• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Kimlik bunalımı kişinin kendini inkârdır

06 Mayıs 2016
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “yerlilik ve millilik” ısrarını iyi anlamak ve idrak etmek gerekir.

İster kabul edelim ister reddedelim, toplum olarak ciddi bir kimlik bunalımıyla karşı karşıyayız. Bunu gizlemenin, örtmenin veya inkâr etmenin bir faydası yoktur.

Toplumun en küçük birimi aile içi tartışmaların temeline inilip sebebine bakıldığında, aile bireylerinin kimlik bunalımında yüzdükleri görülür.

Bizim milli bir kimliğimiz vardır. Temel unsurlarını; “din, dil, milliyet, müşterek tarih, folklor, edebiyat” ve benzeri kültürler teşkil eder.

Milli kimliğin özünde, yaşadığımız topluma mensubiyetle birlikte, vatana aidiyet duygusu hâkimdir. Bu mensubiyet ve aidiyet zafiyeti, kimliğimizin zedelendiğini gösterir.

Bizim kimliğimiz nettir. “Müslümanız ve İslam ümmetiyiz”.

Bu hakikatin reddi, yok sayılması, değiştirilmeye çalışılması, bugüne kadar bir netice vermemiş, tam aksine kavgalara, tartışmalar sebep olmuştur.

Bunları söylerken içimizdeki İslam dışı inançlara mensup azınlıkları dışlıyor değiliz. Onlarla din birliğimiz olmayabilir ama diğer milli hasletlerimizde bir ve beraberizdir.

Elbet kimlik bunalımı dünkü bir hadise değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve milli kimlikten söz ederken, Tanzimat’tan beri yapılan kıyım ve yıkımdan bahsetmektedir.

Tanzimat’tan bu yana, “ilim ve teknik ithali yerine yabancı kültür ithali yapılması” toplumun özellikle şehirli kesiminde; taklitçilik, tefrika, ifrat, tefrit doğurmuştur.

Kendilerine “aydın” yaftasını vuranlar, kültürlerinden kopmuş, bununla da kalmayıp bir de düşmanlık beslemişlerdir.

Kimlik bunalımına yol açan kurumlardan birisi de “Köy Enstitüleri’dir”. Bu okullardan mezun olup da toplumun dini ve milli değerlerine düşman olmayan öğretmen sayısı bir elin parmakları kadardır.

Kimliksizliğimize sebep bir diğer kurum ise “Halk Evleri” olmuştur. Öyle ki, buralarda milli musikimiz dahi yasaklanmıştır.

Bir de laiklik ekseninde oluşturulmak istenen “dinsiz eğitim” anlayışı ve baskısı, kimlik bunalıma sebep olmuştur.

Onbeş yıl öncesine kadar toplumumuzu bir arada tutan yerli ve milli mefkûremiz, eğitim tedrisatında yoktu.

Haliyle nesiller arasındaki dini milli değer köprüleri yıkılarak insanlarımız kimliksizleştirildi.

Nice nesillerimiz aileden öğrendiklerini okullarda, okullarda öğrendiklerini aile içinde uygulayamadıklarından kimyaları bozulmuş, farklı kişiliklere bürünmüşlerdir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı doğru ve ivedi anlamalıyız. Yerli ve milli kimliğimizin havzasına dönmeliyiz. Bu çıkmaz sokaktan kurtulmalıyız.

Laiklik şemsiyesi altında yapılan din düşmanlığı sebebiyle, Müslüman toplumlardan uzaklaştık, bir ve beraber olamadık.

Onlarla her türlü ilgiyi kestik, sırtımızı döndük kaçtık, yetmedi düşman bildik, düşmanca davrandık.

Dinden uzaklaşmayı, dine uzak durmayı ilericilik bildik ve öyle saydık. Batılılaşalım derken “Batıl’a” saplandık, biz olmaktan çıktık.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu birlik ve beraberliği yeniden tesis etmek için “yerli ve milli” söyleminin içinin doldurulmasını ve hayata geçirilmesini istemektedir. 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23