Hain kuşatmalar ve ümit tomurcukları

07 Ekim 2017 Cumartesi

Kuşatmanın bir başka şekliyle, daha açık, daha kahpece olanıyla karşı karşıyayız. Dost sandıklarımız veya perdeyi yırtmamak için diplomasi diliyle öyle kabul eder göründüklerimiz, öyle olmadıklarını ve olmayacaklarını, en küçük bir nezaket ve diplomasi kuralına dahi uyma ihtiyacı duymadan hem sözlü hem de fiili olarak açık etmiş bulunuyorlar.

Mesut Barzani, akıllara ziyan atraksiyonlar peşinde. Kendisine anahtar teslimi devlet verilse üç gün sonra tekrar aşirete dönüştüreceği kesin bu insanın yüzüne dev aynasını tutan kim? MOSSAD. Ne uğruna? Bundan sonraki bütün kirli oyun ve entrikalarında bu yapıyı tepe tepe kullanmak uğruna. 

Bahşettikleri statü ne? Emir eri. Onlar emredecek, diğerleri de ne emredilirse onu yerine getirecek. Neden, niçin deme hakları ebediyen sürgünde. Özgürlük görünümlü kölelik. Finalde olacakların en kısa, en kestirme tanımı bu. 

Değer mi? Elbette hayır. Ama hırs, gözü görmez, kulağı işitmez, aklı idrak etmez hale getiren hırs. Değişir mi? Elbette. Ancak mahrumiyetlerin sökün edip üzerine üşüştüğünü gördüğünde, bildiğinde, yaşadığında. Böyle bir duruma düçar olmaları kesinlikle istenmez, istenmemeli. Fakat, zaruret hasıl olunca kaçınılmaz akıbet bu olur. Hayr-ı kesir için şerr-i kalil işlenilir. Kangren olmuş parmak, eli kurtarmak için kesilir. 

 FETÖ, PKK ve diğer terör örgütleri marifetiyle gerçekleştirilmek istenen iç kuşatmayı, Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanıyla çoğunluğu itibarıyla savmış bulunuyoruz. FETÖ elemanlarının, millet vicdanında mahkûm olmaları yanında bir de şimdi hukuk karşısındaki yargılanmaları bir bir tamamlanıyor ve her bir vatan haini müstahak olduğu cezayı alıyor. İdam cezası kaldırıldığı için, elbette müstahak oldukları cezaları tam anlamıyla aldıkları söylenemez. Şimdilik başka çare de yok gibi, mevcutla yetinmek zorundayız.  

Yüzlerine okunan cezalar sonrası sergiledikleri moral gösterili hareketler, vurdum duymaz tavırlar örgütsel uyarılara uyumun son resmi geçitleri. Yakında, hem düşünce hem de pratikte nasıl süklüm büklüm olacaklarını göreceğiz. Şimdiye kadar düşünmeye hiç fırsatları olmadı, hep emredilenleri yaptılar. Bundan böyle dört duvar arasında düşünmeye de bol bol vakitleri olacak. Düşündükçe de bütün benlikleriyle yaptıkları büyük ihanetin altında ezim ezim ezilecekler. Ne ki, nedametten, pişmanlıktan başka vicdanlarını rahatlatacak bir mazeret de bulamayacaklar.  

İç bünyedeki kuşatma sadmesini ekseriyetiyle atlatsak da küresel kuşatmayı atlattığımızı söylemek şu an itibariyle henüz erken. İnşallah onu da atlatacağız; ne ki gayretimizi artırmak zorundayız. 

Yedi düvele karşı amansız bir kavga veriyoruz. Türkiye, tecridin, yalnızlaştırmanın her türlü kirli oyunun denendiği bir ortama sürüklenmek isteniyor. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ı bu noktada merkeze almak gayretinde olan şer ittifak, onun her türlü kişisel dostluk manevralarını boşa çıkarma peşinde. 

Elbette gösterdikleri sınırsız gayrete oranla elde ettikleri başarıları çok sınırlı. Beşşar Esed olayında başarılı oldular; fakat Putin deneyimleri ellerinde patladı. Kısa bir soğukluk dönemi yaşanılsa da Erdoğan- Putin dostluğu şimdilerde eskisinden daha güçlü, daha hararetli hale geldi. 72. Birleşmiş Milletler Kurulunda, hasretle Erdoğan’ın yalnızlaştığını görmeye can atanların canlarına ot tıkanması hiç de zor olmadı. Başta Amerika Devlet Başkanı olmak üzere Erdoğan pek çok devlet başkanıyla görüştü, dostluklarını pekiştirdi. Son dönemde gelişen Türkiye- İran- Irak yakınlaşmasına da öncülük etti ve birliğimizin, beraberliğimizin geleceği adına ümidimizin yeniden filizlenmesine vesile oldu.

Şu sıralarda Mesut Barzani’yi koparmak istiyorlar. Başarılı olurlarsa ne kötü, inşallah olamazlar. Başta Almanya, Hollanda ve Belçika olmak üzere bazı AB ülkelerinin aynı koroya katılmaları elbette tesadüfi bir tercih değil. Bizi, eli kolu bağlı Amerika’nın, İsrail’in insafsız insaflarıyla baş başa bırakmak niyetindeler. Fakat başaramayacaklar ve bu millete asla diz çöktürtemeyecekler. 

 Belki halde küçük zayiatlar vereceğiz, ama istikbalin bütününde yegane kazananlar bizler olacağız. FETÖ de bitecektir, PKK da bitecektir, Güneyimizde de hiçbir yeni devlet kurulmayacaktır. Türkiye’ye iltihakları mı soruyorsunuz? Ümmet şuurunu ihya edebildiğimizde zaten sınırlara da iltihaklara da ihtiyaç kalmayacaktır.  

Batılı, kendi aralarındaki sınırları kaldırırken bizim aramızdaki sınır denen çizikleri çoğaltmak istemesinin en önemli sebebi bizi bu şuurdan uzaklaştırmaktır. Millet olarak da ümmet olarak da agah olmalıyız..

 

  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    HerzamankigibiMüthiş . Kalemine , yüreğineSağlıkHocam.