyuşturucu adı ile tanışıyoruz.

Yaygınlaşan sentetik bonzai zehri ve ölümle sonuçlanan kullanımlar nedeniyle madde bağımlılığı konusu, yaklaşık üç yıldır Türkiye’nin ağırlıklı gündemlerinden biri sayılıyor.

Maalesef ne Sağlık Bakanlığı’nın, ne Emniyet Müdürlüğü’nün, ne de ailelerin tek başına çözeceği bir konu değil.

Bütün kurumlar, devletin bu konuda esaslı, etkili bir önleme ve tedavi programı ortaya koymasını bekliyor.

Doğu’dan Batı’ya uyuşturucu sevkiyatının geçiş güzergâhında bulunan Türkiye, uyuşturucu ile mücadele konusunda en önemli ülkelerin başında geliyor. Eskiden Doğu’dan gelen uyuşturucu şimdi Batı ülkelerinden daha çok gelmeye başlamış.

Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan üzerinden deniz yoluyla gelmeye çalışıyor. İran sınırından eroin, Irak bölgesinden esrar, Balkanlar’dan uyuşturucu haplar ve kimyasallar sokulmaya çalışılıyor.

Son dönemde, bonzai satışının artması, satıcıların merdiven altı üretime yönelmesine de bağlanıyor.

Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre; Türkiye, ele geçirilen eroinde Avrupa’da ilk sırada yer alıyor.

2016 yılında hazırlanan Avrupa Uyuşturucu Raporu’nda ise, Avrupa genelinde bulunan 6 milyon 155 bin 434 ekstazi tabletinin yaklaşık yüzde 60’ını Türk güvenlik ekiplerinin ele geçirdiği belirtildi.

Emniyet kaynakları üzerine düşeni yapıyor fakat yeterli mi? İstanbul Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucuyla Mücadele Şubesi ve ilçe müdürlükleri, 2017’nin ilk beş ayında toplamda 110 operasyon yaptı. Operasyonların bir kısmı ilçe bazında, bir kısmı da teknik takip sonucu kentteki çetelere yönelik düzenlendi. Uyuşturucu madde satıcılığı suçlamasıyla 2 bin 100 kişi tutuklandı. Tutukluların tamamına yakını “torbacı” denilen satıcılar.

Yılın başından bu yana 17 bin 232 kişi uyuşturucu madde şüphesiyle gözaltına alındı. 2016’da toplamda 26 bin kişi gözaltına alınmıştı. Bu yılsonu toplam rakamın geçen yıla göre yüzde 40 artması öngörülüyor. Beş aylık operasyonlarda 3 bin 300 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Bunun 2 bin 65 kilosu esrar, 910 bin kilosu da hap...

Gelir seviyesi düşük ilçelerde madde satışının yaygınlığı göze çarpıyor. Emniyet’in en sık operasyon düzenlediği ilçeler de bunlar. Özellikle Esenyurt, Esenler, Bağcılar, Küçükçekmece ve Güngören ilçelerinde dönem dönem ‘toplama operasyonları’ yapılıyor. Suç örgütlerine yönelik derin soruşturmalar ise gizlilikle yürütülüyor.

Kokain ve hap türü uyuşturucular Avrupa’dan, eroin Afganistan ve İran’dan ülkeye giriyor. Esrar genellikle ülke içinde, Doğu-Güneydoğu bölgelerinde yetiştiriliyor. Çeşitli yollarla diğer illere ve şehir merkezlerine dağıtılıyor. Uyuşturucu madde İstanbul’a otobüs ya da kargo gibi yollarla taşınabiliyor. Komisyoncular aracılığıyla mahallelerde torbacılara kadar ulaşıyor. Bölgede yapılan terör operasyonları, İstanbul’daki uyuşturucu trafiğini doğrudan etkiliyor. Doğu-Güneydoğu’da kontrol arttıkça, İstanbul’daki ticaret azalıyor.

Cezaevlerindeki mahkûmların toplamının yüzde 21’i uyuşturucu madde suçundan yatıyor. Bu ciddi oran önemli bir sorunun yanıtına önem kazandırıyor: Cezasını yatıp çıkan uyuşturucu madde sabıkalısı, topluma nasıl geri dönecek, ne yapacak? Cezaevlerinde rehabilite edilmiyorlar, istihdam sağlanmıyor, çoğunlukla caydırıcı ceza almıyorlar ve suça karıştıkları yaşam alanlarına geri dönüyorlar.

İstanbul›da tespit edilebilen ortalama torbacı sayısı 7-8 bin. Kentte 200 bin kadar da içici bulunuyor. Bunlar tahmini rakamlar, önümüzdeki ay okullar açılacak. Toplumda kanayan yaranın radikal kararlar alınmadıkça devlet kurumlarınca tek başına sarılabilmesi mümkün görülmüyor. Sivil toplum örgütlerinin uyuşturucu ile mücadele konusundaki duyarsızlığını da açıkça ifade etmekte yarar var.

 

  • SelimSelim3 ay önce
    Bana ot verin...... iççem....