Fare zehirinden uyuşturucuyla çocuklarımız katlediliyor

02 Ocak 2018 Salı

Uyuşturucu sorunumuz her gün insanların canını almaya devam ederken görmezden geldiğimiz tehlike büyüyor.

Sivil toplum ve belediyeler ciddi bir şekilde uyuşturucu bağımlılığına karşı işbirliğine yönelmesinin zamanı geldi.

Adana’da yeni yıl öncesi uyuşturucu operasyonu yapan polis, ilk kez Avrupa’da yaygın olan, Liserjik Asit Dietilamid adlı sentetik uyuşturucu ele geçirdi.

Dil altına koyularak kullanılan ve bir saat içerisinde kana karışan uyuşturucu halüsinasyon ve algılama bozukluklarına yol açıyor. Her gün yeni bir uyuşturucu çeşidiyle karşılaşıyoruz.

Esenyurt’ta hafta sonu meydana gelen olayda, 18 yaşındaki Buket Şişek erkek arkadaşıyla günübirlik kiraladıkları bir rezidansda geceyi birlikte geçirdi. Gece birlikte uyuşturucu aldıkları belirlenen çiftten, 18 yaşındaki genç kız sabaha karşı kaldıkları dairenin penceresinden sebebi henüz belirlenemeyen bir nedenle aşağıya düşerek hayatını kaybetti.

Hastanede yapılan tetkikler sonucu genç kızın uyuşturucu kullandığının tespit edildiği öğrenildi.

Avrupa’da uyuşturucudan ölüm oranlarında ilk sıralardayız. Liselerde ve üniversitelerde uyuşturucu kullanımıyla ilgili yapılan araştırmalara baktığımızda bu oranın yüzde 10 olduğunu görüyoruz. Bu da genç nüfusu yoğun olan ülkemiz için ciddi bir oran. Dolayısıyla bu konuda acilen önlem alınması gerekiyor.

Geleceğimiz açısından bakarsak bu Türk gençliğini yok etme politikasıdır. Bir dönem nasıl her mahalleye Verem Savaş Dispanseri açıldıysa Yeşilay’ın çatısı altında merkezler açılmalıdır.

Bu mücadele mahallelerden başlamalıdır. Sentetik Bonzai zehri ve buna bağlı ölümler son dört yıldır Türkiye’nin ağırlıklı gündemlerinden birisidir.

Sentetik Bonzai, tamamen bir zehir! Kurutulmuş, parçalanmış herhangi bir bitkiye kimyasal maddelerin eklenmesiyle yapılıyor.

İnce kristal toz halindeki sentetik kannabinoid maddesi, çözeltici kimyasallarla karıştırılarak kurutulmuş bitkinin üzerine sıkılıyor.

Tozlar, çözünme için solvent türü çözücülerle karıştırılıyor. Solvent türü çözücüler arasında sinek-fare ilacı, aseton gibi maddeler yer alıyor. Merdivenaltı mekanlarda hazırlanıyor. İçen insanlarımız ise ağır ağır zehirleniyor.

Bonzai, ilk olarak 2004’te Avrupa’da üretildi, bugün 400’den fazla sentetik kannabinoid çeşidi bulunuyor. Kolay ulaşılabiliyor ve standart madde testlerinde tespit edilemiyor. 

Türkiye’de ilk kez 2010’da bir internet sitesinde satışına rastlandı. Uzun süre internet kanalı ile temin edildi. 2011’de Bakanlar Kurulu kararıyla yasadışı maddeler sınıfına alındı.

Sağlık Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü, aileler ve okul yönetimlerinin tek başına çözüm bulabileceği ve altından kalkabileceği bir mesele olmaktan çıkmıştır.

Sivil toplum ve devletin bu konuda ciddi bir önleme ve tedavi politikası ortaya koymasını bekliyoruz. Uzun soluklu bir mücadele programına acil ihtiyacımız var.

Başbakanlığa bağlı olarak altı bakanlığın içinde olduğu Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu’nun çalışmalarının bürokratik bir silsile içerisinde ağır işlemesine dikkat edilmesi gerekiyor.

Türkiye’deki uyuşturucu sorunumuzla ilgili genel olarak madde kullanımı konusunda elimizde sağlıklı bir harita ve sayısal veri yok.

Bağımlı sayısı, kullanıcı sayısı, uyuşturucudan ölen insanların sayısı, satıcılar, tedavi görenler, tedavi sonrası sürecin takibi gibi maalesef bir veri tabanımız yok.

Uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili istatistikler 2011 yılına ait çok sınırlı yarı resmi yarı sivil veriler.

Birçok genel bilgiler adli vakalardan, ya da hastane başvurularından çıkıyor. Bu sorunumuzun çok geniş çaplı ve stratejik bir planlamaya ihtiyacı var.

Emniyet kaynaklarından edinilen bilgiye göre sadece İstanbul’da sekiz bin uyuşturucu madde satıcısı, 200 bin içici olduğu tahmin ediliyor.

Cezaevlerindeki mahkumların toplamının yüzde 21’i uyuşturucu madde suçundan yatıyor. Bu korkunç ve ciddi problem, cezasını yatıp çıkan uyuşturucu madde sabıkalısı, topluma geri döndüğünde yüzde 95’i aynı yaşam tarzını sürdürmektedir. Islah edici sosyo-kültürel bir mekanizma maalesef yok.

Uyuşturucu ile mücadeleyi devletin omuzlarına bırakırsak bu işin sonunda her mahallenin canının yavaş yavaş ve sessizce nasıl yandığını izleyeceğiz.

Türkiye’nin 49 ilinde uyuşturucu zehri yayılmış durumda…

İstanbul’un 39 ilçesinde uyuşturucu satışı kullanımı ve buna bağlı ölümler yaşanmaktadır.

Bir an evvel ulusal uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele stratejisinin saptanması, erken müdahale, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal entegrasyonu içeren gerçekçi, bütüncül yaklaşımların belirlenmesi şart.

Ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu madde ile tanışma ve kullanım yaşının giderek düştüğüne şahit oluyoruz ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğunu unutmayalım.

En büyük görev kamu ve sivil toplum kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, Diyanet, aile ve toplumun işbirliği çok büyük önem taşımaktadır.

 

  • OsmnshnOsmnshn17 gün önce
    EyvAllah sayın Abi'm gündemde tutmak lazım