• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Eğitimde Risale-i Nur formülü (5)

29 Temmuz 2023
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Daha önceki eğitimle ilgili yazılarda kazanılması gereken insani kavramlar olarak, acz, fakr, şefkat, tefekkür ve şevk üzerinde kısaca da olsa durduk. Bugünkü yazımızı da yine kazanılması gereken insani değerlerden olmak üzere şükür üzerinde duracağız.

Altıncısı: Şükür. Şükre sebep, teşekküre gerekçe sayısız, sınırsız ve sonsuzdur. İlmi vücuttan harici vücuda, “aynı sabite” denilen ilk varlık ürpertisini benliğimizde hissedişimizden içinde bulunduğumuz  görünürler evrenine (alemi-i şuhut) gelişimize dek geçirdiğimiz oluş ve bulunuş serüvenin bütününde söz konusu gerçekle iç içeyiz.

Böylesi yakınlık bazen konum körlüğüne sebep olsa da, her daim kayıplarımızın hatırlatıcı etkisinin devreye girmesi, fıtri bir yönelişle şükre meyletmemize yeterlidir. Bu bağlamda, kazandıklarımız da kaybettiklerimiz de şükre birer gerekçedir. Yokluk varlıkla, darlık bollukla, yaşlılık gençlikle, hastalık sıhhatle, ölüm hayatla eşdeğer nimetlerdir.

Yetinme etiği ile şükür psikolojisi arasındaki döngüsel ilişki açıktır. Elde edilen her nimetin üzerindeki ilahi lütuf mührünü görmek, okumak, bütün kainatta tecelli eden umumi vahdet yanında teker teker her varlıkta  yansıyan  hususi  birlik  işaretini idrakle yakından irtibatlıdır. Rabbimizle aramızdaki özel bağlantıyı da ele veren bu idrak seviyesi,  bize ulaşan nimetlerin bütününü özel birer hediye formatında algılamamıza da hususi dayanaktır.

Bize gelen hediyeye karşı saygı, hediyeyi gönderenin bizim yanımızdaki değer ve kıymetiyle doğru orantılıdır. Her nimete, bize o nimeti gönderen Rabbimize saygımız ölçüsünde değer ve kıymet atfetmiş olacağımız gerçeği bu zaviyeden de çok önemlidir.

 Ayrıca, nimete saygı, O’nun bize layık gördüğünü hem nitelik hem de nicelik yönleriyle rıza ve sevgiyle kabulümüze emaredir. Böylesi kabul, O’nun hoşnutluğunu celbe ve dolayısıyla üzerimizdeki nimetlerini artırmasına vesiledir. Ve bir başka döngüsel netice de kanaattir ki, bitmez, tükenmez hazinedir.

Makro ekonomiyi, “tüketim ihtiyaçlarının azlığı, sınırlılığı, kaynakların ise çokluğu, bolluğu” tezini savunan düşünceyle temellendirmek, konuyla ilgili en gerçekçi yaklaşımdır. Yetinme etiği ile şükür psikolojisi arasındaki döngüsel ilişki, bu düşünceyi pratiğe dökebilmenin ve antitezi olan kavgacı, çıkarcı, emperyalist, oportünist zihniyetle fiili mücadele edebilmenin en reel yoludur. İsrafa, savurganlığa, faydasız harcamalara geçit olmamalıdır. Tutumluluk ahlakı esas tutulmalı, zaruret kriteri şart kabul edilmeli, adil paylaşım yaklaşımı öncelikli ilke haline getirilmelidir.

Teşekkür edebi, toplum bireyleri arasında karşılıklı hürmet ve muhabbetin tesisi adına da önemli işleve, misyona sahiptir. “İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah’a şükretmesini de bilmez” hadis-i şerifi teşekkür kültürünün geliştirilmesi adına söylenmiş Nebevi uyarıdır. Küçük-büyük verilen her desteğe teşekkürle mukabele kadirbilirlik göstergesi seçkin davranıştır. Kendi verdiklerine mukabil muhatabından her hangi bir karşılık veya teşekkür beklememe ise kemal ve olgunluk göstergesi zarif, saygın duruştur.

Yokluk ve yoksulluk vetiresinde sürdürülen şükür bir çeşit sabır olduğu gibi, bolluk, zenginlik döneminde savurganlığa zorlayıcı fantezilere kapılmama yönünde gösterilen direnç ve sabır da bir çeşit şükürdür. Bu bağlamda sabırla şükrü eş anlamlı saymak yanlış değildir.

Rabbimizin ikram ve lütuflarına karşı bir kulluk vecibesi olarak bize düşen görev arasında sayılan “zikir-fikir-şükür” üçlüsünün gerçek nimet veren Allah’ı anma, hatırlama adına yekdiğerini etkileyen, tetikleyen sebep-sonuç ilişkisi içinde birbirleriyle irtibatlı bulunduklarını söylemek mümkündür. Bu tespit, şükürle elde edilmesi muhtemel insani kazanımları işaretlemesi bakımından da ayrıca önemlidir. Zaten, bütün nafile ibadetler, ritüeller aynı zamanda birer şükür, birer teşekkür fırsatıdır.

(Daha geniş ve derin bilgiler için bkz: Mektubat, 28.Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kral

Bence Sait Nursi'nin yazdığı eserler tasavvuf u durdurmak ve müslümanların yerlerinde patinaj çekmesi için yazılmış kitaplardır haaa bunu o eserleri okuyan biri olarak yazıyorum,eneyi anlatır cemaatinde bulunanların çoğu kendini beğenmiş çok bilmislerdir ene bahsinden aldıkları ortadadır.Zikir fikir şükür der o eserleri okuyanlar 5 dakikalık tesbihata zikir derler ,şükür desen az biraz fikir dersen ohooohooo derya deniz onlardan başka bilen yok

Altın kalem L. Erdoğan

Lakin bazı dipyorumlarda Risale-i Nur ve Said Nursi aleyhinde deli saçması yazanları muhatap almaya lüzum yoktur: Bunlar şeytanın sözcüsüdür. Euzubillahimineşşeytanirracim.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23